Nis 30 2010

Limon Kabuğu Kanseri Önlüyor

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 04:23

Prof. Mehmet Öz limon kabuklarının cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturduğunu, cildi güzelleştirip, sinirleri yatıştırdığını açıkladı. İşte Prof. Öz’den limon kabuğu mucizesi… Yazının devamı “Limon Kabuğu Kanseri Önlüyor”

Etiketler: , , ,


Nis 20 2010

Cilt kanseri aşısı bulundu

Category: Geneladmin @ 00:25

 Tesadüf sonucu cilt kanseri aşısı bulundu

Laborantın sakarlığı, cilt kanseri aşısının bulunmasına yol açtı.

ABD, Chicago’daki Rush Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, cilt kanseri hastaları için umut oldu. Üniversitenin tıp merkezinde görev yapan Dr. Howard Kaufman, ilerlemiş melanoma hastaları için bir aşı geliştirdiklerini açıkladı.

İngiltere’de klinik olarak denenen aşının, bazı hastalardaki çok ileri safha melanomayı bile tedavi etmeyi başardığını belirten Kaufman, “Bu sayede her yıl binlerce hayat kurtulabilir” diye konuştu. Yazının devamı “Cilt kanseri aşısı bulundu”

Etiketler: , , , ,


Mar 16 2010

Sık Kullanılan Romatizmal Ağrı Kesici İlaçları Ülser ve Ölüm Riskini Artırıyor

Category: Genel,Haberler,Sağlık & Diyet,Yaşamadmin @ 07:02

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. M.Enver Dolar, özellikle eklem ağrılarında sık kullanılan romatizmal ağrı kesicilerin, ülser oluşumu ve komplikasyon (kanama, perforasyon ve ölüm) riskini artırdığını kaydetti.

Eklem ağrıları en sık doktora başvuru sebeplerinden biri. Bu nedenle semptomatik iyileşme sağlayan non-steroid anti-inflamatuar (romatizmal ağrı kesiciler) ilaçlar en sık reçete edilen ilaçlar arasında yeralıyor. Amerika’da yılda yaklaşık 100 milyon non-steroid anti-inflamatuar ilaç reçetesi yazıldığını ve 40 milyar tablet aspirin kullanıldığını belirten Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıklar Ana Bilim Dalı Gastraenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. M.Enver Dolar, dünyada 300 ve ABD’de 14 milyondan fazla hastanın düzenli non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullandığını söyledi. Prof Dr. Dolar, Non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullananlarda ülser oluşumu ve komplikasyon (kanama, perforasyon ve ölüm) riski arttığını ifade etti.

Non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullananların yaklaşık yüzde 25′inde gastrointestinal sisteme ait yan etkiler görüldüğünü vurgulayan Prof. Dolar, bu grup ilaçların alt gastrointestinal sistemde de ülserasyon, kanama, striktür, kolitis ve inflamatuar barsak hastalıklarının alevlenmesine yol açabildiğini dile getirdi.

Gastrointestinal yan etkiler nedeni ile hastaların yüzde 10′unda ilaçların kesilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Dolar, “Sürekli non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullananların yüzde 10-15′inde gastro-duodenal ülserasyonlar meydana gelir. Bu grubun da yaklaşık yşüzde 3′ünde kanama veya perforasyon ortaya çıkar. Non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullananlarda mukozal hasar oluşma riski yaklaşık 4 kat, gastrointestinal kanama riski 3 kat, perforasyon riski 6 kat artmıştır. Non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullananların endoskopik takiplerinde gastrik erozyonların duodenal olanlardan 2 kat daha fazla olduğu saptanır. Üst gastrointestinal kanaması geçirenlerin yaklaşık yüzde 50-60′ında son 1 hafta içinde non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullanımı vardır. Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar alt gastrointestinal sistemde de ülserasyon, kanama, striktür, kolitis ve inflamatuar barsak hastalıklarının alevlenmesine yol açabilirler.” dedi.

Yaşlılarda, özellikle tipik ülser semptomları olmadığını vurgulayan Prof. Dr. M.Enver Dolar, Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlara bağlı ülserlerin yüzde 50′sinden fazlasında ilk belirti kanama olduğunu, hayatı tehdit eden ülser hastalığı olanların yüzde 60′ında non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullanımına rastlanhdığını açıkladı. Non-steroid anti-inflamatuar ilaçların peptik ülser gelişme riskini de artırdığını belirten Dolar, bu ilaçları düzenli alanların yüzde 30′unda aktif ülserasyon olduğunu, uzun süre steroid kullanımının, özellikle daha önce ülser hikayesi olanlarda riski artırdığını, ancak bu riskin pekçok non-steroid anti-inflamatuar ilaçdan daha az gerçekleştiğini söyledi.

