Nis 05 2010

Helin Avşar ın Tuvalette Seviştiği İddiası

Category: Haberler,Magazinadmin @ 01:43

Helin Avşar’ın, Arnavutköy’deki bir çorbacının tuvaletinde bir erkekle seviştiği iddiası, 2007 yılının Ağustos ayında magazin gündemine bomba gibi düştü. İddiayı ortaya atanlar fotomodel Berna Arıcı, oryantal Sibel Gökçe ve dansçı Dora Ercan’dı. Avşar, bu üçlüden şikayetçi oldu.

Soruşturma sonunda Arıcı, Gökçe ve Ercan hakkında, “basın yoluyla hakaret” suçundan, 32 aya kadar hapis istemiyle Şişli Sulh Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. İkamet adresi nedeniyle 2 mahkeme değiştiren dava, en son Sarıyer 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Şüphelilerden Berna Arıcı ve Dora Ercan, duruşmaya avukatları Muhiddin Yüzüak ile birlikte katıldı. Duruşmada, Avşar’ı ise avukatı Polat Dilli temsil etti. Arıcı’nın, ifadesinde ilginç iddialarda bulunduğu öğrenildi:

“Sabaha karşı 04.00 sıralarında Helin Avşar, dışarıdan yalnız başına içeri girdi. Çok sarhoştu. Hiç oturmadan direkt tuvalete gitti. 5-10 dakika gelmeyince şüphelendik. Başına bir şey gelebileceğini düşündük. Önce Dora, Helin’e bakmak için tuvalete gitti. Kapının altında 20 cm boşluk olduğundan bir erkek ve bir bayan ayakkabısı görünce kapıyı tıklatmış. ‘Helin Abla, iyi misin’ diye sormuş. Helin, ‘Yok bir şey’ demiş. Dora gelmeyince Sibel, o da gelmeyince de ben tuvalete gittim. İçeriden, bir bayanın seks sırasında çıkarabileceği sesleri duydum. Şoke olduk. Bu sesler, kusma ve böğürme sesleri değildi. İçeriden kimin çıkacağını merak ettik, tuvalet kapısı önünde 10 dakika bekledik. Önce 28-30 yaşlarında, çizgili gömlekli, esmer, yakışıklı bir erkek tuvaletten çıkıp gitti. Ondan 10 dakika sonra da Helin çıktı.”

Dora Ercan da “Helin, çorbacıya geldikten 5 dakika sonra, bir Mercedes otomobil geldi. Arabadan inen esmer genç, direkt olarak Helin’in bulunduğu tuvalete yöneldi. Bundan sonra yaşananlar Berna’nın anlattığı gibi oldu” dedi.

Etiketler: , , , , , ,


Nis 05 2010

Sevgiliye İnanılmaz Suçlama!

Category: Aşk & Evlilik,Haberler,Yaşamadmin @ 01:27

Antalya da gerçekleşen olayda bir iş adamı sevgilisini sperm hırsızlığıyla suçladı.

Antalya’da bir tıp merkezi ile restoran ve eğlence merkezlerinin sahibi olan 45 yaşındaki Dr. Nurettin Coşkun, kendisinden çocuk doğurup nafaka isteyen sevgilisinin, kendi rızası dışında hamile kalarak ‘sperm hırsızlığı’ yaptığını öne sürdü.

Coşkun, mahkemedeki savunmasında, “Bir erkeğin, tecavüz edip hamile bıraktığı kadını doğuma zorlanması ile sperm hırsızlığı yapan bir kadının erkeği iradesi dışında babalığa zorlaması arasında etik olarak hiçbir fark yoktur” dedi.

Antalya’nın tanınmış işadamlarından Dr. Coşkun, sahibi olduğu tıp merkezinin bulunduğu binanın üst katında oturan ve bir süre öğretmenlik yapan 31 yaşındaki Rabia Alagöz ile 2.5 yıl önce tanıştı. İkisi de bekar olan Dr. Coşkun ve öğretmen Alagöz’ün birlikteliğinden bir kız çocuğu dünyaya geldi.

Bu ilişkiden çocuk istemediğini söyleyen Dr. Nurettin Coşkun, sevgilisi ile sık sık tartıştı. Rabia Alagöz ise bebeğini doğurmaması için sevgilisi tarafından tehdit edildiğini iddia ederek dava açtı. Dr. Coşkun bu davadan beraat etti.

