Yıllar Sonra Bir Gün

Yaşam Yorum yok »

Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. Ve hışımla dalar 24 numaralı odaya…
Bir yatak, çelik bir elbise dolabı, küçük, formika kaplı bir sehpa, dayanakları ahşap bir tek misafir koltuğunun bulunduğu, yerlerin mozaik olduğu, penceresi batıya bakan, pek köhne sayılamayacak bu Huzur evi odasında yaşı 70’ e varmış ve çoktandır ilaç tedavisi gören birisi yatmaktadır.
Kaybetmişlikle bulmuşluğun, ya da bulmuşlukla kaybetmişliğin arasında bir çok zıt duyguyu aynı anda yaşayan kadın, gözlerinin ışığına bakılırsa, sevinmektedir. Alnındaki daha bir belirginleşen hayat çizgileri ise üzüntülü olduğunu ortaya koymaktadır.
Çok kısa bir sürede anılar gözünün önünden bir film şeridi gibi geçmiş olan kadın, üzerinde lacivert eşofman bulunan yataktaki yaşlı adama yaklaşır. Gözleri nemlidir. Yıllardır denize hasret bir kaptanın denizi seyrettiği gibi seyreder bir müddet onu. Ve buruk bir sevinç içerisinde seslenir.

- Merhaba,
Nihayet buldum seni.
Nasılsın,
Beklemiyordun değil mi beni?..

- Merhaba,
Ben kaybolmadım ki bulunayım.
Herkes biliyor ki,
Son sekiz senedir buradayım.

- Yanlış anladın,
Kavuştum sana dedim.
Belki inanmayacaksın ama,
Seni çok özledim.

- Çıkaramadım, af buyurun,
Tanıtır mısınız kendinizi?
Ne zamandır tanıyorsunuz,
Bendenizi?

- Yapma Allah aşkına
Yapma be şâir
Ne şiirler yazmıştın hani,
Beni sevdiğine dâir.

- Hem sevdim hem şiir yazdım ha
Şimdi iyice şaşırttınız.
Aklımı yitirmedim daha
Bence siz ortaya bir yalan attınız.

- Yalan değil söylediğim
Niçin öyle düşünüyorsun?
Bu değildi beklediğim,
Beni kırmak mı istiyorsun?

- Niyetim sizi üzmek değildi,
Samimi söylüyorum.
Sadece gerçekleri,
Anlamak ve anlatmak istiyorum.

- Haydi, gezdireyim bahçede seni,
Hava alırsın, mevsim nasıl olsa yaz.
Hem belki konuştukça,
Hatırlarsın geçmişi biraz.

- Hatırlamam neyi değiştirir,
Konuşsak da hoş konuşmasak da hoş.
Gerçek olan tek şey şu değil mi;
Sevgisiz geçen hayat boş.

- Alır alır gelirdim seni buraya,
Ancak Huzur evinde kavuşuruz derdim.
İster inan ister inanma ama,
Ben sana bu güne söz verdim.

- Ya, demek öyle,
Pekiyi ya bunca geçen zaman?
Hasret nasıl telafi edilir,
Mümkün mü o günü tekrar yaşaman?

- Hiç unutmam,
Bir sohbette sormuştun bana,
“Bende ne buldun?” diye.
Gönlümü çalan ne servetindi
Ne de verdiğin bir hediye.

- Allah Allah,
Diyorsun ki şuydu sorduğun,
Peki söyle bakalım,
Neymiş bende bulduğun?

- Oturduğumuz o parkta gözlerine bakarak,
Gülümsemiştim.
Ve daha sonra sana,
Sen beni çok sevdin, demiştim…

- Hatırlıyorum elbette hepsini,
Unutulur mu hiç?
Onca gayret onca emek.
Tahmin etmeliydim,
Sen, “O” sun demek.

