Eyl 17 2010

Kalp hastalarına müjde

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 20:06

Zaman’ın haberine göre, Lancet isimli dergide yayınlanan ve Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin kongresinde kamuoyuna sunulan çalışmada, “Ticagrelor” isimli yeniilaçüzerinde son 6 yıldır uluslararası klinik deneylerin sürdüğünü söyleyen araştırmacılar, standart bir ilaç olan “clopidogrel” ile karşılaştırıldığında yeni ilacı alan hastalarda trombosit fonksiyonunun daha hızlı iyileştiğini kaydettiler.

İlacın yan etkisi olarak hastaların nefesinin kesilebildiğini kabul eden araştırmacılar, bunun akciğer ya da kalp fonksiyonu üzerinde herhangi bir zararlı etkiden kaynaklanmadığını açıkladılar. Geçen yıl tamamlanan klinik deneyde, bir ilacın kalp krizinden sonra 5 ölümden birini önlediği belir

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Eyl 17 2010

En seksi seks sırları

Category: Aşk & Evlilik,Cinsellik,Sağlık & Diyetadmin @ 20:04

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir. Yazının devamı “En seksi seks sırları”

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Eyl 17 2010

Aile hekimliğine diş takviyesi

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 20:02

Sağlık Bakanlığı, aile hekimliğine geçilen illerde ortaya çıkabilecek olan sıkıntıları gidermek için çalışmalarına bir yenisini ekledi. Bakanlık aile hekimliğine geçilen illere ağız ve diş sağlığı merkezleri ile diş hastanelerinden karşılıksız kaynak aktarımı yoluna gidiyor.

Buna göre Bakanlığa bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile diş hastaneleri, aylık gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 10′unu aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde her ay düzenli olarak İl Sağlık Müdürlüklerinin ihtiyaçlarının karşılanması için aktaracak. Bakanlık, böylelikle aile hekimliğine geçilen illerde kaynak sıkıntısının önüne geçerek vatandaşa daha kalite ve etkili bir sağlık hizmeti sunacak.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Eyl 17 2010

Dişten yapılan psikoterapi!

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 20:01

Artık dış estetiklerle birlikte ‘diş estetiği’ de önem kazandı. Rahatlıkla kahkaha atmak isteyenler, dişleriyle göz kamaştırmayı amaçlayanlar bu yola başvuruyor. Ancak bu estetik öyle bildiğiniz türden değil. Uzmanlarına göre estetikten sağlık fışkırıyor, kişilerin özgüveni yerine geliyor; yaptıranlar pozitif enerjilerini herkese veriyor.

Estetik Diş Hekimliği Akademisi (EDAD), 14. Uluslararası Estetik Diş Hekimliği Kongresi öncesinde Ulus 29′da bir yemek düzenledi. EDAD’ın düzenlediği geceye üst düzey akademisyenler ve yabancı konuklar da katıldı.

Bu kadar önemli diş hekimlerini birarada görmüşken son günlerde önem kazanan “Diş estetiği” konusunda EDAD Basın Yayın Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı Diş Hekimi Ayşegül Demirağ ile kısa bir söyleşi yaptık…

EN TREND PORSELEN LAMİNALAR

Diş estetiğinde son trendler nelerdir?

Eskiden yapılan porselen kaplamaların yerine dişlere hiç dokunmadan ön diş estetiğinde porselen laminalar yapıyoruz. Bu laminaların estetik üstünlüğü muhteşem. Doğal bir diş gibi duruyor. Tabii  hekim burada bir tasarımcı gibi çalışıyor.

OLMAZSA OLMAZ İKİ KURAL

“Tasarımcı” derken?

Hekim hastasının gülüşünü tasarlarken, biz buna “Smile Design” diyoruz, onun karakterini, psikolojik yapısını, mesleğini, yaşını kısacası herşeyini göz önünde bulunduruyor. Bunu doğal olması için yapıyoruz. Diş estetiğinde ve genelde estetikte olmazsa olmaz iki kural vardır.

Nedir bu kurallar?

Bunlardan birincisi doğal olması. Doğal olmayan hiçbir şeyden estetik olarak bahsedemeyiz. İkincisi de yapılan estetikten sağlık fışkırması.

