Yaklaşık iki saat süren toplantının ardından basın açıklaması yapan Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri İsa Gök, komisyonun devlet, işveren, işçi kesimi temsilcilerinden oluştuğunu ve görev alanının, uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat ile belirlendiğini söyledi.
Asgari ücret çalışmalarında temel çıkış noktasının ”çalışanların kendileri ve aılelerı için insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmeleri” olduğunu belirten Gök, asgari ücreti belirleme çalışmalarında Anayasa’da yer alan ”çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomık
durumu da göz önünde bulundurulur” ifadesinin günlük hayatta yerini alması gerektiğini kaydetti.
TBMM’de görüşülen 2011 yılı bütçesinde ücretli çalışanlar ve emeklilerin gelir ve aylıklarındaki gelişmelerin son 8 yıl itibariyle açıklandığını hatırlatan Gök, 2003 Ocak-2010 Kasım dönemi itibariyle tüketici fiyatları endeksindeki artışın yüzde 107,3 olduğunu belirtti. Gök, 2010 yılı Aralık ayı itibariyle aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşının yüzde 207 oranında artışla bin 300 TL’ye, net asgari ücretin yüzde 194 artışla 599 TL’ye, en düşük işçi emeklisi aylığının yüzde 180 oranında artışla 720 TL’ye, en düşük esnaf emekli aylığının yüzde 289 oranında artışla 578 TL’ye ve en düşük memur emekli aylığının yüzde 139 artışla 898 TL’ye yükseldiğini kaydetti.
Çalışanların yaptıkları işe UYGUN adaletli bir ücret elde etmeleri için devletin gerekli tedbirleri almasının anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Gök, ”Buna rağmen en düşük memur maaşı ile en düşük işçi ücreti arasında oluşan ve son 8 yılda giderek açılan fark nasıl açıklanacaktır? Asgari ücret ile en düşük kamu çalışanı arasında yapılacak kıyaslama bu alanda yıllardır sürdürülen haksız ve yanlış uygulamaları ortaya koymaktadır” dedi.
2003 yılı Aralık ayında en düşük memur maaşı ile asgari ücret arasındaki farkın 208 TL iken, günümüzde bu rakamın 701 TL’ye ulaştığına dikkati çeken Gök, şöyle devam etti:
Gök, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun, TÜİK tarafından belirlenen tutarı temel alıp, bu tutara 2011 yılı enflasyonu ile refah payının da ekleyerek, ücretin işçinin eline net geçecek biçimde ayarlaması gerektiğini söyledi. Gök, ”İnsan onuruna yakışır bir asgari ücret belirlenmesinde sorumluluk siyasi iktidarındır” diye Konustu
]]>Hipnoz Enstitüsü Derneği uzman doktorlarından Cenk Kiper, konu ile ilgili soruları yanıtladı.
Vajinusmus nedir, nasıl bir rahatsızlıktır?
Cinselliği dünyanın en büyük ayıbıymış gibi öğrenen çocuklar büyüyünce büyük sorunlar yaşıyor. Kadınların yaşadığı en ciddi sorun vajinusmus yani hiçbir fiziksel engel olmamasına rağmen kadının cinsel ilişkiye girememesi. Aslında bu psikolojik bir rahatsızlık. Biz bunu başarıyla tedavi ediyoruz. Erkeklerimizde ise erken boşalma sık görülüyor. Aslında erken boşalma bir rahatsızlık değil, cinsel bir uyumsuzluktur. Tedaviye gelirken tedirgin başlıyorlar ama sonra çok rahatlıyorlar. Türk insanı artık cinsellikten de cinsel rahatsızlıklardan da utanmıyor. Çünkü herkesin başına gelebilir. Hiçbir farkı yok. Bazı hastalarımız cinsel rahatsızlıkları farklı algılıyor. Oysa cinselliği yaşamak nasıl hayatın normal bir parçasıysa, hastalığı da tedavisi de normal bir şey.