Dr. Nurettin Coşkun’un tüm engelleme çabalarına karşın Rabia Alagöz, 14 Nisan 2009 tarihinde bebeğini dünyaya getirdi. Alagöz hemen ardından Antalya 2′nci Aile Mahkemesi’ne babalık ve tazminat davası açtı. Dr. Coşkun’dan, doğum öncesi ve doğum sonrası giderleri olarak 30 bin TL ve aylık 10 bin TL de nafaka isteyen Alagöz, DNA testi yapılmasını da istedi. Alagöz, dava dilekçesinde Dr. Coşkun’un kendisiyle evlenme vaadiyle birlikte olduğunu ileri sürdü.

Dr. Nurettin Coşkun’un avukatı Onur Şahin ise mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde, Rabia Alagöz’ü ‘sperm hırsızlığı’ ile suçlayarak şu iddialarda bulundu;

“Biyolojik babanın açıkça tuzağa düşürülmesi, iğfal edilmesi, spermlerinin maddi kazanç hesapları peşindeki kadın tarafından irade dışı kullanılması ise çok tartışılan ‘sperm hırsızlığını’ ortaya çıkartıyor. Sperm hırsızlığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın belirli hükümlerine aykırı olarak şu anki hukuk düzenimizde korunuyor. ‘Sperm hırsızlığı’ faillerine bir yaptırım öngörülmediği gibi konunun mağdurları ömürleri boyu devam eden sosyal ve hukuki bir yük taşınak zorunda kalıyorlar. Bunun dışında spermlerin doğrudan cinsel ilişkide değil de erkekten gizlice elde edilip, bilgisi dışında hamilelik için kullanılması faraziyesinde dahi medeni yasamız sperm hırsızlığını ödüllendirir, mağduru cezalandırır mahiyette hükümler içeriyor. Erkeğin iradesi dışında doğacak çocuğu süreç içerisinde evliliğe araç, maddi kazanç vasıtası ve bir nevi kendisini garantiye alma yöntemi olarak gören pek çok kadın, sperm hırsızlığı yapabilmektedir.”

Avukat Şahin, dilekçesinin devamında, bir erkeğin, tecavüz edip hamile bıraktığı kadını doğuma zorlanması ile sperm hırsızlığı yapan bir kadının erkeği iradesi dışında babalığa zorlaması arasında etik olarak hiçbir fark olmadığını savundu. Dilekçede şöyle devam edildi:
“Burada ilk örnekteki kurban böyle bir anneliğe zorlanamazken, ikinci örnekteki kurban hukuken babalığa zorlanabiliyor. Evlilik olanağı söz konusu olmayan bir durumda, annenin şahsi seçimi, planı ve isteği ile dünyaya gelen çocuk, salt aydan aya annesine nafaka ödeyen bir yabancıyı baba olarak zaten ömür boyu benimsemeyecektir. Kariyerli ve gözde bir bekar tıp doktoru olarak sperm hırsızlığı mağduru müvekkilim, çocuğun babası olabilir. Bundan büyük maddi menfaat umulmasını doğru bulmadığımız için babalığı reddediyoruz. Müvekkilim uğradığını düşündüğümüz sperm hırsızlığına ilişkin kanıtlarımızı dermeyan (beyan) edeceğiz. Bu nedenlerle davacının talep ettiği DNA testi vs. incelemeler bir tarafa elim bir adaletsizliğin yaşanmaması adına Anayasa’ya aykırılık iddiamızın ciddiye alınmasını talep ediyoruz.”

Rabia Alagöz’ün avukatı İbrahim Yıldız ise bu savunmaya, dilekçe ile itiraz etti. Yıldız dilekçesinde, fahiş nafaka istenmediğini, müvekkilinin doğum kontrol hapı kullanmasına rağmen hamile kaldığını ileri sürdü.

Mahkeme Heyeti, Dr. Coşkun’un 14 Nisan’da DNA testi için hazır bulundurulmasında karar kıldı.

Etiketler: , , , , , ,


Mar 11 2010

BİNGÖL’DE TAŞ ATAN ÇOCUKLAR SERBEST

Category: Haberler,Yaşamadmin @ 20:35
Öcalan’ı bahane edip sokaklara dökülen göstericiler arasında yer alan taş atan çocuklar bugün tahliye edildi.
 