Suda eriyen non-steroid anti-inflamatuar ilaçların (aspirin) topikal etkilerinin daha güçlü olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. M.Enver Dolar, çoğu non-steroid anti-inflamatuar ilacın zayıf asit olduğunu ve midenin asidik ortamında iyonize olamadığını söylyedi. Sık kullanılan aspirin, ağrı kesiciler ve özellikle antiromatizmal ilaçların mide zarına zarar vererek ülser oluşumunu kolaylaştırdığına vurgu yapan Prof. Dr. Dolar, şöyle devam etti:

“Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar sistemik olarak kullanıldıklarında da klinik olarak derin ülserler oluşturabilirler. Prostaglandinler non-steroid anti-inflamatuar ilaçların ülser yapıcı etkilerini önlerler. Prostaglandin antikorlarının ülser oluşturması ve prostaglandin anologlarının non-steroid anti-inflamatuar ilaç ülserlerini önlemede H2 blokerlerinden daha üstün olması bunu destekleyen kanıtlardır. Non-steroid anti-inflamatuar ilaçların akut etkileri mukozada yüzeyel erezyonlar ve kanamadır. Tipik olarak hasar hemen ortaya çıkar ve takip eden 5 gün içinde mukozal bütünlük sağlanır. Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar alınmaya devam edilirse adaptasyon mekanizması devreye girerek gastrik mukozal hasarı ortadan kaldırır. Mukozal hücre çoğalmasının artması ve gastrik kan akımındaki düzelme ile bu adaptasyon fenomeni meydana gelir. Eğer bu adaptif olay yetersiz ise bazı hastalarda klinik olarak ülser ortaya çıkar.”

Etiketler: , , , , , , ,


Şub 16 2010

Kanserden korunun

Category: Haberler,Sağlık & Diyetadmin @ 00:59

Türkiye’nin tanınmış kanser uzmanı Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz konuşmaya başlayınca herkes pür dikkat kesiliyor. Dile kolay, sözünü ettiği hastalık, çağımızın vebası olarak kabul edilen kanser…

Prof. Topuz, “Çevrenizdeki her dört kişiden biri kanserden ölecek!” diyor, sonra ekliyor: “Benimkisi kehanet değil, bilimsel istatistikler.” Geçtiğimiz ay yayınlanan ve Prof. Topuz’un çeviri editörlüğünü yaptığı “Kanser- Salgını Önlemek İçin 101 Çözüm Önerisi” adlı kitabın sayfalarını çevirirken kanserde üç noktanın çok önemli olduğunu söylüyor: “Bir… Kanserden korunma. İki… Erken tanı. Üç… Tedavi. Bunlardan en önemlisi ise kanserden korunmadır. Diğerleri kansere yakalandıktan sonra yapılması gerekenleri ve tedavi sürecini anlatır.”

Topuz’un “Olmazsa Olmaz” Listesi
- Haftada 2-3 kez balık çorbası için.
- Mevsimiyse her gün mutlaka nar ya da nar suyu.
- Kırmızı eti 15 günde bir tüketin. Balık ve hindi eti ile köy tavuğu tercih edin.
- Öğle ya da akşam yemeğinde mutlaka zeytinyağlı yiyin.
- Yıkanırken bebek şampuanı ya da zeytinyağlı sabun kullanın.
- Pamuk yorganda yatın, yatağın üzerine şilte koyun.
- Evde halı yok, yerler parke. İlla bir şey sermek isteyen kilim kullanabilir.
- Televizyonu 5 metreden izleyin.
- Karanlıkta uyuyun. Aydınlıkta uyumak kanser riskini artıran bir etkendir.
- Yatak odasına TV, bilgisayar sokmayın.
- Tıraş makinesi yerine jilet tercih edin. Tıraş sonrası losyon kullanmayın.
- Kavrulmuş kuruyemişlerden de uzak durun. Örneğin fındığı kavurduğunuz zaman fındığın üzerindeki zar erir ki, o da fındığın en yararlı kısmıdır. Cevizi açık almayın, kabuklusunu tercih edin. Badem de kansere karşı çok faydalı.

