Nis 05 2010

Yüzdeki sivilcelenmenin nedenleri arasında

Category: Sağlık & DiyetRuh @ 16:13

Güzelliğe giden yolun sağlıklı beslenmekten geçtiğini belirten uzmanlara göre, derideki yağ üretiminde, akne oluşumuna yol açan hormon bozukluklarında çinko önemli rol oynuyor. Çinko eksikliğini gidermek için de kabak çekirdeği, zencefil, yulaf, yumurta ve badem tüketilmesi öneriliyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ferin Batman, pek çok kişinin cildindeki sorunları, losyonlar, tonikler ve kremler gibi yüzeysel kozmetiklerle çözmeye çalıştığını, ancak bunların göstereceği etkilerin hafif ve geçici olduğunu bildirdi.

Sorunun köküne inmeden, beslenme alışkanlığının düzeltmeden, toksin alımını durdurmadan sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Batman, ”Cildimizin yenilenmesi ve yaşlanmanın geciktirilmesi, bağışıklık sisteminin dengesine bağlıdır. Doğru besinler seçildiğinde, bağışıklık sistemi korunur ve cildin  yaşlanması ertelenir” dedi.

Batman, son yapılan araştırmaların özellikle bazı vitamin, mineral ve antioksidanlardan yeterli ve dengeli alındığında cildin daha genç ve sağlıklı olacağını gösterdiğini belirterek, cildi içerden dışarıya beslemenin önemli olduğunu söyledi.

Yapılan araştırmalar sonucunda akne şikayeti olanlarda çinko eksikliğine rastlandığını belirten Batman, ”Çinko, sağlıklı cildin en önemli bileşenlerinden biridir. Çinko bilindiği gibi bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Derideki yağ üretiminde, akne ye neden olan hormon bozukluklarında da çinko çok önemli rol oynar” dedi. Batman, kabak çekirdeği, zencefil, yulaf, yumurta ve badem de bol miktarda çinko bulunduğunu kaydetti.

Etiketler: , , , , , , ,


Nis 05 2010

Tiryakilere Duyuru…

Category: Haberler,Sağlık & Diyetadmin @ 01:53

İsrail de yapılan bir araştırmada sigara içenlerin IQ oranı içmeyenlere göre daha düşük olduğu tespit edildi.

Sheba Sağlık Merkezi’nin yaklaşık 20 bin kişi üzerinde yaptığı araştırma, sigara içenlerin ve içmeyenlerin IQ ortalamalarını ortaya koydu. Araştırmaya göre, bir kişi ne kadar çok sigara içerse IQ seviyesi de o kadar düşük çıkıyor.

Sonuçlara göre:

Hiç sigara içmeyenlerin IQ ortalaması 101,

Sigara içenlerin IQ ortalaması ise 94,

Günde bir paket ya da daha fazla sigara içenlerin IQ ortalaması 90,

Günde 1-5 sigara içenlerin IQ ortalaması 98,

Sigaraya 18′inden sonra başlayanların IQ ortalaması 97

“DÜŞÜK IQ SEVİYESİ OKUL ÇAĞINDA BELİRLENMELİ”

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Tel-Aviv Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi Profesör Mark Weiser, bu sonuçlardan yola çıkarak, düşük IQ seviyesine sahip olanların okul çağlarında belirlenmesi gerektiğini söyledi. Weiser, IQ seviyesi belirlenen kişilerin sigara karşıtı kampanyalarla sigaraya başlamasının engellenebileceğini de kaydetti.

Etiketler: , , , ,


Mar 16 2010

Günde 1 Yumurta Kilo Verdiriyor

Category: Erkekler,Sağlık & Diyetadmin @ 06:52

ABD’deki bir araştırmaya göre, günde bir yumurta yemek, kilo vermeye yardımcı oluyor.

71 kişilik bilim ekibinin araştırma sonuçları, ‘Nutrition and Food Science’ adlı tıp dergisinin haziran sayısında yayımlanacak. Araştırmada, yumurtanın bir miktar kalori içermesine rağmen, muhtevasında bulunan bol miktardaki protein ile D ve B12 vitaminleri sayesinde zayıflamayı da sağladığı saptandı.