- Evet, benim,
“Sevmekten kim usanır?” diyen,
Kaç kere yemin eden,
Kaç kere geri gelen…

- Anlıyorum, kaçan kovalanır, sevenden kaçılır,
Bizde böyledir değil mi âdet?
Üç günlük dünyada
Çok görülür saadet.

- Gittim… Gittim ama,
Sebepsiz değildi gidişim,
Terk etmiş olsam da seni o gün.
Geldim işte yanındayım,
Ve seninim bugün.

- Neye yarar ki,
Ne olursa olsun neden,
Beni terk ettin.
Ve geçti artık iş işten,
Sen unutulmuş olmayı,
Çoktan hak ettin.

- Yalvarırım,
Yalvarırım bana bunları söyleme.
Kırk yıldan sonra,
Tam bulmuşken seni,
Yeniden kaybetmemi isteme.

- Bırak !..
Bırak lütfen ellerimi,
Ömür bitmiş seni neyleyim?
Tek başıma yaşadığım dünyadan,
Bırak da, yalnız gideyim…

Sağ elini avuçlarının arasında tutan kadından kurtaran yaşlı adam, oturmakta oldukları banktan da aniden kalkar.

Bastonunun da yardımıyla ağır aksak yürümeye başlar. Ağlıyordur… Ama arkasına bakmadan yürümektedir. Binaya mı? Odasına mı? Hayır…

Ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş gençliğinin maralını, güzel hatıralar yaşadığı kadınını, yüzlerce şiir yazdığı ilham perisini bırakmıştır arkasında…

Gitmektedir…. Ama nereye gittiğini ne kendisi ne bir başkası bilmektedir…

Mümtaz Beğen

İçimizdeki Programlar

Yaşam Yorum yok »

İçimizdeki programlar acaba nasıl çalışıyor? Çalışması gerektiği gibi mi yoksa bize uyan kısmı gibi mi..

Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: İlk adim olarak KALBİM dosyanızı açmanız
gerekiyor. Açtınız mi?

Müşteri: Evet. Ancak su anda GECMİŞACILAR.EXE, DÜŞÜNDÜKÇE.EXE, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE isimli programlarda çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?

Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak sisteminizden GECMİŞACILAR.EXE’yi silecektir. Bir sure daha geçici hafızanızda kalabilir ama artık diğer programları etkilemeyecektir. SEVGİ er geç DÜŞÜKGÜVEN.EXE’yi silerek YÜKSEKGÜVEN.EXE isimli
bir modül yükleyecektir. Ancak,siz HASET.EXE ve GÜCENME.EXE’YI mutlaka kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ’nin yüklenmesine engel olur. Onları kapatabilir misiniz lütfen?

Müşteri: Tamam, kapattım. SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?

Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece bir temel program. Üst versiyonlarının yüklenmesi için başka KALP’lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.

Müşteri: Ooooops… Daha şimdiden bir hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: Mesaj ne diyor?

Müşteri: HATA 412-PROGRAM İÇ SİSTEMDE ÇALIŞMIYOR. Bu ne demek?

Yetkili: Endişelenmeyin. Bu sıradan bir problem. SEVGİ programının başka KALPLERDE çalışmaya hazır olduğunu ama henüz sizin KALBİNİZDE çalışmadığını söylüyor. Su komplike programcılık terimlerinden biri,ama daha sade bir dille “Programın başkalarını SEVEBİLMESİ için öncelikle sizin kendi sisteminizi SEVMENİZ gerektiği” anlamına gelir.

Müşteri: Yani ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: “KENDİNİ KABULLENME “isimli dosyanın altındaki KENDİNİ AFFETME.doc, KENDİNEGÜVENME.TXT, DEĞERBILME.TXT ve IYILIK.doc isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini “KALBİM” dosyasına kopyalayın. Bir de KENDIKENDINEKRITIK.EXE’YI tüm dosyalardan ve daha sonra da cop kutunuzdan silerek tamamıyla yok olduğundan emin olun.

