CEZALANDIRILMASINI İSTEDİ
Asayiş ŞubeMüdürlüğü çıkışında açıklama yapan Akalın, soruşturmanın başlatıldığını belirterek, “Bana hakaret edenlerle ilgili bir şikâyette bulundum. En kısa zamanda bulunup cezalandırılacaklarına inanıyorum” dedi. Polis ise her iki sanatçının şikâyetiyle ilgili harekete geçildiğini bildirdi.
Trend Micro Kıdemli Güvenlik Danışmanı Rik Ferguson, Facebook Gold Hesabı diye bir şey olmadığını ancak, internet sahtekarlarının böyle bir şeyin olduğuna inandırabileceğini kaydetti.
CounterMeasures isimli blogda, internet kullanıcılarını internet sahtekarlarına karşı uyaran Ferguson, şunları kaydetti: “Gold Üyelik Oltası birkaç yıldır aramızda geziniyor, Bedavayken
yükseltim yapın gibi adlar taşıyan, reklamdan arındırılmış alan, zengin işlevsellik gibi birçok vaatte bulunan Facebook sayfaları oluşturuldu.
Facebook Gold Hesabı diye bir şey yok ama internet sahtekarları sizi böyle bir şeyin olduğuna inandırabilir. Bu türde oltalardan kaçınmak için arkadaşlarınıza ya da adres defterinizdeki kişilere herhangi bir şeyi iletmeden önce, araştırın. Online bir anketin sonuçlarını almak için kesinlikle telefon numaranızı vermeyin; eğer size sonuçları web sitesinde gösteremiyorlarsa, görmeye değecek bir şey yoktur.
Facebook’un kendisinden duymadınızsa, hiçbir Facebook işlev eklemesi/çıkarması/ödemesi masalına inanmayın. Suçlular hiç şüphesiz Facebook’un popülaritesinin farkındadır ve bunu kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak isterler.”
Aşağıda yer verdiğim haber bende “tüy dikti” hissiyatı uyandırdı. Bir kaç yıl önce henüz Türkiye’de hatta Avrupa’da pek kimse bilmezken üye olmuştum Facebook’a. Yurtdışındaki arkadaşlarımla ara sıra haberleşmek keyifli oluyordu. Sonra birden bire herşey hızla değişti ve Facebook fenomen haline geldi. Basit bir paylaşım platformu olmaktan çıktı ve hayatın neredeyse doğal bir parçası haline geldi. İnsanlar birbirinin hayatını gözetlemenin verdiği hazla coştukça coştu, sitenin tıklanma ve ziyaret sayıları rekor oldu.
Telefonunuzun, televizyonunuzun olması kadar doğal hale geldi bir Facebook hesabınızın olması. “O ne yapmış, bu ne etmiş” derken, iş görüşmesine gelen adayları Facebook’ta aramalar, kredi verilecek kişiyi buradan sorgulamalar başladı. Bir nevi dünya çapında insan arama motoru oldu Facebook. Tek bir tıkla kim kimdir merakından bizi kurtardı(!).
İş bununla da kalmadı, hayatın parçası olan Facebook, hayatın parçalarını da içine aldı. Facebook artık bir pazar yeri formundaydı. İnsan pazarıydı adeta Facebook, hem de kişilerin kendilerini ve hayatlarını gönüllü sunduğu bir pazar. Bu pazarda diğer ürünler için de raflar hazırlandı. Kurumlara, şahıslara, markalara özel sayfalar açıldı, hayran kulüpleri yapıldı, sosyal gruplar kuruldu. Ve bir gün ipin ucu kaçtı…
Bir baktık, bir tezgahta gencecik insanlar uyuşturucu bulmak ve sağlamak için grup kurmuşlardı, bir başka köşede maddi sıkıntı içindekiler böbrek satışına başlamışlardı, e tabi dünyanın en eski mesleğinin bunlardan ne eksiği vardı. Hemen işin uzmanları(!) teknolojik bir adım attılar ve dükkanı açtılar. Artık Facebook’ta kadın satışı da vardı. Gözümüz aydın mıydı yoksa kör parmağım gözüne diye yaşanan bir olay mıydı bunun takdirini size bırakıyorum.
Sadece şunu söylemek istiyorum; insan her yerde aynı, ister gerçek ister sanal dünyada, dolayısıyla gittiği her yere arkasında hışırdayan çirkin sesli karanlık pelerini de götürüyor. Facebook’ta olan bitene resmi kurumların müdahale edeceğini düşünüyorum ama bence en önemlisi bizlerin müdahalesi. Eğer kapımızın önünü temiz bulmak istiyorsak biz de elimize fırçayı almalıyız. Yasaklayarak, kapatarak bu gibi durumların önüne geçemeyiz ve herşeyi resmi mercilerden bekleyemeyiz. Bunu ancak bizim tepkimiz durdurur ve ileride benzer adımlar atacaklara da bir uyarı olur.
Facebook yönetimine gönderilecek her bir şikayet mesajı bu tarz grupların kapatılması ve karşılığında kendi özgürlüğümüzün korunması için atacağımız olumlu bir adım olacaktır.
]]>Microsoft Türkiye,nin hazırladığı Günümüz Güvenlik Tehditlerine Genel Bakış ve Microsoft İstihbarat Raporu seminerinde konuşan Öztürkci, raporun yılda iki kez yayımlandığını belirterek, son raporun da 2009,un ilk yarısında toplanan veriler doğrultusunda hazırlandığını kaydetti.
Raporun genel olarak ele aldığı konuları anlatan Öztürkci, dünyada ve Türkiye,de en çok karşılaşılan güvenlik tehditlerini örnekler vererek açıkladı.
Zararlı kod temizleme yazılımlarının dünya ülkelerinde bulunma oranlarına değinen Öztürkci, Zararlı kodlardan temizlenen bilgisayarlardaki artış göz önünde bulundurulduğunda en fazla artış gözlenen ülkeler sıralamasında Türkiye yüzde 51,lik artışla ikinci sırada diye konuştu.
Tehditlerin bireyler ve şirketlere göre farklılık gösterdiğini, şirketleri tehdit eden virüslerin kişisel bilgisayar veya laptoplarda görülmediğini ifade eden Öztürkci, Microsoft,un zararlı kodları bertaraf etmek için geliştirdiği authenticate yazılımı hakkında bilgi verdi.
Facebook, myspace ve twitter gibi sosyal network sitesi kullanıcılarını hedef alan win32/koobface adlı virüsün diğer zararlı kodları indiren ve barındıran, bulaştığı bilgisayarlardaki gizli bilgileri ve şifreleri çalan, sahte güvenlik ve yazılımların reklamını yapan birden fazla bileşene sahip olduğunu dile getiren Öztürkci, virüsün kişinin hesabını ele geçirdiğini ve yoluna devam ettiğini söyledi.
Öztürkci, bu tehlikenin kurbanı olan kişinin de hiçbir şeyin farkında olmadığını kaydetti.
Dünyada büyük tehlikelerin başında sahte güvenlik yazılımlarının geldiğini belirten Öztürkci, bununla karşılaşan kullanıcıların korunmayı beklerken yeni bir tuzağa düştüklerini söyledi.