Aydın ın Didim ilçesinde hayatını sürdüren 2 çocuk annesi Sibel doktor, girdiği bunalım sonucunda ilaç içerek hayatına son verdi.
32 yaşında olduğu öğrenilen Sibel doktorun bu kötü vedası tıp camiasında ve çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. Cumhuriyet Savcılığı tarafından el konulan olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü, daha önce eşinden boşandığı öğrenilen ve 2 özürlü çocuğu bulunan Sibel Demirbilek’in psikolojik sorunlar yaşadığı öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, Geçtiğimiz yıl Didim Devlet Hastanesi bünyesinde geçici olarak çalışan ve 2 özürlü çocuk sahibi olan Doktor Sibel Demirbilek tansiyon ilaçları içerek intihar etmeye kalkıştı. Bayan doktorun Söke’ye bağlı Sarıkemer beldesinde bir ziyaret esnasında yanında bulundurduğu çok sayıda tansiyon ilacı içtiği, fenalaşması sonucunda olay yerinde bulunan kişilerce Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi.
MESLEKTAŞLARININ MÜDAHALESİ YETERSİZ KALDI
Bitkin vaziyette ADÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Doktor Sibel Demirbilek, meslektaşlarının tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Özürlü çocukları ve yaşadığı değişik sorunlar nedeniyle, kendi isteği ile değişik yerlerde görev yaptığı öğrenilen Dr. Sibel Demirbilek’in son günlerde bunalımda olduğu öğrenildi.
Cumhuriyet Savcılığı tarafından el konulan olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.
Etiketler: çocuk, doktor, hastane, İlaç, intihar, psikoloji, tıp camiası
Sağlık denilince akla fiziksel ve ruhsal yönden bir bütün akla gelir. Yani ruh sağlığını genel sağlıktan ayırmak mümkün değildir. Çünkü insanın fiziksel ve ruhsal durumu arasında büyük bir etkileşim vardır. Ruhsal durumdaki değişmeler, dalgalanmalar ve sarsıntılar bedeni etkilediği gibi bedendeki değişiklikler de ruhu ve beyni etkilemektedir. Nitekim fiziksel hastalıkların ortaya çıkışında insan psikolojisinin etkisi büyük olabilmektedir.
Psikosomatik hastalıklar, insanların yaşamlarındaki ve iç dünyalarındaki düşünsel ve duygusal çatışmaların dışarıya bedensel belirtiler, fiziksel hastalıklar ve şikayetler olarak yansımasıdır. Psikosomatik hastalıklar, ruhla beden arasındaki etkileşimin önemli bir göstergesidir. İstatistiklere göre dünya genelinde yapılmış tarama ve araştırmalar, çeşitli dallardan hekimlere, özellikle de dahiliye uzmanlarına ve acil servislere başvuran hastaların %68′inin psikosomatik hasta olduklarına işaret ediyor.
Stresin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi bugün herkesçe bilinmektedir. Nitekim moralleri bozulduğunda insanların çalışma verimleri azalmakta, huzurları bozulmakta ve beraberinde birtakım fiziksel rahatsızlıkları başlayabilmektedir. Yani ruhsal yönden yaşadıkları bedenlerine, organlarına, hücrelerine yansımaktadır. Bu şekilde, ortaya çıkmasında ya da gelişmesinde ruhsal ve psiko-sosyal etkenlerin rol oynadığı kabul edilen bazı bedensel hastalıklara psikosomatik hastalıklar denilir. Stresin yol açtığı rahatsızlıkların başında genelde kalp atışının ve kan basıncının yükselmesi, kandaki yağ ve şeker oranının artması, kanın pıhtılaşma oranının artması, kanda alyuvarların artması, kas kasılmalarının artması, göz bebeklerinin büyümesi, sindirim sistemi problemleri sayılmaktadır. Organizma stresle başa çıkamadığında strese karşı mağlup olmuş olur. Bu da psikosomatik hastalıklara yol açar. Stresin yol açtığı psikosomatik hastalıkların başlıcaları şunlardır: Alerji, ülser, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, nefrit, şeker hastalığı, kanser, egzama ve sedef gibi deri hastalıkları, sinirsel ve zihinsel hastalıklar… Ruhsal gerginliğin sonucu olarak vücudun fiziksel anlamda direnci kırılır, beden güçten düşer. Bağışıklık sistemi çöker ve birbiri arkasına hastalıklara yakalanılır veya mevcut bir hastalığın iyileşmesi gecikir. Hastalıkların yanı sıra hüzün ve karamsarlık sonucu ruhen yaşanan huzursuzluklar, gerilimler, üzüntüler doğal olarak insanın dış görünümüne de yansır. Saç dökülmesi, ağarması, matlaşması, cildin neminin çekilerek kuruması, kalınlaşması, esnekliğini kaybederek kırışması, çatlaması, bunun sonucunda dışarıdan her türlü enfeksiyona açık hale gelmesi, hücrelerin yenilenmesi geciktiği için cilt bozukluklarının kalıcı bir görünüm alması, rengin soluklaşarak yüzün sararması, gözlerin matlaşması gibi daha pek çok olumsuz değişiklik de beraberinde yaşanır. Bu tarz kişilerde erken yaşta çökme görülür. Vücutları senelerce, günün her anında süren bu gerilimi, duygusal fırtınaları, ruhi dalgalanmaları kaldıramaz. Bunun sonucu olarak şiddetli yaşlılık alametleri ve kalıcı fiziksel tahribatlar oluşur. Nitekim neşeli, rahat ve huzurlu olan kimselerin gerilimli, stresli, bunalımlı, ağlamaya yatkın kişilere göre daha uzun yaşadıkları, daha sağlıklı oldukları da pek çok bilimsel araştırmayla doğrulanmış bir gerçektir.
Etiketler: beden sagligi, psikoloji, ruh sagligi