English

Cam Sıvımıdır:? Katımıdır :?

Sohbet Odaları | Bilim Sohbet Odaları »

Cam, çoğunlukla saydam veya yarısaydam halde kullanılan, genellikle sert, kırılgan olan ve sıvıların muhafazasına imkân veren inorganik sıvı malzeme. Antik çağlardan beri gerek inşaat, gerekse süs eşyası olarak camdan yararlanılmaktadır. Günümüzde halen en basit araç gereçlerden iletişime ve uzay teknolojilerine kadar çok yaygın bir kullanım alanı vardır.

Cam ani soğutulmuş alkali ve toprak alkali metal oksitleriyle, diğer bazı metal oksitlerin çözülmesinden oluşan akışkan bir malzeme olup ana maddesi (SiO2) silisyumdur. Cam amorf yapısını koruyarak katılaşır. Üretim sırasında hızlı soğuma nedeniyle kristal yapı yerine amorf yapı oluşur. Bu yapı cama sağlamlık ve saydamlık özelliğini kazandırır.

Cam ilk olarak antik çağlarda üretilmiştir ancak bulunuş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mevcut en eski cam eşyalar, Afrikada’da bulunmuş

Cam bir amorf sıvıdır.. Bu Haliyle de yer yer davranış olarak sıvı halde bir maddeye benzer. Sıvı maddelerin genel özelliklerinden olan viskozite, camda da bulunan bir özeliktir. Diğer bir deyişle cam akışkan bir maddedir ancak akış süresi o kadar uzundur ki bu akışı bir insan gözlemleyemez, yaşam süresi yetmez. Bu yüzden bizler camı sıvı bir madde olarak nitelendirebiliriz. Bundan başka camlar, katılar kadar belirgin erime sıcaklığı olmayan, sıvı davranışı gösteren katı bir faz olarak da nitelendirilebilir.

Satranç Nasıl Oynanır Bilgi

Sohbet Odaları | Bilim Sohbet Odaları »

iki oyuncu tarafından oynanan bir zeka oyunudur. 8 x 8 ‘lik kare bir tahtada oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar Şah, vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir.

Amacı

Oyunun amacı rakip şahı mat etmektir. Bunun anlamı rakip şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında olmayan bir kareye kaçış hamlesinin olmamasıdır. Eğer bir oyuncunun şahının bulunduğu kare tehdit altında olmadığı halde bu oyuncunun legal hamlesi kalan tek taşışahı ise ve de şahının tehdit altında olmayan bir kareye yapabileceği bir hamlesi yoksa oyun pat olur, yani berabere biter. Ayrıca oyun herhangi bir anda oyunculardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bir oyuncunun beraberlik teklif etmesi ve diğerinin de bunu kabul etmesiyle de sona erebilir. Oyun sırasında taşları avantajlı yerlere yerleştirerek rakibin hareketini kısıtlamak ve rakibin taşlarını almak yoluyla gücünü azaltmak esastır. Her taş, kurallara göre ulaşabileceği bir karedeki rakip taşın bulunduğu kareye yerleşerek, yerinden ettiği taşı oyun dışı bırakma gücüne sahiptir, buna taş almak denir. Alınan taş oyuna bir daha geri dönemez ancak bulunduğu hattın son karesine varan bir piyon, oyun haricinde bulunsun bulunmasın, arzu edilen başka bir taşla değiştirilebilir.

Taşların Hareketi

Şah: Boş olduğu takdirde hemen bitişiğindeki karelere gidebilir, tek hamlede daha uzak karelere gidemez.

Vezir: Boş olan karelere hem dikey hem çapraz hareket edebilir. Kale ve filin hareketlerinin birleşimi şeklinde hareket eder.

Fil: Önünde bir engel bulunmadıkça çaprazlarda hareket eder. Fillerin biri daima beyaz, diğeri daima siyah karelerde hareket eder.

Kale: Yatay veya dikey bir hat üzerinde başka bir taşın olduğu kareye kadar serbestçe hareket edebilir. Kale, bulunduğu hattın üzerinde hareket yönünde rakibe ait ilk taşı almak potansiyeline de sahiptir.

At: Herhangi bir yönde 2 kare ve buna dik yönlerden birinde bir kare ilerler. İlerlerken geçtiği karelerin dolu olmasından etkilenmez. Hareketini bitirdiği karede rakip taş varsa bu taşı alır.