Estetik olacak derken sağlığı göz ardı etmek olmaz tabii ki…

Evet… Sağlıklı olması derken de dişlerin olması gerektiği kadar beyazlatılması anlamına geliyor. Hastaya uyabilecek bir beyazlık olmalı. Diş etlerinin de sağlıklı bir görünümle güzel gülüşlere destek vermesi lazım.

DİŞ ETLERİ AŞIRI GÖRÜNENLERE DE ESTETİK YAPILIYOR

Diş eti dediniz de bu konuda da estetik operasyonlar yapılıyor. Bahsedebilir misiniz?

Çok güzel dişleri olan kişilerin dişlerini ellemiyoruz. Diş eti seviyesindeki değişiklikler veya güldüğümüz zaman aşırı görünen diş etleri gibi durumlarda estetik yapıyoruz. Dişleri ön plana çıkarıp, diş etlerine estetik veriyoruz.

Diş estetiğini daha çok erkekler mi kadınlar mı tercih ediyor?

İkisi birden geliyorlar. İkisi de birbirini yakalıyor. Çünkü bu bir dış estetik değil. Diş estetiği bir iç estetik. Kahkaha içimizden taşan bir duygu ve doğal bir refleks. Bizim kahkahamıza doğal dişler ve estetik diş etleri eşlik ederse değmeyin keyfimize. Sizi izleyenlerin hayranlık dolu bakışlarıyla o kadar motive oluyorsunuz ki kendinizle barışıyorsunuz. Kendisiyle barışık olan insanlar çok daha mutlu oluyorlar ve çevresindekileri de mutlu ediyorlar. Pozitif olaylar mutluluğu getiriyor.

ACISIZ, AĞRISIZ TEDAVİ: BİRKAÇ GÜN İÇİNDE SONUÇ

Porselen lamina tedavisine takıldım. Ne kadar sürede estetik bir görünüme sahip olabiliyoruz?

Birkaç gün içerisinde harika dişlere kavuşuyorsunuz… Üstelik ağrı ya da acı hissedilmiyor…

Diş estetiği demişken, beyazlık önemli biliyorsunuz. Reklâmları çıkan diş beyazlatıcılar var. “10 dakikada mükemmel beyazlık” olarak biliniyorlar. İnanabilir miyiz?

Biz o ürünlerin hekim kontrolünde kullanılması gerektiğine inanıyoruz.

HEKİME DANIŞIN

Biber hapları gibi internetten sipariş veriyor insanlar…

Buna kesinlikle sıcak bakmıyoruz. Hekim kontrolünde yapılmadığında sağlıksız oluyor. Bu ürünlerden kullanıp, yan etkilerine maruz kalan hastalarımız bize geliyor. Mine yapısını bozabiliyor bu ürünler. Hekime danışmadan kullanmamak gerekiyor.

Diş beyazlatmak için bu ürünleri geçtim diş fırçasının üzerine karbonat döküp de dişlerini fırçalayanlar da var…

Çok yanlış bir uygulama. Kesinlikle yapılmaması gerekiyor. Diş minelerinin yapısını bozuyor. Üstelik karbonatla diş fırçalandıktan sonra içilen çay, kahve ve sigara dişlerde daha çok leke bırakıyor, daha çok sararmaya neden oluyor.

‘PEMBE VE BEYAZ’IN DANSI

Bu yıl ‘Pembe ve Beyazın Dansı’ teması çerçevesinde gerçekleştirilecek olan 14. Uluslararası Estetik Diş Hekimliği Kongresi*’nde, her yıl olduğu gibi dünyanın en başarılı estetik diş hekimleri alanlarındaki son gelişmeleri kongre katılımcıları ile
paylaşacaklar. Bugün başlayan kongre 19 Eylül 2010 günü sona erecek

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Eyl 17 2010

Dünyaca ünlü doktoru bile şaşırttı!

Category: Sağlık & Diyetadmin @ 19:58

Dünyada ilk yüz naklini gerçekleştiren Dr. Laurent Lantieri, Irak ve Afganistan’daki savaşlar sonrası yaralanan ve yüz nakli gereken ABD’li asker hastaların sayısının 400 tane olduğunu tahmin ettiklerini söyledi.