Etiketler: , , , ,


Mar 13 2010

Yara ve yanıklara ‘nanoteknoloji’

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 15:14

Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) araştırmacıları, bazı metabolik hastalıklar nedeniyle iyileşemeyen yara ve yanıkların tedavisi için nanoteknoloji tabanlı yeni malzeme geliştirdi.
 
Yapısında nanofiber ve büyük oranda su bulunan yeni malzeme, yara ve yanıkların üstüne sürüldükten kısa süre sonra sağlıklı dokuların çoğalarak derinin kendini tamir etmesini sağlıyor.

Jel kıvamındaki malzeme, dünyadaki araştırma laboratuvarlarında yürütülen benzer çalışmalardan, tedavide dışarıdan hormon takviyesine gerek kalmadan vücudun kendi tamir sistemini harekete geçirmedeki başarısı ile öne çıkıyor.

AA muhabirine bilgi veren UNAM araştırmacılarından Yrd. Doç Dr. Mustafa Özgür Güler, Yrd. Doç. Dr. Ayşe Begüm Tekinay ile doku mühendisliği grubu olarak yapay hücrelerarası ortamı sentezlemek ve bunların doku tamirinde kullanılması konularında çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Güler, bir süre önce UNAM’da başlattıkları çalışmalarında, diyabet gibi bazı metabolik hastalıklarda tedavide güçlük çekilen yara ve yanıkların daha hızlı iyileşmesi için bir proje geliştirdiklerini bildirdi.

Yara ve yanıklarda biyolojik faktörlerin bozulduğunu, derideki kolojen isimli vücuda mekanik destek sağlayan üç boyutlu ortamın hasar gördüğünü anlatan Güler, bu hasarın vücut tarafından tamir edilebilmesi için geliştirdikleri nanoteknoloji tabanlı malzemeyle ilgili şu bilgileri verdi:

”Yara ve yanık nedeniyle hasar gören dokuların tedavisi için geliştirdiğimiz jel kıvamındaki malzemeyi hasarlı bölgeye sürüp o bölgede hasarın çabuk iyileşebildiğini laboratuvar ortamında ispatladık.

Malzememiz, sentetik moleküllerden oluşuyor. Bu moleküller biraraya gelerek nanometre ölçeğinde ipliksi yapılar olan nanofiberleri oluşturuyorlar. Nanofiberlerin suyu hapsetmesiyle jel oluşumu sağlanıyor. Böylece yapının yüzde 99′u su, yüzde 1′i de sentezlenen nano malzemelerden oluşuyor.”
 

”DÜNYADAKİ ÇALIŞMALARDAN ÖNDEYİZ”

ABD’de de benzer çalışmaların yürütüldüğünü ancak bu malzemenin yaygın kullanımı için bir ilacın henüz geliştirilemediğini anımsatan Güler, çalışmalarıyla ilgili şöyle konuştu:

”Çalışmamız, dünyadaki benzer çalışmalardan farklı olarak yaraların iyileşmesi sürecindeki mekanizmayı değiştiriyor. ABD’deki çalışmalarda yara ve yanıklarda bu nano yapıların tedavi için harekete geçmesinde dışarıdan çok pahalı büyüme hormonları takviye ediliyor.

Bizim çalışmamızda ise vücudun ürettiği büyüme hormonları direkt olarak nano yapılara bağlanıyor. Üretilen sinyalle dışarıdan bir hormon alınmadan vücudun savunma mekanizması hızla yara ve yanıkların tedavisi için harekete geçiyor ve damar oluşumu sağlanıyor.”

Geliştirdikleri malzemenin dışarıdan yeni bir hormon takviyesine gerek kalmadığından, ucuz ve pratik olarak kullanılabileceğini, raf ömrünün de uzayacağını bildiren Güler, çalışmalarının bu yönleriyle dünyadaki benzer çalışmaların ilerisinde olduğunu söyledi.