Müşteri: Başardım. Hey! KALP’İM gerçekten tertemiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.mpg su anda monitörümde oynuyor ve SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.com KALP’imin içine kopyalanıyor.

Yetkili: O zaman SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Su andan itibaren her şeyle basa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan son bir sey…

Müşteri: Nedir?

Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonucunda size tertemiz modüller geri dönecektir.

Bebek Bakımı, sağlığı ve isimleri

Aşk & Evlilik, Yaşam Yorum yok »

Bebekler Hakkında Öğrenmek istediğiniz her şeyi bu linkimizden ve gerçek kişilerin yaşadığı tecrübelerinden faydalanarak sıkıntılarınızdan bir nebze olsun kurtulmanızı sağlayabilir. Bebeklerin doğumundan gelişimine kadar tüm evrelerini buradan takip edebilirsiniz.

Sitemizden Bebeğinize İsim araştırmasıda yapabilirsiniz.

En Gözde Kız Bebek İsimleri:

ADAL: Ün kazan - AĞÇA: Temiz, saf – ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek – AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız – BENGİSU: Ölümsüzlük suyu – BEYZA: Çok beyaz, lekesiz – BUSE: Öpücük – IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık – ITIR: Güzel koku; El ve yüze sürülen çiçek özü, esans – MÜGE: İnci çiçeği – RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş – RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut- VİLDAN: Yeni doğmuş çocuk – YAPRAK: Bitkilerin çeşitli biçimdeki yeşil bölümü

En Gözde Erkek Bebek İsimleri:

ALİ: Yüksek,büyük – ALPER: Yiğit er – AYGEN: Dost, gönüldeş – EGE: Yaşça büyük,ulu – ESER: Yapıt – UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı – MURAT: Dilemek ,arzu etmek – TUNÇ: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım.

Bebeklerle İlgili Dikkat edilmesi gereken Püf Noktaları:

AY AY BEBEK GELİŞİMİ BEBEKLERDE BEYİN GELİŞİMİ BEBEK PSİKOLOJİK GELİŞİMİ BEBEĞİN KİLOSU YÜRÜME  İLK AYAKKABI TIRNAK KESİMİ BEBEĞİN DUYMASI BEBEĞİNİZLE İLETİŞİM BEBEĞİNİZİN DİŞLERİ BEBEĞİNİZİN ALT TEMİZLİĞİ BEBEĞİNİZİN GİYİMİ BEBEĞİNİZİN BANYOSU BEBEĞİNİZİN ARABA KOLTUK BEBEĞİNİZİN ODASI NASIL OLMALI? BEBEĞİNİZİN UYKUSU BEBEĞİNİZİN GELİŞİM GRAFİĞİ BEBEKLERDE AĞIZ BAKIMI BEBEKLERDE EMZİK KULLANIMI BEBEKLERDE İNEK SÜTÜ KULLANIMI VİTAMİN VE MİNERALLER BEBEKLER İÇİN NİNNİLER AŞI NEDİR? AŞILARIN YAN ETKİLERİ BEBEĞİNİZİN AŞI TAKVİMİ BOY KİLO CETVELİ.

Bebeklik döneminde uygulanan aşılar:

Verem (BCG) aşısı: Bebek iki ayını doldurduktan sonra yapılmalıdır. Bebeğe verem aşısın yapıldıktan sonra 3 gün banyo yaptırılmamalıdır. Verem aşısı ilk yapıldığında aşı yerinde hiçbir reaksiyon görülmez, ancak 6-8 hafta sonra aşı yerinde ufak bir kızarıklık ve sivilce benzeri bir şişlik saptanır. Bu daha sonra kaybolarak yerinde ufak bir iz bırakır. Yenidoğan döneminden sonra da 5 yıl arayla 20 yaşına kadar aşılama tekrarlanmalıdır