Piyon :P iyonlar önlerinde taş bulunmadıkça, ileriye doğru ve düz olarak ilerlerler. Piyonlar açılışta (ilk hamlelerinde) isterlerse iki kare ilerleyebilirler. Piyonlar ileriye doğru tek kare çapraz olarak diğer taşları alabilirler. Sekizinci sıraya ulaşan piyonlar oyuncunun istediği herhangi bir taşa (Şah hariç) terfi ederler. Bu taş genellikle en güçlü taş olan Vezir olur.

Rok Yapmak: Şah ve Kaleyle yapılan 2 hamlenin oluşumundan oluşan tek bir harekettir. Oyunda bir en fazla bir defa yapılabilir. Arada başka hiç bir taş yoksa ve şah ile kale hiç oynamamışlarsa ve şah tehdit altında değilse, Rok yapmak için Şah Kaleye doğru iki hamle atar. Aynı hamlenin devamı olarak, Kale Şahın üzerinden atlar ve yanına yerleştirilir.

Satranç Notasyonu

Satrançta genel olarak cebirsel notasyon kullanılmaktadır. Satranç tahtasında düşey sutunlarda birer harf (a, b, c, d, e, f, g, h) ve yatay sutunlara birer sayı (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ) konulur. Böylece her kare bir harf ve bir de sayı ile belirlenmiş olur. Örneğin, sol alt kare a1, sağ üst kare de h8 ile belirtilir.

Atomun Tarihsel Gelişimi Atomun Tarihçesi

Sohbet Odaları | Bilim Sohbet Odaları »

Eski Yunan ve Avrupa felsefesinin babasi olup Yunan Ege Okulunun kurucusu olan Milet’li THALES (M.Ö. 640-546), her seyin sudan geldigini farzediyordu. Süphesiz Thales’e göre mevcut olan sey, sis, su ve toprak sekillerini alabilmelidir. Thales ana madde olarak suyu almakla, akicilik özelliginde kâinatin esas vasfini düsünmüs ve bu vasfin mütemadi sekilde degismesiyle de maddenin gaz, likid ve solid gibi üç ayri fiziksel halinin meydana gelebilecegini ifade etmek istemistir. Sohbet Odaları – Yazının devamını okuyun »

ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan istifa etti

Sohbet Odaları | Bilim, Genel, Haberler Sohbet Odaları »

KPSS’de kopya çekildiğine dair bulguların ortaya çıkmasıyla tüm gözlerin çevrildiği ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ın istifa ettiği öğrenildi. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre istifa nedeni şöyle: Sohbet Odaları – Yazının devamını okuyun »

Kuraklığa dirençli buğday için test merkezi

Sohbet Odaları | Bilim, Haberler Sohbet Odaları »

Kuraklık Test Merkezi’nde başlangıç olarak, ekmeklik ve makarnalık buğday, arpa çeşitlerinin su kullanım kapasiteleri ve kuraklığa toleransları belirlenecek.

Konya’da Eylül ayı sonunda Kuraklık Test Merkezi açılacak. Kuraklık Test Merkezi’nde başlangıç olarak, ekmeklik ve makarnalık buğday, arpa çeşitlerinin su kullanım kapasiteleri ve kuraklığa toleransları belirlenecek. Merkezde, ıslah aşamasındaki çeşit adaylarının da kuraklığa tolerans durumları daha kesin verilerle ve erken safhalarda tespit edilecek, kuraklığa toleranslı çeşitlerin geliştirilmesinde genetik kaynak olarak kullanılacak bitki materyali geliştirilecek.

Alınan bilgiye göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde Kuraklık Test Merkezi oluşturuldu. Merkez için laboratuar, sera altyapısı ile alet ve ekipmanlar alınarak, kullanıma hazır hale getirildi. Kuraklık Test Merkezi’nin resmi açılışı Eylül ayı sonu olarak planlandı.

Türkiye’de kuraklığın en yoğun yaşandığı yerlerin başında orta Anadolu Bölgesi’nin geldiğini belirten yetkililer, son yıllarda küresel ısınmayla birlikte artan kuraklık etkisinin kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme çalışmalarının önemini artırdığını, bakanlığın bu çerçevede Konya–Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde Kuraklık Test Merkezi’nin oluşturulmasına karar verdiğini anlattılar.