Hipnoz tedavisi nedir ?
Hipnoz tıbbın her alanında tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında yan etki olmaksızın kullanılan bilimsel bir yöntem. Özellikle cinsel tedavilerde hem erkeklerde hem de kadınlarda kullanıyoruz.
Hipnoz tedavisi ile ilgili daha geniş bilgiyi nereden öğrenebilir merak edenler?
Bunun bir derneği var. Hastalar Hipnoz Enstitüsü Derneği’nin internet sitesini ziyaret edebilirler.
]]>Buna göre taleplerin gözden geçirilecek olması ilişkilerin askeri boyutlarına yeni bir darbe getireceği yorumu yapıldı.
İsrail-Türkiye ilişkilerinde süregiden krizde bir sonraki perdenin İsrail’in kısmi silah ambargosuyla açılabileceği öne sürüldü.
Savunma dergisi Jane’s Defence Weekly’ye göre, İsrail Savunma Bakanlığı’nın ihracat ve ihaleden sorumlu organı SIBAT, Türkiye’nin savunma taleplerini tekrar gözden geçirecek. Radikal gazetesi’nin haberine göre; Türkiye, güdümlü tanksavar silahları, ağır piyade muharebe araçları, elektronik savaş sistemlerine ilgisini açıklamıştı.
Taleplerin gözden geçirilmesi ilişkilerin askeri boyutlarına yeni bir darbe olabilir. Türkiye, Anadolu Kartalı tatbikatına İsrail’i davet etmemiş ve İsrail savaş uçaklarını hava sahasını kullanmaktan vazgeçmişti.
]]>AA
ABD Başkanı Obama, 24 Nisan başkanlık açıklamasında, 1915 olayları için, geçen yıl olduğu gibi, Türkçe’ye “büyük felaket” olarak çevrilen Ermenice “Meds Yeghern” sözüne yer verdi.
]]>ABD Başkanı Barack Obama’nın her yıl 24 Nisan’da sözde “Ermeni soykırımı” tasarısıyla ilgili olarak yaptığı ve “Büyük felaket” dediği açıklamasıyla ilgili olarak iktidardan iki farklı bakış geldi.
BAŞBAKAN ERDOĞAN OLUMLU BULDU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ABD Başkanı Barack Obama’nın “soykırım’ yerine Ermenice “Büyük felaket’ ifadesini kullanmasının hatırlatılması üzerine “Bazı mahfillerin bu konuyla ilgili beklentileri çok farklıydı. Bu beklentilere Sayın Obama, bizim hassasiyetimizi de gayet iyi bildiği için bu istikamette bir açıklama yapmadı. Ve bu açıklama şu andaki ABD yönetiminin bu konudaki bakışının ne kadar hassasiyet içinde kaleme alındığını göstermektedir. Süreci bizler de tabi ki hep hassasiyetle takip ettik” dedi.
DIŞİŞLERİ BAKANI DAVUTOĞLU: DOĞRU BULMUYORUZ
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise şunları kaydetti:
Hep vurguladığımız bir husus, biz tarihin herhangi bir şekilde
siyasallaştırılarak değerlendirilmesine karşıyız. Tarihin ancak ve ancak
tarihçiler tarafından araştırılabileceğine ve bu tür tarihi olayların, o tarihi
olaylarla doğrudan ilgili ülkeler, toplumlar arasında konuşulabileceğine
inanıyoruz. Bunun siyasi boyutu olmamalı. Bu açıdan Sayın Obama’nın açıklamasını
doğru bulmuyoruz, kabul edilebilir değildir. Hiçbir şekilde ne yürütme, ne de
parlamentoların bu tür açıklamalarla tarihi yargılarda bulunması kabul edilebilir
bir durum değildir ve tarihi tek taraflı okuma çabaları da bir tür başka bir
adaletsizlik doğurmaktadır.
Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre Bakanlık, vatandaşların acil çağrı hizmetlerine ulaşımının kolaylaştırılmasına yönelik bir sistem üzerinde çalışıyor.
Buna göre, acil durumlarda tek bir telefon numarasıyla kamu kurumlarının ortak çağrı merkezine erişilecek. Buradaki operatörler, gelen çağrıyı niteliğine göre sanal ortamda ”arayüzler” üzerinden ilgili kurumlara iletecek.
Öte yandan Ulaştırma Bakanlığı, deprem, yangın, sel gibi olağanüstü durumlar için Acil Durum Haberleşme Sistemi altyapısını kuracak. Genelkurmay Başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü analog olan haberleşme sistemlerini, bu altyapı üzerinde dijital olarak kurabilecek.
Sistemin işletilebilmesi için her ilde en az bir tane acil durumlarda uydu üzerinden iletişim kurulabilmesini sağlayacak nitelikte baz istasyonu kurulacak. Böylece olağanüstü hallerde GSM veya sabit telefonla iletişim sağlanamazsa uydu üzerinden erişim mümkün olacak. Ulaştırma Bakanlığı, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık için de birer baz istasyonu kuracak.
2014′E KADAR TAMAMLANACAK
Ulaştırma Bakanlığı, en geç 2014′te devreye girmesi planlanan bu sistem tamamlanana kadar acil durumlarda kullanılmak üzere 81 il valiliğine uydu telefonu dağıtma kararı aldı.
]]>Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Abdurrahman Açıkalın, etap sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Kazadan sonra bütün Columbia’lı bisikletçiler parmaklarını sallayarak beni protesto etti.
Almanya, kendi kullanmadığı 214 model gürültülü denizaltıları Yunanistan ve Türkiye’ye satıyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in geçtiğimiz hafta gerçekleşen Türkiye ziyaretinde denizaltı pazarlığı yapıldı.
214 sınıfı denizaltılar, “su yüzüne çıkarken aşırı derecede yan yatması” nedeniyle dünyada çok tercih edilmiyor.
Yunanistan dört, Türkiye altı tane 214 sınıfı denizaltı almak için Almanya ile anlaşma imzaladı. Mali kriz nedeniyle dibe vuran Yunanistan, yapımının hatalı olduğunu söylediği bu denizaltıları almak istemedi. Ama Almanlar “sizi mali krizden kurtarmayız” baskısı yaparak Yunanistan’ın ‘hatalı’ denizaltıları almaktan vazgeçmesini önlediler.
Türkiye aynı denizaltılardan altı adet alabilmek için kredi arıyor. Yapım anlaşması imzalanan bu altı denizaltı için, Hazine Müsteşarlığı 2 milyar Euro kredi arayışını sürdürüyor. Düşük faizli uygun koşullu kredi için finans kuruluşlarıyla müzakereler yapılıyor.
Denizaltı kulisini kaleme alan Taraf gazetesi köşe yazarı Süleyman Yaşar, Yunanlıların 214 sınıfı Alman denizaltılarına itiraz ettiğini yazdı. Çünkü bu denizaltılar, tecrübeli savunma uzmanlarının belirttiğine göre, su yüzüne çıkarken aşırı derece yan yatıyor ve çok gürültü çıkartıyor.
Özellikle su yüzüne çıkarken çok gürültü çıkartan denizaltı, yerini hemen belli ediyor. Zaten Almanlar da bu nedenle 214 sınıfı denizaltıları kendileri kullanmıyorlar.
Almanya, 212 sınıfı denizaltı kullanıyor ancak kendisinin kullanmadığı 214 sınıfı denizaltıları da yüksek fiyatlarla Yunanistan ve Türkiye’ye satıyor. Böylece NATO ve Avrupa Gümrük Birliği üyesi Türkiye ve Yunanistan’ı gereksiz kamu harcaması yapmaya zorluyor.
]]>