Karma aşı (DBT): Karma aşı difteri, boğmaca ve tetanoz aşılarını içerir. 2. 4. 6. aylarda, 18. ayda ve 4. yaşta kas içine yapılır. Bu yaştan sonra karma aşıdan boğmaca aşısı çıkarılır. 10 yaşında difteri, tetanoz olarak yapılır. 10 yaşından sonra yapılacaksa erişkin tip difteri aşısı kullanılmalıdır. Her 10 yılda bir tekrarlanmalıdır. Aşı yerinde kızarıklık, şişlik, küçük bir şişlik gelişebilir. Bir süre sonra geçer. Aşıya bağlı havale geçiren çocuklarda boğmaca aşısı yapılmaz.

Çocuk felci (polio) aşısı: Çocuk felci karma aşılarla aynı zamanda ağızdan damla şeklinde kullanılır. Canlı aşıdır. Bazı özel durumlarda ölü aşı tercih edilmelidir. Ağızdan verilen aşı kusulursa tekrarlanmalıdır.

Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları: Ülkemizde  hala kızamık meydana getirdiği ölümler nedeniyle önemini koruduğundan rutin aşı programında kızamık aşısı 9. ayda yapılmaktadır. 15. ayda tekrar edilir. 15. aydaki tekrarın kızamık, kızamıkçık, kabakulak kombine aşısı şeklinde yapılması uygundur. Kızamıkçık özellikle hamilelikte geçirildiğinde bebekte sakatlıklara neden olabileceğinden, doğurma yaşına gelmiş her genç kızın bu kızamıkçık aşısı yapıldığından emin olunmalıdır. 11 yaşlarında kızamık, kızamıkçık, kabakulak kombine aşısının tekrarı gerekir.

Hepatit B aşısı: Ülkemizde hepatit B taşıyıcılığı %10 olarak bilinmektedir. Kan, kan ürünleri ve salgılarla bulaşabilir. Hepatit B ile enfekte kişide ileride siroz ve karaciğer yetersizliği gelişebilmektedir. Bu nedenle her yenidoğan doğumdan hemen sonra, 1. ayda ve 6. ayda olacak şekilde toplam 3 kez aşılanmalıdır. fakat özellikle annede hepatit B taşıyıcılığı tesbit edilmişse bebeğe doğar doğmaz aşı ile birlikte Hepatit B İmmunglobulini verilmelidir

Hepatit A aşısı: Hepatit A, oral yolla bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hijyen kurallarının düzeltilmesi ile hepatit A geçirme olasılığı azalmaktadır. Hepatit A erişkin yaşlarda geçirildiğinde daha ağır seyretmektedir. Hepatit A aşısı bir yaşından sonra ve 6-12 ay arayla toplam iki doz yapılması önerilmektedir.

Dişlerin oluşumu ve gelişimi ne zaman oluyor??
Embriyolojik hayatta (anne karnında) ağız boşluğuna ait oluşum belirtileri 3. haftada görülmesine rağmen, dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler 6.haftaya rastlamaktadır. 7.haftadan itibaren dişlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye başlar.

Süt dişleri nasıl tanınır??

  • Süt dişleri, çocuk altı aylıkken çıkmaya başlar ve 2.5 yaşında alt ve üst çenede 10’ardan (20) tane olarak tamamlanır.
  • Süt kesicileri ve süt kaninleri, kalıcı dişlere göre daha küçüktür. Süt azıları da kalıcı azılara göre daha küçük yapıdadır.
  • Çocuk büyüdükçe, süt dişlerinin kökleri altında yer alan kalıcı dişin kökü, sürme etkisiyle erimeye başlar; kök tamamen eriyip dişin yalnız kuronu kalınca da diş kendiliğinden düşer.

Hangi diş ne zaman çıkar??
İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında… Demek ki diş çıkarma süreci, insanın 20 yılını alır.