Kuraklık Test Merkezi kapsamında, başlangıç olarak ülkesel ekmeklik ve makarnalık buğday ve arpa çeşit geliştirme programlarının ıslah materyallerinin sera, laboratuvar ve tarla koşullarında kuraklığa dayanıklılık parametrelerinin dikkate alınarak taranacağı ve kuraklığa dayanıklı buğday, arpa ıslah materyalleri ıslah programlarına entegre edilerek çeşit geliştirme çalışmalarında kullanılacağı kaydedildi.

Yetkililer, Türkiye’nin tarım yapılan alanlarının 13 milyon hektarlık kısmında arpa ve buğday yetiştirildiği, bunun 3 milyon hektarlık kısmında kuraklık yaşanmadığı, 5 milyon hektarlık kısmında orta seviyede, 5 milyon hektarlık kısmında ise şiddetli kuraklık yaşandığı dikkate alındığında kuraklığa tolerans çeşit geliştirme çalışmalarının önemli hale geldiğine işaret ettiler.

İklim değişikliği ve buna bağlı olarak oluşan kuraklığın insan beslenmesini tehdit edecek boyuta ulaştığına dikkat çeken yetkililer, Türkiye’de de kuraklığın 2007 ve 2008 yıllarında da etkili olduğunu hatırlattılar.

İklim değişikliği ve kuraklıktan kaynaklanan zararların en aza indirilebilmesinin ”su kullanım etkinliği yüksek,yüksek sıcaklık şoklarına ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilerek üretime konulmasıyla” mümkün olduğunu belirten yetkililer, Kuraklık Test Merkezi’nde yapılacak çalışmaları şöyle özetledi:
”Merkezde oluşturulacak altyapı ile Türkiye’de yetiştirilen tarla bitkileri türlerinin tamamında, bitkilerde su kullanım kapasitesi ve etkinliği belirlenecek. Kuraklığa dayanıklılık seviyeleri erken jenerasyonlarda tespit edilecek ve ayrıca kuraklığa toleranslı çeşitlerin geliştirilmesinde genetik kaynak olarak kullanılacak bitki materyali geliştirilecek. Çeşit geliştirmede test süreleri kısaltılarak etkinlik artırılacak. Kuraklığa tolerans çeşit geliştirmede zaman kazanılacak ve genetik materyallerin, çeşit adaylarının ve çeşitlerin kuraklığa tolerans dereceleri bilimsel verilerle ortaya konulabilecek ve kullanılabilecek.”

Uzay yolcusu kalmasın

Sohbet Odaları | Bilim, Haberler Sohbet Odaları »

Virgin’e ait SpaceShipTwo’dan sonra, Space Adventures adlı firma da Boeing’in geliştirdiği CST-100 uzay aracıyla uzaya ‘turist’ taşıyacak.

Boeing havacılık firması, dünya yörüngesinin alt kademelerinde seyahat edilmesini sağlayacak CST-100 adlı aracıyla uzaya yolcu taşımayı planlıyor.

NASA için geliştirilmekte olan “CST-100″ adlı uzay aracının 7 kişiyi taşıyacağı ve 2015’te sefere hazır olacağı bildirildi.

Boeing firması tarafından yapılan açıklamaya göre, Virginia’daki Space Adventures adlı firmayla, uzay aracının ticari seferleri için yolculara koltuk satılması anlaşması yapıldı.

Firma, potansiyel yolcularının bireyler, firma temsilcileri, hükümet dışı örgütler ve ABD hükümet kuruluşları olabileceğini kaydetti.

İngiliz işadamı Richard Branson’a ait Virgin Galactic adlı firma da 2012 yılından itibaren uzaya turistik turlar başlatacak. Firmanın SpaceShipTwo adlı aracı, geçen yıl sonundaki test uçuşunu başarıyla tamamlamıştı.

Cep telefonunuz konuştukça şarj olsa?

Sohbet Odaları | Bilim, Haberler Sohbet Odaları »

Bilimcilerin yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları ‘ses dalgasıyla elektrik üreten telefon bataryası’ projesinde ilerleme sağlandı.

Bilimcilerin geliştirdiği yeni sistem, konuştukça telefonu şarj edecek. Bu da olur olmadık zaman ev yerde şarjın bitmesi kabusunu ortadan kaldıracak.

Koreli ve ABD’li bilimcilerin geliştirdiği yeni sistem daha da geliştirilip ticarileşebilirse, cep telefonuyla konuşan kullanıcılar, konuştukça telefonunu şarj edecek.