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği tarafından organize edilen 32. Ulusal Estetik ve Plastik Cerrahi Kongresi Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Prof. Dr. Osman Turan Kongre Merkezi’nde yapıldı. KTÜ’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan kongre, dünyanın en önemli cerrahlarını bir araya getirdi. Bunlardan biri de Fransa’da ilk yüz naklini gerçekleştiren Laurent Lantieri oldu. Lantieri, Türk Plastik cerrahlarla yüz nakli konusundaki tecrübelerini paylaştı.

Beraberinde Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği üyesi Prof. Dr. Murat Topalan ve Prof. Dr. Sühan Ayhan ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Laurent Lantieri, ilk yüz naklini Fransa’da gerçekleştirirken pek çok yasal sorunla karşılaştıklarını söyledi.

“Sadece Fransa’da değil, tüm dünyada aynı şey geçerli. Biz ilk yüz naklini gerçekleştirirken yıllar sonra izin alabildik” diyen Lantieri, “Bu hastaların hepsi nakil öncesi toplum içine çıkmakta zorluk yaşıyor. Yüzlerindeki deformasyon onların hem iş hem sosyal hayatını etkiliyor. Ama nakil sonrası bu hastalar rahatlıkla toplum içine çıkabiliyor. Hasta nakil sonrası toplum içine rahat çıkabiliyorsa nakil başarılı oldu demektir” dedi.

Türkiye’nin tıp alanında oldukça ileri düzeyde olduğunu Türk Plastik Cerrahları’nın da, dünyadaki Plastik Cerrahisi camiası içinde çok ön planda olduğunu ifade eden Lantieri “Türk Plastik Cerrahlar’ın yüz nakli konusunda deneysel gelişiminde ve temellerinin atılmasında çok büyük rolü var. İleride Türkiye’de de yüz nakli gerçekleşebilir. Bugüne kadar dünyada 13 yüz nakli yapıldı, Bunun 5′i bana ait ve Fransa’da gerçekleşti. Bu uzun süreli bir soluk oldu. 2001 yılında başlandı bunun izinlerinin alınması, yetkilerinin belirlenmesi ve protokollerinin oluşturulması. 2006 yılında ilk vakalar başladı ve en son vaka yaklaşık 2 ay önce gerçekleştirdik. Burada amaç şu, çeşitli sebeblerden dolayı kaza, yanık, ateşli silah yaralanması gibi sebeblerden dolayı yüzü tamamen bozulmuş bir insanın toplumla tekrar bütünleşmesi için, başka şansı olmayan bir hastanın tekrar toplumla bütünleşmesi için atılmış bir adımdır yüz nakli. Yüz naklini gerçekleştirirken diğer organ nakillerinde olduğu gibi en önce etik kurallara kesin olarak uymak kesin olarak saygı göstermek lazım. Her ne kadar verici bulmak kolay değilse de Fransa’da kabul görmüş durumda. Vericinin rızası olmadan böyle bir şeyin gerçekleştirilmesi mümkün değil” diye konuştu.
Dünyada yüz nakli bekleyen hastalarla ilgili de konuşan Lantieri “Sayı hakkında bir tahminim olmayacak ancak Fransa’da ön gördüğümüz yılda 15 kadar yüz nakli yapılabileceği tabi bu sayı verici bulabilmek zor olduğu için şimdilik bu durumda. Özellikle Irak ve Afganistan’daki savaşlar sonrası yaralanan ve yüz nakli gereken ABD’li asker hastaların sayısının 400 tane olduğunu tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu.

Dernek yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan da yüz naklinin dünyada bu aşamaya gelmesinde Türk doktorların büyük payı olduğunu söyledi.
Topalan “Türk Plastik Cerrahisi, gerek bilim insani gerekse teknoloji anlamında yüz naklini gerçekleştirmeye hazırdır. Genç Türk Plastik Cerrahlar, dünyada bu konu ile ilgili yapılan bütün deneysel çalışmalarda ve araştırmalarda fikrin ortaya konulması ve geliştirilmesi gibi her aşamasında yer almışlardır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yüz naklinin gerçekleştirilmesi ve mevcut yasal düzenlemelerin yapılması ve sosyal- ekonomik bazı problemlerin çözülmesinin beklendiğini ifade eden Topalan, bu amaçla Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği olarak gerekli hazırlıkların yürütüldüğünü kaydetti.