”YAŞLANMAYI GECİKTİRİCİ İLAÇLARDA DA ETKİLİ”

Güler, yaşlanmanın dokulardaki kolojen yapının bozulmaya başlamasıyla ilgili olduğunu, bu nedenle çalışmalarının yaşlanmayı geciktirici araştırmalarda da kullanılacağını belirtti.

Hayvan deneylerine bu yıl içinde başlanmasının planlandığını dile getiren Güler, ”Daha sonra klinik deneylere başlamayı planlıyoruz. Bu malzemeyi ameliyatlarda yara iyileştirici ilaç olarak kullanılmak üzere geliştirmek istiyoruz” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Güler, UNAM’daki çalışmalarının geçen yıl uluslararası ”Nano Today” dergisinde yayımlandığını sözlerine ekledi.

Etiketler: , , , ,


Mar 11 2010

DİŞ BAKIMINDA DOĞRU BİLİNEN 30 YANLIŞ

Category: Erkekler,Genel,Haberler,Kadınlar,Sağlık & Diyetadmin @ 20:31

 Diş deyip geçmeyin…. Kalpten beyne öyle hastalıkların tetikleyicisi olabilir ki hayatı size zehir eder. Siz siz olun ağız ve diş sağlığı konusunda tedbiri elden bırakmayın. Halk arasında sıkça rastlanan ve doğru bilinen yanlışlara da sakın ola kanmayın…

Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ağız ve diş bakımında doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış bildiğimiz doğruları şöyle sıraladı:
1- Sert diş fırçası daha iyi temizler. (YANLIŞ)

Dişleri iyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaların kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. 

 

Bastırarak fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, “fırça çürüğü” dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

 

Diş beyazlaştırıcı olarak piyasada satılan macunlar aslında dişleri beyazlatmaz. Ayrıca antitartar veya sigara içenlere yönelik üretilen diş macunlarında da yoğun miktarda aşındırıcı maddeler olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine kalıcı zararlar verebiliyor.

4- Karbonat vetuzla fırçalamak dişleri beyazlatmaz. (DOĞRU)

Karbonat ve tuz, iri granüllü maddeler olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişler parlaklığını kaybeder ve yiyip içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda doğal rengini kaybeder.
 
5- Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer. (YANLIŞ)

Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise “mercimek tanesi” büyüklüğünde olmalı.

 

Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur. 

7-  Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır. (YANLIŞ)

Dişler günde en az iki kez, kahvaltı ettikten sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Dişler fırçalandıktan sonra, dilin üst yüzeyi de yumuşakça dili tahriş etmeden fırçalanmalı.

 

Dişte şekil bozukluğunu düzeltme, dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi ya da porselen kaplama (lamina) sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel görünen dişlere sahip olunabilir.

 

 

İmplant’ı, eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlayabiliriz. İmplant uygulaması sadece, yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı söz konusu ise yapılmaz.

11- Dişleri çamaşır suyu gibi temizlik ürünleri ile fırçalamak dişleri asla beyazlatmaz, çok sağlıksızdır. (DOĞRU)
 Diş beyazlatma işlemi, mutlaka bir diş hekiminden profesyonel yardım alınarak yapılmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle diş beyazlatmaya çalışmak son derece yanlıştır.

12- Beyazlatma (bleaching) dişleri daha da sarartır. (YANLIŞ)

Beyazlatma işlemi, normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.

 

Diş taşı temizliği, uzman bir hekim tarafından doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde diş dokusuna zarar verilmeden, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.

14- Diş taşları temizlendikten sonra daha çok diş taşı oluşur. (YANLIŞ)

Dişleri düzenli ve doğru fırçalamak diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde, iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da dişe hiçbir zararı yoktur.

15- Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez. (YANLIŞ)

Ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.

