dfsdfsdfsdf f dfsd ff dfdfdf
Eyl 17 2010
Siyah Birayla Dana Yahni (6 Kişilik)
MALZEMELER
1 kg. Antrkot Dana Eti, (küp şeklinde kesilmiş)
2 Adet Kıyılmış Soğan
1 Adet Dilimlenmiş Dolmalık Biber ve Kırmızı Biber
2 Diş Kıyılmış Sarımsak
2 Çorba Kaşığı Yağ
1 Çorba Kaşığı Esmer Şeker
1 Çorba Kaşığı Un
12,5 cl. Siyah Bira
12,5 cl. Su
1 Tutam Kekik
1 Çorba Kaşığı Kırmızı Şarap Sirkesi
1 Çorba Kaşığı Beyaz Hardal
3 Tane Karanfil
Tuz, Karabiber
HAZIRLANIŞI
Fırını 150 dereceye ayarlayın. Tavada yağı kızdırın ve etleri içine atıp hafifçe kızartın. Sonra etleri düdüklü tencereye aktarın.
Soğanı, biberleri ve sarımsağı tavada birkaç dakika kavurun. üzerine un ve şeker serpin. Karıştırırken bir yandan da içine yavaş yavaş bira ve su ilave edin. Sonra kekik, sirke, hardal, karanfil, tuz ve karabiber serpin. Kaynama noktasına gelince, karışımı düdüklü tenceredeki etin üzerine dökün.
Tencerenin kapağını kapatın ve yemeği yaklaşık 1,5 saat ateşte tutun. Gerekirse yeniden su ve bira ilave edin.
Not: Yemeğinize havuç ve brokoli de ilave edebilirsiniz.
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Eyl 17 2010
Acılı tavuk ve pirinç
MALZEMELER
2 su bardağı haşlanmış pirinç
2 çorba kaşığı soya yağı
4 adet tavuk göğsü (temizlenmiş)
2 çorba kaşığı un
1 su bardağı kesilmiş kereviz
1/2 su bardağı kesilmiş soğan
1/4 su bardağı taze maydanoz
Yarım kilo taze domates (kabukları soyulmuş ve küp şeklinde doğranmış)
1/4 veya 1/2 çay kaşığı kırmızı biber
1 su bardağı domates sosu
HAZIRLANIŞI
Bir tencerede yağı kızdırıp tavuk göğüslerini kızartın. Etler pişince bir kenara alın. Ayrı bir tavada yağı kızdırıp unu esmerleşene kadar kavurun. Kereviz, soğan ve maydanozu ilave edip 15 dakika daha kavurun. İçine domates, biber, domates sosu ve kızarmış olan tavuk etlerini ilave edip 5-10 dakika kadar daha kavurun. Sıcak pilav üzerinde servis yapın.
Her servis 389 kalori, 32 gr. Protein, 11 gr. Yağ, 41 gr. Karbonhidrat, 4 gr. Lif, 73 miligram kolesterol ve 1039 miligram sodyum içerir.
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Eyl 17 2010
Fındık yağı tercih edilmeli
İngiltere Lincoln Üniversitesi Gıda ve Biyokimya Bölümü öğretim görevlisi ve Fındık Araştırma Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Celalettin Alaşalvar, fındık yağının, piyasada bulunan diğer yağlardan daha kaliteli olduğunu savundu. Doç. Alaşalvar, tombul fındığın içinde bulunan Oleic asit, E vitamini ve kalsiyumun insan sağlığına son derece faydalı olduğunu da bildirdi. Giresun Meslek Yüksek Okulu (MYO) Fındık Eksperliği Bölümü öğrencilerine konferans veren Doç. Dr. Celalettin Alaşalvar, yaptıkları araştırmalar sonucunda, en kaliteli fındığın, Giresun’a has tombul fındığın olduğunun ortaya çıktığını kaydetti. Tombul fındığın içinde bulunan Oleic asit, E vitamini ve kalsiyumun insan sağlığına son derece faydalı olduğunu söyleyen Doç. Alaşalvar, “Giresun tombul fındığının yüzde 80′i yağdan oluşuyor. Diğer fındık çeşitlerine göre yağ bakımından daha fazla. Yıllardır zeytin yağının en kaliteli yağ olduğu söyleniyor. Ancak, yaptığımız araştırmalar, fındık yağının en kalitelisi olduğunu ortaya çıkardı” dedi. Fındık yağının damarlarda tıkanmalar yapmadığını, zeytin yağı veya diğer katı yağların ise damar tıkanıklıklarına sebep olduğunu öne süren Doç. Dr. Celalettin Alaşalvar, “Günde yenilen 50 gram fındık, 1 adet yumurta veya 1 bardak süte eşdeğer vitamine sahiptir. Ayrıca fındık, kalp ve damar rahatsızlarını, tümör ve ur gelişimini, prostat kanserini ve diğer kanserleri önlüyor” diye konuştu. Alaşalvar ayrıca, olgunlaşma dönemi, işlenme, iyi depolama ve hava sıcaklığının da fındığın kalitesini arttıran sebepler olduğunu belirtti.
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Eyl 17 2010
Dünyanın Tarihi Dünya’nın Oluşumu
Yunan Mitolojisi “Başlangıçta kaos vardı” der. Daha sonra bu kaostan Gaia oluşmuştur, yani toprak, başka bir deyişle “Toprak Ana”. Hesiod der ki, “Gaia’dan gökyüzü yükseldi”, yani Uranos. Gökyüzü, yani Uranos; toprağın, yani Gaia’nın hem oğlu hem eşi oldu. O zamanlarda, gökyüzü ve yeryüzü birbirine o kadar yakındı ve birbirlerine öyle büyük bir aşkla sarılmışlardı ki, aralarındaki sınır ayırt edilemezdi. Yazının devamı “Dünyanın Tarihi Dünya’nın Oluşumu”
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Eyl 17 2010
ÇANAKKALE BOĞAZININ BAZI COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ
Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km’dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m’dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara’ya akarken Karadeniz’in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. [1]İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır.
Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914’te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir,Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa’nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914’te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.
Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur:
Türkiye’nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan’ı Almanya’ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul’u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale’ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya’ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.
Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale’de göğüs göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu’da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.
Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915’te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915’ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale’yi terk etmek zorunda kalmışlardır. [2]
Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000’e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur.
Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur.
Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa’nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur.
Çanakkale Zaferi bu tarihten sonra bağımsızlık mücadelesi veren ülkelerin bağımsızlık güneşi olmuştur.
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Eyl 17 2010
TARİHTEN GELECEĞE TÜRK DİLİ
Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300′den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö. 2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya’da yaşamış olmalıdır.
M.Ö. 7.-3. yüzyıllar arasında Karadeniz’le Hazar’ın kuzeyinde ve Kuzeydoğusunda yaşayan Sakaların önemli bir bölüğü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Sakaların kadın hükümdarının adı Yunan kaynaklarında Tomiris olarak geçer. Bu kelime Türkçe Temir (demir) olsa gerektir. Yazının devamı “TARİHTEN GELECEĞE TÜRK DİLİ”
Sohbet Odaları - Yorum (0)
Sonraki Sayfa »