SIFIR YAŞ İLE BİRBUÇUK YAŞ ARASI ( 0-1.5 yaş)

Yeni doğan bebeğin çok önemli iki özelliğinden biri yaşayabilmek için tümüyle başkalarına bağımlı ve muhtaç olmasıdır. Ona bakan onu doyuran, koruyan biri olmazsa bebek ölür. Bu temel özellik çocuğun daha yaşamının ilk anından itibaren başka insanlarla ( anne veya anne yerini tutan bir başka kişi v.b ) bir sosyal ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Yeni doğan bebeğin diğer önemli özelliği tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasıdır. Bu özelliğine egosantrik de diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini en ön planda tutmak değildir.

Bebek ilk ilişkisini bu çerçeve içinde annesi ya da annelik görevini yapan kişi ile kurar. Çocuğun bu ilişki içinde iki temel gereksinimi vardır: fiziksel bakım ( doyurma ve korunma ) ve sosyal bakım ( sevgi ve duygusal yakınlık ). Bu iki temel gereksinimin nasıl ve ne ölçüde yerine getirildiğini bilirsek çocuğun ilerdeki kişiliğinin temeli hakkında çok şey öğrenmiş oluruz. Önce fiziksel bakımı ele alalım. Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk zamanla annesini ve ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kişiyi bir ödül kaynağı olarak beller, ona değer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir, ona bağlılık duyar ve bağlanır. Bebeğin kısa süre de olsa annenin gözden uzaklaşmasına dayanabilmesi bebeğin öz benliğine de varlığı artık kesinlik kazanmış bir anne tasarımının bulunduğunu gösterir. Anne bir süre gözden uzaklaşmış olabilir, fakat az sonra gelecektir, çünkü gözden şu anda silinmesi tümden yok olması değildir. Demek ki düzenli alma verme ilişkisi bebeğin zihninde annenin sürekliliğini sağlar. Anne çocuğa karşı tutarlı ve olumlu ise çocukta genel olarak yaşamda doyum bulacağına ilişkin bir temel güven duygusu oluşmaya başlar. Ama anne tutarsız, olumsuz ya da kaygılı ise çocuk bu temel güveni oluşturmakta zorluk çeker.

Fiziksel bakım eksiksiz de olsa temel güveni oluşturmada tek başına yeterli değil. Sevgi ve duygusal yakınlık görmeyen çocuğun kişiliği bu durumdan olumsuz etkilenir. Hatta bakım evlerinde yaşayan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar yeterli fiziksel bakım gören ama sevilip okşanmayan, konuşulmayan çocukların önce çevreden ilgi aradıkları, fakat zamanla adeta yaşama küsüp çevreyle ilişkilerini kestiklerini ortaya koymuşturlar. Oysa sevgi ve duygusal yakınlık gören çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona değer vermesi onda değerli olduğu kanısını uyandırır. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna ilişkin temel güven oluşturur. İşte, anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta “Temel güven duygusunun” özünü oluşturur.

Bununla birlikte bütün yaşlarda yaklaşmakta olan tehlikeyi veya rahatsızlığı sezmek için dürüst ve dürüst olmayan insanlar arasında ayrım yapmak için biraz güvenmemede gereklidir. Ama eğer güvenmeme güvenmeden az olursa çocuk ya da gelişmiş insan hayal kırıklığına uğrayabilir, şüpheci ve kendine güvenden yoksun olabilir

Kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktör ise duygusal gelişimdir.Duygusal gelişim sağlıklı bir insan gelişimini inceleyebilme açısında önemli olduğu kadar, duygusal temelde sorunları olan çocukların bu sorunlarının anlaşılması ve tedavisi açısından da araştırılması gereken bir konudur.Duygusal gelişimin parçası olan korkuya şöyle bir bakalım. Bu dönemde ses korku yaratan uyarıcılar arasında birinci sırada gelir. Altıncı ayda veya daha ileri aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artmıştır.Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir.7. ve 8. aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları birinci yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir.