16- Diş röntgeni doğada alınan radyasyondan daha azdır. (DOĞRU)
Diş röntgenleriyle alınan radyasyon oldukça azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

17- Hareketli protezler çamaşır suyuna konursa beyazlar. (YANLIŞ)
Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Çamaşır suyu, protezin kırılganlığını artırır, ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır ve onlar kullanılmalıdır.

18- Çekilen 20 yaş dişinin yerine diş yaptırmaya gerek yoktur. (DOĞRU)
20 yaş dişi çekildiyse, yerine protez diş yaptırmak gerekmez.

19- Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir. (YANLIŞ)
Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.

20- Diş ağrıyınca dişin üzerineaspirin,tütün, kolonya, rakı ve tuz koymak ağrıyı keser. (YANLIŞ)
Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve dişeti bölgesine uygulanması sonucu dişetlerinde “alkol-aspirin yanığı” denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz gibi) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar
21- Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir vebağımlılıkyapar. (YANLIŞ)
Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir ve alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.

22- Anestezi yurtdışından gelen morfinle yapılırsa ağrımaz. (YANLIŞ)
Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.

 

24- Süt dişleri daimi dişlere sürme rehberliği yapar, zamanından önce dişler çekilmez. Süt dişleri düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır. (DOĞRU)
Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Bu nedenle düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır. 

25- Hamilelikte dişten kalsiyum çekildiğinden, dişetleri kanar. (YANLIŞ)
Hamilelik dönemindeki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni, ağız bakımının yeterli sağlanmaması halinde hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu dişeti iltihabının oluşması veya mevcut dişeti iltihabının şiddetlenmesidir.

26- Her hamilelik bir diş götürür. (YANLIŞ)
Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür

27- Hamilelikte diş tedavisi bebeğe zarar verir. (YANLIŞ)
Aciliyet gerektiren diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir. 

28- Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir. (YANLIŞ)
Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır. 

29- Diş teli sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de kullanılır. (DOĞRU)
Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.

30- Ağrıyan dişi çektirip kurtulmak çözüm değildir. Dişi tedavi ederek mümkün olduğunca ağızda tutmak gerekir. (DOĞRU)
Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon, ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz

Etiketler: ,


Mar 07 2010

Adı “Cihat” olan hastayı muayene etmedi

Category: Dünya,Haberler,Sağlık & Diyetadmin @ 15:08

Almanya’da bir diş doktoru, Cihat isimli Türk hastayı muayene etmedi.

Almanya’da Stuttgart yakınlarındaki Donaueschingen kentinde bir diş doktoru, adı Cihat olan bir Türk hastayı muayene etmedi.

Schwarzwälder Boten gazetesinde yer alan haberde, 16 yaşındaki Cihat Çelik’in iki yıldır gittiği diş doktorunun kapalı olması nedeniyle, bölgedeki bir diğer diş doktoruna gittiği belirtilerek, hekimin genci isminden dolayı muayene etmemediği belirtildi.

BU İSLAMCI OLMAYANLARA SAVAŞ DEMEKTİR

Kadın doktor yaptığı açıklamada, Cihat Çelik’in hasta listesinde önce adını gördüğünü ve “garip bir isim” diye düşündüğünü söyledi. Daha sonra bekleme odasına giden doktor, Cihat’a isminin gerçekten ‘kutsal savaş’ anlamına gelip gelmediğini sordu. Cihat anlamı doğrulayınca, odadaki dört kişinin önünde, “Bu durumda seni tedavi edemem. Bu İslamcı olmayan herkese karşı savaş ilan etmektir” dedi.

Cihat, isminin Türkiye’de sık kullanılan bir isim olduğunu ve öyle olmasa bile özgür bir ülkede herkesin istediği isme sahip olabileceğini söylese de doktoru ikna edemedi.

Cornelia Spitz ve Wiebke Bomas imzalı haberde, Türk ailenin doktor hakkında dava açacağı ifade edildi.

Baden Württemberg eyaleti Tabipler Birliğinin de doktorun bu davranışını alışagelmişin dışında bir durum olarak nitelendirdiği, Diş Doktorları Birliğinin de konunun meslek ve sözleşme hukukuna uyup uymadığı konusunda inceleme yaptığı belirtildi.