Etiketler: , , , , , , ,


Şub 04 2010

Kansere karşı nasıl korunmalıyız

Category: Haberler,Sağlık & Diyetadmin @ 10:44

DÜNYA Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamalara göre dünyada en çok ölüme sebebiyet veren hastalıkların başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. İkinci sırada ise kanser! İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Erkan Topuz “Eğer kanser artış hızı böyle devam ederse 2030’lara gelindiğinde kanser dünyadaki ölüm nedenleri arasında birinci sıraya oturacak!” diyor. Kansere yakalanma oranlarında genetik aktarımın yüzde 7’yi geçmediğinin altını çizen Prof. Topuz sözlerine şöyle devam ediyor:

Genetik olarak kanser riski taşıyanlarda diyet ve erken tanı büyük önem taşıyor. Ama yıllardır haykırdığım şu: Doğanın armağanı olan temiz hava, su, toprak ve bunların sayesinde yetişen gıdaların yardımıyla tüm tümörlerle mücadele etmek mümkün!

Etiketler: , , ,


Oca 06 2010

Kanser merkezlerinde sigara bırakma tedavisi

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 11:13

Tuncer, bu yıl içinde hayata geçirilmesi planlanan projeyle Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), kanser taraması için başvuranlara, aynı zamanda sigarayı bırakmaları için danışmanlık hizmeti verilecek poliklinikler de açılacağını bildirdi.

Prof. Dr. Murat Tuncer, dünyada 2005 yılında görülen 11 milyon yeni kanser vakasının 2030′da 27 milyona, 7 milyon ölümün 17 milyona, 25 milyon kanserli hasta sayısının ise 75 milyona çıkmasının beklendiğini ifade etti.

Kanser görülme sıklığının, her 100 bin kişide 2006 yılında kadınlarda 144 erkeklerde 244 olduğuna işaret eden Tuncer, ”Bizim 2010 yılı ülke ortalaması beklentimiz 100 binde 155 iken daha 2006 yılında bu oranın üstüne çıktı. 2030 yılında ise bu oranın her 100 bin kişide 370-400 arasında olması beklentimiz vardı. Ama böyle giderse bu oran 600′ün üzerine çıkacak” uyarısını dile getirdi.

Kanser görülme sıklığında bu kadar artış olmasının en başta gelen nedeninin tütün kullanma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Tuncer, kapalı alanlarda tütün yasağını genişleten Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun gereği gibi uygulanması durumunda 2020 yılında kanser görülme oranlarında kırılma beklediklerini bildirdi. Tuncer, şunları söyledi:

”Sigara eşittir kanser demek. 2006 yılı kanser verilerine göre ülkemizde akciğer kanseri görülme sıklığı beklenenin 2 kat üstünde. Söz konusu yıl için ülkemizde akciğer kanseri görülme sıklığını 100 binde 35 düzeyinde tutmayı planlarken bu oran 100 binde 75′i buldu. Durum çok ciddi. Bu nedenle tütün mamullerinin zararlarının önlenmesi hakkındaki yasayı taviz vermeden uygulamamız, herhangi bir gevşemeye meydan vermememiz gerekiyor. ”

Sağlık Bakanlığı olarak bu yasanın tamamen arkasında olduklarını belirten Tuncer, ”Yasada kesinlikle bir yumuşama olmayacak. Denetçiler hiç bir tereddüte düşmeden yasanın hükümlerini yerine getirmeliler” dedi.

-TEDAVİNİN GERİ ÖDEME KAPSAMINA ALINMASI-

Sigara bırakma tedavisinin devlet tarafından karşılanması için Sosyal Güvenlik Kurumu ile çalışmaların sürdüğünü ifade eden Tuncer, ”’Bazı ülkeler tedavinin tümünü, bazıları yarısını karşılıyor. Bazıları da geri ödemeyi tedavi sayısıyla sınırlı tutuyor. Bizim SGK’ya önerimiz, tedavinin tümünün devlet tarafından karşılanması yönünde. Çünkü durum çok ciddi” dedi.

“Türkiye’de de marketlerde ilaç satışına ilişkin yasal düzenleme yapılırsa, buralarda sigara satışına izin verilemez” diyen Tuncer, Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda prensip kararı bulunduğunu söyledi.

Tuncer, sigarayla mücadelede verdiği destekten dolayı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir teşekkür mektubu da yolladı.

AA

Etiketler: , ,