Öte yandan, uzun burnu ile Guiness Rekorlar Kitabı’na giren Artvinli Mehmet Özyürek’in gazetede yer alan, 8.8 cm uzunluğunda ve 9 cm genişliğindeki burnunu gösteren ve “Bu burnu nasıl düzeltirsin?” diye soran basın mensubuna Lantieri “Benim için çok zor” cevabını verdi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Şub 18 2010

Hamileler kedilere dikkat

Category: Kadınlar,Sağlık & Diyetadmin @ 16:48

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Operatör Dr. Tolga Ecemiş, gebelerin kedi ile temaslarında dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, toksoplazma enfeksiyonu konusunda gebeleri uyardı.

Dr. Tolga Ecemiş, gebelerin kedi ile temaslarında dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, toksoplazma enfeksiyonu konusunda gebeleri uyardı. Dr. Ecemiş, kedilerin toksoplazma parazitinin ana konağı ve taşıyıcısı olduğunu dile getirerek, enfeksiyonun kedi pisliğinin bulaştığı toprak ile sudan da geçebileceğini söyledi. Dr. Ecemiş,  yaptığı açıklamada, toksoplazma enfeksiyonunun gebelerde parazitin kana karışması ile bebeğe bulaşabileceğine dikkat çekti. Dr. Ecemiş, gebelerde enfeksiyonun bebeğe geçiş oranının, ilk 3 ayda yüzde 15, ikinci 3 aylık dönemde yüzde 30 ve üçüncü 3 aylık dönemde yüzde 60 olduğunu dile getirdi. Dr. Ecemiş, karın içerisinde enfekte olan bazı bebeklerde karaciğer ve dalakta büyüme, sarılık, anemi, sinir sistemi bozuklukları, beyinde kireçlenmeler, beyinde su toplanması, kafatasının küçük olması ve körlük görülebileceğini belirtti. Dr. Ecemiş, bazı bebeklerde doğumda tamamen normal olmasına karşın daha sonra körlük görülebileceğine dikkat çekti.

-TOKSOPLAZMA GEÇİREN GEBELER NE YAPMALIDIR?
Dr. Ecemiş, enfeksiyonun bebeğe geçip geçmediğinin tespiti için bazı testlerin yapılabileceğini kaydederek, gebelikte geçirilen toksoplazma enfeksiyonu durumunda, bebeğe kesin zarar vereceğinin söylenemeyeceğini dile getirdi. Dr. Ecemiş, sözkonusu riskin aileye anlatılarak, ailenin gebeliğin sonlandırılmasını istemesi halinde gebeliğin sonlandırılabileceğini ifade etti. Dr. Ecemiş, ailenin gebeliğin sonlandırılmasını istememesi halinde ise, antibiyotik tedavisine başlanacağını ve doğumdan sonra bebeğe de antibiyotik verilmeye devam edilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Ecemiş, antibiyotik tedavisinin bebeğin etkilenmesini önleyemeceğini ancak bebekte oluşacak etkilerin şiddetini azaltacağını kaydetti.

-KEDİ DIŞKISI İLE TEMAS ETMEYİN-
Dr. Ecemiş, özellikle kedi besleyen gebelerin mama değişimi sırasında eldiven takması gerektiğini belirterek, evde kedi besleniyorsa kediye çiğ et verilmemesi ve kedinin sokağa çıkarılmaması gerektiğini söyledi. Dr. Ecemiş, “Kedinin dışkısı ile gebeler temas etmemelidir. Çıplak elle bahçe ve toprak ile temas etmeyiniz” uyarılarında bulundu. Dr. Ecemiş, pişirilmemiş çiğ etlerin yenmesiyle de parazitin bulaşabileceğini belirterek, “Et iyi pişirilmelidir. Çiğ ya da az pişmiş et kesinlikle yememek gerekir. Çiğ ete elle temas edildiyse, eller iyice yıkanmalıdır. Ete temas edilirken eldiven kullanılabilir” şeklinde tavsiyelerde bulundu. Dr. Ecemiş, salam, sucuk gibi yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini de ifade ederek, çiğ etin kesildiği bıçakların iyice yıkanması gerektiğini vurguladı.