Bilimcilerin yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları sistem, kristal ve seramik özellikli bir nano-malzemenin ses dalgalarıyla şarj olabilmesi buluşuna dayanıyor. Telefonda bulunan bu özel malzeme, ses dalgalarını kullanarak telefonun güç tüketimini durduruyor ve bataryayı tekrar doldurmaya başlıyor.

Piezoelectric ismini taşıyan özel malzeme, mekanik enerjiyi doğrudan elektriğe dönüştürebiliyor. Sistemde kullanılan malzemenin inceliği sadece 21 nanometre kadar. Bu madde şeker kamışı ve kurutulmuş kemikte de bu malzeme bulunuyor.

Nokia da uzun zamandır bu malzemenin ‘şarjı bitmeyen telefon’ üretimi planları çerçevesinde kullanımı için Ar-Ge çalışması yürütüyor.

100 Yıl Yaşamanın Formülü

Sohbet Odaları | Bilim, Sağlık & Diyet 1 yorum - Sohbet Odaları »

Uzun yaşamanın sırrı nedir? Genler mi, yaşam tarzı mı belirleyici? Nasıl beslenmeliyiz? İşte uzun yaşayanların farkı…

İnsan yaşamını uzatmak için yazdığı kitaplar ve yaptığı televizyon programlarıyla tanınan Prof. Dr. Mehmet Öz’ün, bağırsaklarındaki bez dokuda görülen polipin kansere dönüşme riski, erken teşhis ve operasyonla önlendi.

Newsweek dergisi de son sayısında istatistiki bilgiler ve alanlarındaki uzmanlarla, Andoralıların, Sardinya ve Okinawalıların neden daha uzun yaşadığını konuştu. İşte “Uzun yaşayanların farkı” başlıklı haberden satır başları:

Amerika’da büyük bir üne sahip olan sağlıklı yaşam uzmanı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün yaşadığı rahatsızlığın ardından Gastroenterolog Dr. Jon La Pook, söz konusu dokunun yanlış beslenme, obezite veya sigara kullanımından kaynaklanmadığını, genetik olabileceğini söyledi. Yani sağlıklı ve uzun yaşamak için bütün reçeteler uygulansa da anne ve babadan gelen genlerin uzun yaşam hayalini suya düşürebileceğini hatırlattı. Uzun yaşam ve genetik konusunda çok önemli bir araştırmayı yakın zamanda tamamlayan Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyo-İstatistik Bölümü’nden Prof. Dr. Paola Sebastiani ise genlerin yaşam çizgisini ne kadar kısaltabileceği konusunda “Artık gelişmiş ülkelerde geçerli ortalama ömür olan 80’li yaşları görmek için genlerin etkisi yüzde 25-30 civarında” değerlendirmesinde bulundu.

SPOR YAP, STRESTEN UZAK DUR
100 yıldan fazla yaşayan insanlar üzerine araştırmalar yapan New England Centenarian Study’nin (NECS) direktörü Prof. Dr. Thomas Perls, uzun bir yaşam sürme konusunda genlerden çok daha fazla önem taşıyan unsuru yaşam tarzı olarak dile getiriyor. Perls, bunu Newsweek’e şöyle açıklıyor: “Sosyo-ekonomik açıdan benzer toplumlarda yüz yaşından fazla yaşayanların oranı çok da değişmiyor. Genellikle 5-6 binde bir. Ama genel anlamda daha uzun yaşam söz konusuysa ortalama ömür süresi diğerlerine göre daha uzun olan toplumlarda daha az sigara ve alkol tüketildiğini, daha çok spor yaptıklarını ve stresle mücadelede daha iyi olduklarını söyleyebiliriz.”

JAPONYA’DA ORTALAMA ÖMÜR: 84
İnsan ömrü konusunda istatistiki bilgileri de okuruna sunan Newsweek, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri ışığında önemli bir saptamada bulunuyor: “DSÖ verilerine göre ortalama ömrün en uzun olduğu ülke yaklaşık 84 yılla Japonya. Ülkenin güneyinde, Tayvan’a doğru uzanan adalardan en büyüğü Okinawa’da ise hem ortalama ömür süresi Japonya’ya göre çok daha uzun hem de ülkedeki yüz yaşını aşkın insanların çoğu bu adada yaşıyor. Okinawa Adası’nda ve 81 yıllık ortalama yaşam süresiyle listenin üst sıralarında yerini koruyan İtalya’daki Sardinya Adası’nda araştırmalar yapan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ‘Yaşam süresini belirleyen faktörlerin yüzde 70’i aktif olmak, sağlıklı beslenmek, kişisel ve toplumsal ilişkilere önem vermek, inanç dünyasının zenginliği, olumlu ve anlayışlı olmak gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle ilgili’ diyor.”