Baden Württemberg Sigorta Teşkilatı Doktorlar Derneği Başkanı Ute Maier de yaptığı açıklamada, isim ya da dini inancın tedavi için engel teşkil etmeyeceğini söyledi.

Berlin Antisemitizm Araştırma Kurumu araştırmacılarından Forscher Wolfgang Benz de bu hareketin kendisini ürküttüğünü ve bunun Almanya’da yaşayan Müslümanlara karşı yapılan kışkırtmaların meyvesini verdiğinin ispatı olduğunu söyledi.

Gazete ayrıca, diş doktorunun ilgili kurumlardan uyarı ya da para cezası alabileceğini kaydetti.

Etiketler: , , ,


Oca 27 2010

Yaşlı ve çocuklara soğuk uyarısı

Category: Haberler,Sağlık & Diyet,Yaşamadmin @ 14:10

Sağlık Bakanlığı, soğuk havalarda yaşlı, çocukların ve kronik hastalığı olanların dışarıda uzun süre kalmamaları; kesinlikle sigara ve alkol kullanılmaması, bol sıcak sıvı tüketilmesi gerektiği konusunda uyardı.
Sağlık Bakanlığı açıklamasında; aşırı soğuk nedeniyle kan gitmemesi ve kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşabileceğini hatırlattı.

Buna göre, soğuk havanın gerektirdiği şekilde kat kat giyinilmesi gerekiyor. Baş ve özellikle kulakları korumak amacıyla yünlü şapka veya atkı kullanılmalı. Yün ve parmaksız olan eldivenler ile eller korunmalı. Dolaşımı bozabilecek sıkı giysiler giymekten kaçınılmalı, su geçirmeyen ve sıkı olmayan botlar tercih edilmeli. Yüksek enerji veren bal, pekmez, reçel gibi karbonhidratlı besinler tüketilmeli. Kesinlikle sigara ve alkol kullanılmamalı, bol sıcak sıvı içilmeli. Dışarıda iken hareketsiz kalınmamalı, ancak terletecek eforlardan da kaçınılmalı. Kara oturmak ve ıslanmaktan kaçınılmalı. Araçta yeterli yakıt olmasına dikkat edilmeli. Arabada mutlaka battaniye, yedek ayakkabı ve giysiler, kibrit, mum ile yiyecek ve içecek bulundurulmalı. Cep telefonu ve şarj mutlaka bulundurulmalı. Soğuk havalarda; çocukların, yaşlıların ve kronik hastalığı olanlar dışarıda uzun süre kalmamalı.

DONUK BELİRTİLERİ VE YAPILACAK İLK YARDIM

- Birinci derece donuklar: En hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir. Bu tür donuklarda deride solukluk, soğukluk hissi olur. Uyuşukluk ve halsizlik görülür. Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur.

- İkinci derece donuklar: Soğuğun sürekli olması ile belirtileri belirginleşir. Zarar gören bölgede gerginlik hissi oluşur. Ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar meydana gelir. Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür.

- Üçüncü derece donuklar: Dokular geriye dönülmez biçimde hasara uğrar. Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatlar ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

DONUKTA İLK YARDIM NASIL OLMALI?

- Kişi, ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir.
- Sakinleştirilir.
- Kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez.
- Kuru giysiler giydirilir.
- Sıcak içecekler verilir.
- Su toplamış bölgeler patlatılmaz, bu bölgelerin üstü temiz bir bez ile örtülür.
- Donuk bölge ovulmaz, kendi kendine ısınması sağlanır.
- El ve ayaklar doğal pozisyonda tutulur. Eller yumruk yapılmışsa ve ayaklar büzülmüş ise açılmaya çalışılmaz.
- El ve ayaklar yukarı kaldırılır.
- 112 aranarak tıbbi yardım istenir.

Etiketler: , , , ,


« Önceki SayfaSonraki Sayfa »