Etiketler: , , , ,


Oca 03 2010

Vajinal Akıntı – Zührevi Hastalıklar

Category: Kadınlaradmin @ 07:39

Normalde üreme çağındaki her kadında bir miktar vaginal akıntı vardır. Kadınlık hormonlarının etkisi ile rahim ağzındaki servikal bezlerden sümüksü kaygan bir sıvı salgılanır. Bu sıvının faydalarından birisi de vagen kayganlığını sağlayarak cinsel ilişkinin konforlu olmasını sağlamaktır. Menopoza giren kadınlarda bu sıvının salgılanması durduğu için vaginal kuruluk ortaya çıkmaktadır. Bu vaginal sıvıya fizyolojik vaginal akıntı da denmektedir. Akıntı adet periyodu içinde yumurtlama tarihlerine yaklaştıkça artma eğilimindedir, bazı durumlarda çamaşırı kirletecek derecede vagen dışına taşabilir. Her ne kadar aşırı miktarda olabilse de, fizyolojik akıntı renksiz, kokusuzdur, kaşıntı ve irritasyon yapmaz.

Vaginanın iltihabına vaginit denmektedir. En önemli bulgusu da artmış vaginal akıntıdır. Fizyolojik sınırlardaki vaginal akıntıdan farklı bazı özellikleri vardır. İltihaba bağlı olan akıntı bol miktardadır. Kötü rahatsız edici kokusu olabilir. Sıklıkla daha koyu bir akıntıdır. Süt kesiği kıvamında olabildiği gibi bazen bol sarı yeşil renkte bir akıntı olabilir.

Enfeksiyon dışında da bir çok kadın hastalığı vaginal akıntı yapabilir. Genital bölgede kullanılan parfümler, pedler, tamponlar veya prezervatif gibi yabancı maddeler vaginada irritasyon yaparak akıntıya neden olabilir. Bunların dışında nadiren de olsa üreme organları ile ilgili tümörler akıntı şikayeti yapabilir.

En sık karşılaşılan akıntı sebebi bakteriel vaginozistir. Gardnerella vaginalis denen mikrobik ajanın vagina içersinde aşırı çoğalması sonucu oluşmaktadır. Bol miktarda beyaz-gri hafif sarımsı vaginal akıntı vardır. Özellikle akıntının kötü kokusu belirgindir. Kötü koku cinsel ilişki sırasında artmaktadır. Tedavisinde antibakteriel ilaçlar kullanılmaktadır. Bazı durumlarda vulvada irritasyonda yapabilmektedir.

Vaginada mantar enfeksiyonu belirgin kaşıntı ve irritasyon yapan bir akıntı yapmaktadır. Sıklıkla vaginadaki enfeksiyona vulva da katılmaktadır. Bunun sonucu vulva cildinde kızarıklık ve ödem oluşmaktadır. Vaginal akıntı beyaz süt kesiği şeklindedir ve vagina duvarına yapışır. Candida adı verilen mikroskobik mantarın vaginada aşırı çoğalması sonucu oluşur. Antibiyotik kullanımım sonrasında, gebelikte ve şeker hastalarında daha sık görülmektedir. Tedavisinde vaginal yolla veya ağızdan uygulanan anti-mantar ilaçları kullanılmaktadır.

Trichomonas vaginalis de diğer bir vaginal enfeksiyon nedenidir. Cinsel ilişki ile bulaşan bir mikro-organizmadır. Çok bol miktarda yeşilimsi akıntı yapmaktadır. Akıntı irritasyon yapar. Vagina ve vulvada yanma hissi ve kaşıntı belirgindir. Tedavisinin eşle birlikte yapılması gerekmektedir.

Vaginal akıntı tümöral bir oluşum nedeni ile de olabilir, bu durumda çoğunlukla sümüksü kıvamda ve bol miktarda, üzerinde ince çizgiler halinde kan bulunan bir akıntı mevcuttur. Böyle bir akıntı varlığında üreme organları ayrıntılı olarak gözden geçirilmeli ve neden saptandıktan sonra uygun tedavi yapılmalıdır.

Etiketler: ,