Kalp hastalıkları ve ölümlerde dünya birincisiyiz
Prof. Dr. Bingür Sönmez “Dünyada bir konuda birinciyiz; kalp ve damar hastalıkları nedeniyle 35-75 yaş arası ölümlerde. DSÖ verilerine göre Türkiye’de 100 bin erkekten 600’ü koroner kalp hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirirken, Kore’de bu sayı 50” diye söze başlıyor. Sönmez’e göre burada en önemli faktör, genetik altyapı. Kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelede önemli bir yapıtaşı olan iyi kolesterolün (HDL) Türklerde genetik olarak düşük olduğunu dile getiren Sönmez, “Öyle ki, Almanya’da doğup orada yetişen Türklerde bile HDL değerleri, ortalamanın altında çıkıyor” diyor.

Akdeniz tarzı beslenmeye özen gösterin
“Akdeniz tarzı beslenmeyi benimseyip hayvansal yağları azaltabilirsek, iyi kolesterolü de yükseltebiliriz. Böylece kalp ve damar hastalıklarının önüne geçilir ve ortalama ömür süresi de artar” diyen Sönmez’e, en uzun yaşayan toplumlar listesinde 82.5 yılla ikinci sırada yer alan Andorra’daki Geriatri Merkezi Direktörü Dr. Albert Font Massip, “Beslenme alışkanlıklarında Akdeniz tarzının hâkim olması ile katı yağ ve hayvansal gıdaların az tüketilmesi de önemli etkenler arasında” diye destek veriyor.

Kendi gıdanı kendin yetiştir
MÜFTÜOĞLU, uzun ömürlü toplumların genellikle ada ülkesi ya da küçük ve uzak ülkeler olduğunu belirtiyor ve başka bir özelliğe daha dikkat çekiyor. “Batılı yaşam tarzının yanlışlarının yanı sıra, alkol ve sigara yanında çevresel atıklar, örneğin petrol kalıntıları, kimyasallar, hava kirliliği de bu bölgelere çok daha zor ulaşıyor” diyor. Müftüoğlu’na göre insan yaşamının uzunluğuna yüzde 70 oranında etki eden yaşam tarzının da yüzde 70’ini sağlıklı beslenme oluşturuyor. Müftüoğlu, “Tabii, Okinawa gibi bir adada ya da Andorra gibi Pirene Dağları’nın tepesinde yaşamıyorsanız bu güç. Uzun yaşayan toplumların çoğu tükettikleri gıdaları ya kendileri üretiyor ya da yakın çevreden temin ediyor. İşte bu nedenle yerel beslenme önemli” diyor.

İthal çilek yerine ‘Osmanlı çileği’ mango yerine kavun
ŞEHİR hayatı içinde yer alan ama uzun bir ömür sürme arzusu taşıyan insanların bir adaya ya da dağa yerleşme olanağı olmadığını söyleyen Müftüoğlu, “Besinleri seçerken mümkün olduğu kadar doğal şeyler seçin ve sizinle aynı coğrafyada üretilen besinlere öncelik verin. Guava yerine kayısı, mango yerine kavun yiyin. Son günlerde bir anda popüler olan ithal ‘altın çilek’ yerine Osmanlı çileği’ yiyin” önerisinde bulunuyor. Prof. Dr. Müftüoğlu uzun ve sağlıklı yaşam için herkesin kendi metabolizmasına uygun besinler tüketmesi gerektiğini söylüyor. Bunun da “Folik asit kan tahlili yaptırarak” anlaşılacağını ifade ediyor.

Get Adobe Flash playerYapımcı wpburn.com WP themes

Düzenleme KaraKartaL tarafından yapılmıştır. Sitemiz Sohbet , Chat ve Sohbet Odaları kelimelerinde öncülük etmektedir
- Sohbet Odaları cinsel sohbet Sohbet Odası Sohbet Siteleri
Sitemaplarımız: Sitemap - Sitemap - Sitemap Sitemap
Sohbet odaları - Sohbet Siteleri - Chat Odaları - Sohbet odası - Chat Sohbet Odaları - Bedava Sohbet Odaları