Bebeklik çağında öfke ve saldırganlık tepkisi çocuğun bir kimse ya da olay tarafından engellenmesinden doğar. Bu engeller en belirgin şekilde şu alanlarda ortaya çıkar; yemek yeme, temizlik, tuvalet eğitimi, uyku, oyundan alı konma. Bu tür engellere karşı bebeğin ilk tepkisi, hedefi belli olmayan bir ağlama ve çırpınmadır. Giderek çevresinin ödüllendirdiği yönde davranışını belirler, bağırma, tepinme, inatla nefes tutup çevresini korkutma gibi yöntemler bulur.

Bayram Trafiğine Dikkat!

Haberler, Yaşam Yorum yok »

İstanbul‘u Anadolu’nya bağlayan köprü konumundaki Kocaeli‘de de hem TEM Karayolu, hem D-100 Karayolu’nda hereketlilik beklendiğinden bazı önlemler alındı. Karayolları ekipleri TEM Karoyolu’nun Çamlıca‘dan Sakarya‘ya kadar olan bölümündeki tüm bakım onarım çalışmalarını tamamlayarak bölünmüş yol uygulamasını sona erdirdi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Müdürlüğü yetkilileri ise sürücülerin araçların bakımını yaptırmalarını, aşırı hızdan kaçınmasını, TEM Karayolu’nun Dilovası Rampası, Dilovası ve Hereke tünelleri ile İzmit geçişindeki tünel ve viyadüklerde daha dikkatli araç kullanmalarını istediler. Hafif yağışlı havalarda da yol kayganlaştığında sık sık kaza meydana geldiğinden sürücülerin zincirleme kazaları dikkate alarak daha ağır seyretmesi önerisinde bulundular.

D-100 Karayolu’nun İzmit geçişi ile İzmit-Yalova arasında E-130 Karayodlu’nda da yarın yoğunluk bekleniyor. Özellikle E-130 Karayolu’nun Halıdere-Ulaşlı ve Ereğli geçişlyerindeki inşaat ve onarım çalışmaları nedeniyle buradarda yollar daraldığından sürücülerin dikkatli olmaları, şerit ihlali yapmamaları istendi.
Yazının devamını okuyun »

Kanserde siyah pirinç mucizesi

Yaşam Yorum yok »

Yüksek oranda lif ve mineral içeren ve şeker oranı düşük olan siyah pirincin kalp hastalıklarına ve kansere karşı etkili olabileceği bildirildi.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, ABD’nin güneyinde yetiştirilen siyah pirinçten alınan lif örneklerini analiz eden bir grup bilim adamı, ürüne rengini veren ve hücre yenileme, yani antioksidan özelliği kazandıran antosiyaninler açısından çok zengin olduğunu gözlemledi. Yazının devamını okuyun »

‘Tanrıya gerek kalmadı’ diyen Hawking’e öfke yağdı

Bilim, Dünya, Yaşam Yorum yok »

Daha önce Tanrı’nın aklını kullanabiliriz diyer İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in “Modern fizik evrenin oluşumunda Tanrı’ya yer bırakmamıştır” sözleri ilahiyatçıları ve dini liderleri ve pek çok bilim adamını kızdırdı.

Yazının devamını okuyun »

Get Adobe Flash playerYapımcı wpburn.com WP themes
Düzenleme KaraKartaL tarafından yapılmıştır. Sitemiz Sohbet ve Sohbet Odaları kelimesinde öncülük etmektedir
Sohbet Odaları
Entries RSS Comments RSS Giriş
Sitemaplarımız: Sitemap - Sitemap - Sitemap
Sitemiz bir Chat Sohbet sitesi olup bedava chat yapma imkanı sunmakdadır. Sohbetodalari.Org Olarak - sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet sitesi, bedava chat, chat sohbet, çet, muhabbet, sohbet odalari, chatsohbet, sohbet chat, sohpet, kameralı sohbet, gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz.