Ara 22 2010

Artan sigara fiyatları kaçakçıları iştahlandırdı

Category: Genel,Haberler,Yaşamserkan @ 20:24

Aydın’da bir ihbarı değerlendiren Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü düzenlediği 2 ayrı operasyonda düzenlenen operasyonlarda 7 bin 100 paket gümrük kaçağı sigara ile kaçak sigaraları piyasaya sürmek isteyen 5 kişiyi yakaladı.

A.G isimli bir şahıs tarafından Aydın’da piyasaya sürümek üzere gümrük kaçağı sigara getirileceği yolunda ihbar alan polis, A.G. isimli şüpheliyi aracı ile birlikte yakaladı. Şahsın otosunda yapılan aramada değişik markalarda 1460 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirildi. Aynı gün yine ihbar üzerine kargo şirketleri aracılığı ile Aydın’a gönderilen 3 bin 570 paket değişik markalarda gümrük kaçağı sigara ile İ.K. ve Y.Y. isimli şüpheliler yakalandı. Yazının devamı “Artan sigara fiyatları kaçakçıları iştahlandırdı”

Etiketler: , , , , , , , , ,


Nis 20 2010

Sigara yasağında geri adım!

Category: Geneladmin @ 22:13

Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde, cezaevlerinde, gemi güvertelerinde ve otellerin belli odalarında, sigara içilebilecek.

Özellikle eğlence yeri sahipleri ile kıraathanelerin işlerinin düşmesine neden olan sigara yasağında, ilk yumuşama geldi. Çıkarılan bir yönetmelik ile, ”Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalarının yatarak tedavi gördüğü sağlık birimlerinde, cezaevlerinde, şehirlerarası veya uluslararası yolcu taşıyan deniz araçlarının güvertelerinde ve otellerin belli odalarında” sigara içilebilmesi için özel alanlar oluşturulacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik uyarınca, bu yerler ile açık havada yapılan spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin icra edildiği yerlerde tütün ürünleri tüketimi için alanlar oluşturulabilecek. Bu yerlere, ”Bu alan tütün ürünleri tüketimine ayrılmıştır. 18 yaşından küçükler giremez” yazılı levhalar da asılacak.

Tütün ürünleri tüketiminin yasaklandığı yerler ile sigara içilebilecek alanlara uyarıcı levha asmayanlara da bin lira para cezası verilecek. Yasal uyarı levhaları, turistik amaçlı tesisler, müzeler, havaalanları ile yabancıların yoğun olarak bulunduğu yerlerde, Türkçe’nin yanı sıra 6 ayrı dilde de asılacak.

Etiketler: , , , , , ,


Nis 05 2010

Tiryakilere Duyuru…

Category: Haberler,Sağlık & Diyetadmin @ 01:53

İsrail de yapılan bir araştırmada sigara içenlerin IQ oranı içmeyenlere göre daha düşük olduğu tespit edildi.

Sheba Sağlık Merkezi’nin yaklaşık 20 bin kişi üzerinde yaptığı araştırma, sigara içenlerin ve içmeyenlerin IQ ortalamalarını ortaya koydu. Araştırmaya göre, bir kişi ne kadar çok sigara içerse IQ seviyesi de o kadar düşük çıkıyor.

Sonuçlara göre:

Hiç sigara içmeyenlerin IQ ortalaması 101,

Sigara içenlerin IQ ortalaması ise 94,

Günde bir paket ya da daha fazla sigara içenlerin IQ ortalaması 90,

Günde 1-5 sigara içenlerin IQ ortalaması 98,

Sigaraya 18′inden sonra başlayanların IQ ortalaması 97

“DÜŞÜK IQ SEVİYESİ OKUL ÇAĞINDA BELİRLENMELİ”

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Tel-Aviv Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Profesör Mark Weiser, bu sonuçlardan yola çıkarak, düşük IQ seviyesine sahip olanların okul çağlarında belirlenmesi gerektiğini söyledi. Weiser, IQ seviyesi belirlenen kişilerin sigara karşıtı kampanyalarla sigaraya başlamasının engellenebileceğini de kaydetti.