Bingöl’de Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşuları bahane edilerek düzenlenen izinsiz gösterilerde, polise taş attıkları gerekçesiyle yargılanan, yaşları 13 ile 16 arasında değişen 4 çocuk tahliye edildi.

Bingöl’de geçen yıl Aralık ayında çetebaşı Abudllah Öcalan’ın cezaevi koşullarının kötüleştirildiği iddiaları üzerine düzenlenen izinsiz gösterilerde polise taş attıkları gerekçesiyle haklarında 20’yıla kadar hapis cezası istenen 4’ü tutuklu 7 çocuk, ilk kez hakim karşısına çıktı.

Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya yaşları 13 ile 16 arasında değişen küçük sanıklar İ.T., F.C., H.B, M.D., F.K., G.B. ve Y.O. hazır bulundu.

Mahkeme heyetinin savunmasını aldığı çocuklar “Gösteriye katılmadım, polise taş atmadım. Suçsuzum tahliyemi beraatimi istiyorum” dediler. Çocukların avukatları ise, taş atan çocuklarla ilgili yasal düzenlemenin gündemde olduğunu belirterek, tahliye talebinde bulundu.

Savunmaların ardından duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, tutuklu çocuklar M.D., F.C., F.K. ve G.B.’nin tahliyesine karar verdi. Duruşma ertelendi

Etiketler: , ,


Mar 05 2010

Belediyeyi icraya verdi

Category: Haberler,Yaşamadmin @ 15:02

Arazisinin üzerinden kamulaştırma yapmadan yol geçiren belediyeye kızan Sabriye nine hakkını mahkemede aradı. Mahkeme, davayı kazanan Sabriye nineye belediyenin 4 milyon TL vermesini karalaştırdı. Parayı alamayan Sabriye nine, belediyeye icra gönderdi.

Etiketler: , , ,


Oca 05 2010

Üst mahkeme son kararı verdi

Category: Erkekler,Haberler,TVadmin @ 17:58

“Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet” suçundan Aydın Doğan ve kızı Hanzade Vasfiye Doğan Boyner’in de aralarında bulunduğu 4 kişi hakkında hazırlanan iddianamenin mahkemece reddedilmesi kararına savcının yaptığı itiraz üst mahkemece kabul edildi. Böylece İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin iddianameyi ret kararı kaldırıldı. Başka itiraz hakkı kalmayan mahkeme, yargılamayı yapacak.

Savcılığın yaptığı itirazı görüşen İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi verdiği kararda, dosya kapsamına göre şüphelilere isnad edilen suçla ilgili tutanak tanzim edildiğini, gerekli raporlar alınıp şüphelilerin olayla ilgili ifadelerinin Cumhuriyet Savcılığı’nca alındığını bildirdi. Kararda, 5271 Sayılı CMK’nin 170/2. Maddesi uyarınca “soruşturma evresi sonunda toplanan deliler suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyor ise Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler” hükmü uyarınca dava açıldığı ifade edildi. Buna göre mahkemenin de iddianamede gösterilen olayla ilgili ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ileri sürülebilecek delilleri değerlendirerek yargılama sonucuna göre bir karar vermek üzere iddianamenin kabulüne karar vermesi gerektiği yönündeki Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 12 Aralık 2005 tarihli ilamına göre savcılığın itirazının kabülüne karar verildiği belirtildi. Kararda, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin iddianamenin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına hükmedildi. Böylece Aydın Doğan ile birlikte diğer şüphelilerin, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaları kesinleşmiş oldu.

8 YIL 9 AYA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYOR

Sermaye Piyasası Kurulu’nun şikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadi Yoldaş tarafından iddianame hazırlanmıştı. İddianamede aralarında Aydın Doğan’ın da bulunduğu dört kişi hakkında 2499 Sayılı SPK Kanunu’na Muhalefet Etmek suçundan 2 yıl 8 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istenmişti. İddianame, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Ancak mahkeme, iddianamenin reddine karar vererek dosyayı savcılığa göndermişti. Savcı Sadi Yoldaş ise mahkemenin ret kararına bir üst mahkeme olan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak itiraz etmişti.

Etiketler: , , ,


« Önceki Sayfa