Etiketler: , , , ,


Oca 23 2010

En büyük halk sağlığı sorunu: Sigara

Category: Geneladmin @ 20:52

Sigara kullanımı; yalnız içene değil, aynı ortamda bulunanlara da zarar vermesi ve bu durumdan en çok çocukların etkilenmesi bakımından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Barlas, yaptığı açıklamada, pasif içiciliği ‘yanan bir sigara dumanı ve sigara içen kişinin soluğuyla yaydığı dumanın bileşimi’ olarak tanımlayarak, “Çevresel sigara dumanı havaya dağılır ve elbiselere, perdelere, mobilyalara siner. Çoğu kişi için çevresel sigara dumanı, kötü kokulu, yakıcı, göz ve burnu rahatsız edicidir. Çevresel sigara dumanı içinde 4 binden fazla kimyasal madde belirlenmiştir. Bunlardan en az 43 tanesi kanser yapıcıdır” dedi.

2008 yılında yapılan bir araştırmada, babaların yüzde 56,5′inin sigara içtiğinin saptandığına dikkat çeken Barlas, “Evde yaşayan diğer kişilerin (büyükanne, büyükbaba, dayı) yüzde 40,5′inin halen sigara içtiği belirlenmiştir. Öğrencilerin yüzde 86,6′sının anneleri, babaları ya da birlikte yaşadıkları diğer kişilerin halen sigara içtiğinin saptandığı araştırmada, hane temelinde ise öğrencilerin yüzde 58′inin evinde sigara dumanından pasif olarak etkilendiği ortaya çıktı. Araştırmada, öğrencilerin halen sigara içen annelerinin yüzde 92,6′sının, halen sigara içen babalarının yüzde 87,5′inin, evlerinde yaşayan ve sigara içen diğer kişilerin yüzde 88,2′inin evde sigara içtiği anlaşıldı” diye konuştu.

“Çevresel sigara dumanı, herkes için zararlı olmasına rağmen anne karnındaki bebekler, küçük bebekler ve çocuklar büyük risk altındadır. Çünkü gelişmekte olan akciğer, beyin gibi organlar zarar görürler” diyen Barlas, şunları söyledi:

“Anne ve bebek arasındaki hamilelik boyunca bir kan dolaşımı ve bu yolla bir alışveriş vardır. Sigara içen hamile kadınlarda bu dolaşım değişir. Gebelikte sigara içilmesi veya ortamdaki sigara dumanının solunması fertiliteyi, fetusun gelişimini, gebeliğin her safhasını, doğumu, bebek sağlığını ve gelişimini etkilemektedir. Bazı çalışmalar hamilelikte sigara içmenin yarık damak-dudak gibi bazı doğum anomalilelerine yol açtığını göstermiştir. Sigara içen annelerin daha az sütü vardır, bebekleri düşük doğum ağırlıklıdır. Sigara içen anne çocuklarında ani bebek ölüm sendromlarına daha sık rastlanır. Nikotin ve metobolitleri anne sütüne geçer. Nikotinin anne hormonol sistemini veya direkt olarak göğüsleri besleyen kan akımlarına olan etkisi sonucu süt miktarını azaltır. Bebek direkt olarak etkilenerek beslenmeyi reddeder veya huzursuz, sürekli ağlayan bir karaktere sahip olur. Anne sütü ile beslenen ve anneleri sigara içen bebeklerde idrar kotinin düzeyleri aktif sigara içiciler düzeyindedir. Çevresel sigara dumanına maruz kalmak her yaştaki çocuğun akciğer işlevlerini bozar. Çocukluk dönemi astımlarının sıklığını ve şiddetini artırır. Pasif içicilik sinüzit, rinit, bronşit, kronik solunum problemleri (öksürük, geniz akıntısı gibi) rahatsızlıklarını arttırır. İki yaşın altındaki çocuklarda çevresel sigara dumanı bronşit ve zatürree olasılığını arttırır. Günde yarım paket veya daha fazla sigara içen anne babaların çocuklarının herhangi bir solunum yolu hastalığından hastaneye yatma riski 2 kat daha fazladır.”
Dr. Barlas, sigaranın beyin ve entelektüel gelişim üzerine de olumsuz etkileri bulunduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Doğum öncesi sigaraya maruz kalan bebeklerde hiperaktivite, dikkat eksikliği, heceleme, okuma ve matematik problemlerinin öğrenilmesinde zorlukları gibi entelektüel gelişimlerinde yetersizlikler görülür. Bu çocuklar stres ile başa çıkmada daha çok sorun yaşamakta, daha az uyumakta, daha sık soluk alıp vermekte, sıklıkla beslenme sorunları yaşamakta, daha çok terlemekte ve daha sık ateşlenmektedirler. Çevresel sigara dumanı, diğer kanser nedeni hava kirletici maddelerden 100 kat daha fazla kansere yol
açar ve her yıl 3 binden fazla kişinin akciğer kanserinden ölümüne yol açmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2003 yılındaki verilerine göre dünyada 1,3 milyar kişi sigara içmektedir. Yılda 4,9 milyon kişi ve her 8 saniyede bir kişi sigaradan kaynaklanan bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Gerekli önlemler alınmaz ise 2020 yılında 10 milyon kişinin sigaradan kaynaklanan bir hastalıktan hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi erken yaşlarda sigaradan hayatını kaybetmekte olup, gerekli tedbirler alınmaz ise önümüzdeki 20 yılda bu sayı 250 bine çıkacaktır. Sigaranın yol açtığı ölümler trafik kazaları, terör, iş kazaları gibi tüm ölümlerin toplamından 5 kat daha fazladır. Toraks Derneği’nin 2005 yılında yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık yarısı sigara içmekte. Ülkemizde sigara içen 17 milyon kişi günde 40 milyon doları, yılda ise 15 milyar doları sigaraya vermekte. Üstelik, sigaranın yol açtığı hastalıklar nedeniyle ülkemize verdiği yıllık ekonomik zarar ise 2,72 milyar dolardır.”

Etiketler: , , ,


Oca 06 2010

Kanser merkezlerinde sigara bırakma tedavisi

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 11:13

Tuncer, bu yıl içinde hayata geçirilmesi planlanan projeyle Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), kanser taraması için başvuranlara, aynı zamanda sigarayı bırakmaları için danışmanlık hizmeti verilecek poliklinikler de açılacağını bildirdi.

Prof. Dr. Murat Tuncer, dünyada 2005 yılında görülen 11 milyon yeni kanser vakasının 2030′da 27 milyona, 7 milyon ölümün 17 milyona, 25 milyon kanserli hasta sayısının ise 75 milyona çıkmasının beklendiğini ifade etti.

Kanser görülme sıklığının, her 100 bin kişide 2006 yılında kadınlarda 144 erkeklerde 244 olduğuna işaret eden Tuncer, ”Bizim 2010 yılı ülke ortalaması beklentimiz 100 binde 155 iken daha 2006 yılında bu oranın üstüne çıktı. 2030 yılında ise bu oranın her 100 bin kişide 370-400 arasında olması beklentimiz vardı. Ama böyle giderse bu oran 600′ün üzerine çıkacak” uyarısını dile getirdi.

Kanser görülme sıklığında bu kadar artış olmasının en başta gelen nedeninin tütün kullanma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Tuncer, kapalı alanlarda tütün yasağını genişleten Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun gereği gibi uygulanması durumunda 2020 yılında kanser görülme oranlarında kırılma beklediklerini bildirdi. Tuncer, şunları söyledi:

”Sigara eşittir kanser demek. 2006 yılı kanser verilerine göre ülkemizde akciğer kanseri görülme sıklığı beklenenin 2 kat üstünde. Söz konusu yıl için ülkemizde akciğer kanseri görülme sıklığını 100 binde 35 düzeyinde tutmayı planlarken bu oran 100 binde 75′i buldu. Durum çok ciddi. Bu nedenle tütün mamullerinin zararlarının önlenmesi hakkındaki yasayı taviz vermeden uygulamamız, herhangi bir gevşemeye meydan vermememiz gerekiyor. ”

Sağlık Bakanlığı olarak bu yasanın tamamen arkasında olduklarını belirten Tuncer, ”Yasada kesinlikle bir yumuşama olmayacak. Denetçiler hiç bir tereddüte düşmeden yasanın hükümlerini yerine getirmeliler” dedi.

-TEDAVİNİN GERİ ÖDEME KAPSAMINA ALINMASI-

Sigara bırakma tedavisinin devlet tarafından karşılanması için Sosyal Güvenlik Kurumu ile çalışmaların sürdüğünü ifade eden Tuncer, ”’Bazı ülkeler tedavinin tümünü, bazıları yarısını karşılıyor. Bazıları da geri ödemeyi tedavi sayısıyla sınırlı tutuyor. Bizim SGK’ya önerimiz, tedavinin tümünün devlet tarafından karşılanması yönünde. Çünkü durum çok ciddi” dedi.

“Türkiye’de de marketlerde ilaç satışına ilişkin yasal düzenleme yapılırsa, buralarda sigara satışına izin verilemez” diyen Tuncer, Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda prensip kararı bulunduğunu söyledi.

Tuncer, sigarayla mücadelede verdiği destekten dolayı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir teşekkür mektubu da yolladı.

AA

Etiketler: , ,


Ara 12 2009

Sigarayı mutlaka bırakın

Category: Dünya,Sağlık & Diyet,Yaşamadmin @ 14:35

Türkiye’de ‘en az teşhis ve en yetersiz tedavi edilen’ KOAH hastalığına karşı neler yapmalıyız?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, soğuk havalarda vatandaşların yakalanabilecekleri hastalıklardan biri olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)’na karşı dikkatli olmalarını istedi. KOAH’ın Türkiye’de ‘en az teşhis ve en yetersiz tedavi edilen’ hastalıklardan biri olduğunu söyleyen Dr. Alkan, “KOAH, bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak hasta mutlaka sigarayı bırakarak duman ve kirli havadan uzak durmalıdır.” dedi.

Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’ın solunum yollarında kronik iltihapla beraber geriye dönüşü olmayan daralma ve akciğer dokusunda harabiyet yapan bir akciğer hastalığı olduğunu söyledi.

Dr. Alkan, sürekli öksürük, balgam ve her geçen yıl şiddeti daha da artan nefes darlığının, hastaların en çok yakındığı şikâyetlerin başında geldiğini ve insanların yaşam kalitesini bozduğunu dile getirdi.

Alkan, Türkiye’de ‘en az teşhis ve en yetersiz tedavi edilen’ hastalıklardan biri olan KOAH’ın kamuoyunun en az bildiği hastalıklar arasında yer aldığının altını çizdi.

Hastalığın Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada; kalp krizi, felç ve akut akciğer enfeksiyonlarından sonra en önemli 4′cü ölüm nedeni olduğunu söyleyen Dr. Alkan, “Tüm dünyada 600 milyonun üzerinde KOAH’lı bulunmaktadır. Dünyada her yıl 3 milyonun üzerinde ülkemizde ise 26 binden fazla kişi KOAH yüzünden ölmektedir.” şeklinde konuştu.

“KOAH BULAŞICI BİR HASTALIK DEĞİL”

KOAH’ın bulaşıcı bir hastalık olmadığını dile getiren Doruk Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’lı kişilerin çoğu ya halen sigara içmekte olan ya da eskiden sigara içmiş olan kişiler olduğunu her türlü tütün ürününü içmenin ise KOAH’a neden olabildiğini belirtti.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’la yaşamda dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi: “Sigara mutlaka bırakılmalı, inhaler ilaçlar düzenli olarak uygun dozda kullanılmalıdır. Evin havası temiz tutulmalı, duman ve kirli havadan uzak durulmalı. KOAH ağır derecede ise kişi nefesini kısıtlı kullanmalı ve evde hayatı mümkün olduğunca kolaylaştırmalıdır. Yılda en az 3 kez genel kontrol için göğüs hastalıkları uzmanına gidilmeli, nefes alıp verme kötüleştiğinde, hemen hastaneye başvurulmalıdır. Sigarayı bırakmak akciğerlerdeki hasarı durdurur ya da en azından yavaşlatır. Sigarayı bırakmada zorluk çeken hastalarımız, sigara bırakma polikliniklerinden yardım alabilirler. Sigara bırakma polikliniklerinde; uzman hekim kontrolünde, bilimsel yöntemlerle uygulanan tedaviler sonucu başarılı sonuçlar alınmaktadır. ” açıklamasında bulundu.

KOAH tedavisinin ilaçla daimi tedavisinde, nefes yolu ile alınan inhaler ilaçların kullanıldığını aktaran Dr. Alkan, “İlaçlar bronşları açarak daha kolay nefes almayı sağlar. İlerlemiş KOAH’ı olan bazı kişiler oksijen ile yardımcı solunum cihazlarını kullanmaya ihtiyaç duyabilirler. Akciğer rezervinin enfeksiyonlara bağlı azalmasını önlemek amacıyla her yıl grip aşısı ve 5 yılda bir zatüre aşısı mutlaka yapılmalıdır.” tavsiyesinde bundu.

KOAH hastalığının ileri evrelerinde hastalar hayatını sürdürmek için yapmak zorunda olduğu en temel ihtiyaçlarını bile yapmakta zorlandıklarını söyleyen Dr. Alkan, yürümek, ev içinde odadan odaya geçmek, giyinmek, soyunmak, tıraş olmak, banyo yapmak, merdiven çıkmak gibi hareketlerin bile hastayı nefes nefese bıraktığını kaydetti.

Etiketler: , ,