Nis 30 2010

Münevver Karabulut Davasında Flaş Tahliye

Category: Genel,Haberleradmin @ 20:49

Bugün olan Münevver Karabulut Davasında mahkeme katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun babası Nida Garipoğlu ile diğer tutuklu sanıklar Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt’un tahliyesine karar verdi.

4 kişinin tahliyesiyle birlikte duruşmanın tek tutuklu sanığı olarak Cem Garipoğlu kaldı. Duruşma, 16 Temmuz 2010 tarihine ertelendi.

Serbest bırakılan sanıklardan baba Nida Garipoğlu cinayete iştirak iddiasıyla tutuklanmıştı.

Diğer sanıklar Habib Kurt, Mehmet Karakayalı ve Ahmet Batur ise suçluyu kayırma ve delilleri kayırma iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmişlerdi.

BABA KARABULUT’TAN ELEŞTİRİ

Acılı baba Süreyya Karabulut, tahliye kararlarını eleştirerek, “Herkes Türk adaletini gördü” dedi.

Tutuksuz sanıklar Makbule Tülay Garipoğlu ve amca Hayyam Garipoğlu, camları siyah bir araçla adliyeden ayrıldı.

Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ve annesi Nagehan Karabulut da avukatlarıyla birlikte adliyeden çıkış yaptı. Mahkemenin verdiği tahliye kararlarını eleştiren Süreyya Karabulut, “Söyleyecek bir şeyim yok. Çok üzgünüm. Herkes, yüce adaletin nasıl tecelli ettiğini gördü. Tahliyeler var ama ilahi adaleti kimse unutmasın. İlahi adalet de var. Ben adalet karşısında içi yanan bir babayım.Ben yandım, başkaları yanmasın dedi.

Etiketler: , , , , , ,


Nis 24 2010

Şanlıurfa da Cinayet

Category: Yaşamadmin @ 03:20

Şanlıurfa emniyet müdürlüğü geçmişe yönelik faili mechul olan cinayetleri aydınlatmaya devam ediyor.

Şanlıurfa’da 3 yıl önce gerçekleşen anne ve oğlunun boğazının kesilmesi cinayet yüz havlusundan alınan DNA’dan yola çıkılarak aydınlatıldı.

Edinilen bilgiye göre, 15 Şubat 2007 tarihinde Onikiler Mahallesi Şair Abdi Sokak No: 24/2′de meydana gelen olayda 28 yaşındaki kadın ile 6 yaşındaki oğlu sabah saat 07.30 sıralarında boğazı kesilerek öldürülmüştü. 3 Erkek, 1 kız çocuk annesi Yaziy T. (28) isimli kadın, kızı Esra (13) ve oğlu Mehmet’i (15) okula göndermişti. Evde 6 ve 8 yaşındaki iki oğluyla tek başına akalan anne Yaziy T. daha sonra kimliği belirsiz kişilerin eve girmesi sonucu bıçaklı saldırıya uğramıştı. Kimliği belirsiz kişi veya

kişiler ekmek bıçağı ile ilk olarak anne Yaziy T.’nin karnı ile göğsünden bıçakladıktan sonra, 6 yaşındaki Yusuf T.’nin yüzü ve boğazını kesmişti. Cinayet aleti olan bıçaktaki kanı silen kişi veya kişiler, evde uyumakta olan 8 yaşındaki İsmail T.’ye dokunmadan olay yerinden ayrılmıştı. 8 yaşındaki İsmail T. uyandığı zaman annesi ve kardeşinin cansız bedeni ile karşılaşınca durumu bir üst kattaki babaannesi Kenşe’ye bildirdi. 8 yaşındaki İsmail T., babaannesi Kenşe’ye “Annem ve kardeşim aşağıda bayılmış”

dedi. Babaanne Kenşe ve İsmail bir alt kata indi. Babaanne Kenşe bir alt kata indiğinde 28 yaşındaki Yaziy T. ile 6 yaşındaki Yusuf T.’nin kanlar içindeki cesedini gördü. Yaşlı kadın daha sonra durumu genç kadının kocası Hüseyin T. (38) ile polise bildirdi. Hüseyin T., Kapaklı Pasajındaki işyerinden koşarak Onikiler Mahallesi’nde bulunan eve gitti. Evde eşinin ve oğlunun cansız bedeni ile karşılaşan Hüseyin T. sinir krizleri geçirdi. Polis o dönemde olayın şüphelisi olarak genç kadının kocası Hüseyin T.’yi

gözaltına aldı. Hüseyin T.’nin cinayetle alakası olmadığı için alınan ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Cinayet 3 yıl içinde bir türlü aydınlatılamadı.

Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar’ın Şanlıurfa’ya atanmasının ardından geçmişe yönelik olan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği tarafından özel bir operasyon ekibi kurulması talimatını verdi. Kurulan ekip, raflarda tozlanmış dosyaları indirdi. Bu dosyalar daha sonra kurulan ekip tarafından masaya yatırılarak faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için çalışma başlatıldı. Polis, dosyaları inceledi. Yaziy T. ile oğlu Yusuf T. cinayetinin aydınlatılması

için çalışmalar başlatıldı. Hüseyin T.’nin babası Halaf T., cinayet sonrası evi kapalı tuttu. Kimsenin oturmadığı ev sürekli boş kaldı.

KAPALI TUTULAN EV CİNAYETİN AYDINLATILMASI İÇİN YENİDEN KAPILAR AÇILDI

Cinayetin aydınlatılması için yeni kurulan ekip, 8 ay önce evin kapılarını yeniden açtı. Polis olayı çözmek için fotoğrafları inceledi, her bir fotoğrafların üzerine numaralar verildi. Sayfalarca senaryolar yazıldı. 28 Sayfa analiz raporu hazırlandı. Polis senaryoları tek tek inceledi. Polis, kapılarda zorlanma olmaması, içeriye giren şahsın kapıyı zorlamadan içeri girmesi, bıçak üzerindeki 2 maktule ait kan çıkması, cinayetin işleniş şekli gibi senaryolar üretti. Üretilen senaryolarda cinayetin bir

kişinin işlediği tespit edildi.

OLAYIN SEVGİLİLER GÜNÜNDEN BİR GÜN SONRA OLMASI DİKKAT ÇEKTİ

Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği tarafından özel bir operasyon ekibi, olayın 14 Şubat Sevgililer Günü’nden bir gün sonra işlenmesini dikkate alarak çalışmalarını bu yönde geliştirdi. Polis olay yerinde bulunan yüz havlusunda 2 maktulun DNA’sının haricinde bir kişinin DNA’sının daha olduğunu tespit etti. Polis bu üçüncü kişinin DNA’sını bulmak için araştırma başlattı. Polis çalışmalarını eve giren yakın akrabalar, komşular, beyaz eşya tamircileri fırıncı, terzi, çevredeki sabıkalılar, otellerde

konaklayanlar, çevre inşaatlarda çalışan işçiler üzerinde yoğunlaştırdı. 23 kişiden kan örneği alınıp Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Adli Tıp kurumu’ndan gelen sonuç olumsuz çıktı.

FARKLI BİR TAKTİK UYGULANARAK 17 SÜLALENİN HER BİR BİREYİNDEN KAN ÖRNEĞİ ALINDI

Şanlıurfa polisi bu kez farklı bir taktik uyguladı. Yaziy T.nin 17 sülalesinden bir bireyin kanını almak için harekete geçti. Alınan kan örnekleri Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Havludaki üçüncü kişinin DNA’sının bulunması için Adli Tıp Kurumu’ndan “soy bağı” karşılaştırılması istendi. Bu listede soyadı “Uluğ” olan şahsın kan örneğinin olay yerindeki havludaki DNA ile tuttu. Polis soyadı “Uluğ” olan 30 kişiden bir liste oluşturdu. 30 kişinin kan örneğinin alınması için polis, hepsini aynı anda hastaneye

çağırdı. Hastaneye 29 kişi gelirken, bir kişi gelmedi. Gelmeyen kişinin 20 yaşındaki tatlıcı dükkanında çalışan Ali U. olduğu tespit edildi. Hastaneye gelmeyen Ali U.’nun yakalanması için çalışma başlatıldı. Olayı fark eden Ali U., evdeki biraz birikmiş parayı yanına alarak motosikletini de boş bir araziye terk edip kayıplara karıştı.

SEVGİLİLER GÜNÜNDE KIZ ARKADAŞINA PARA HARCAMIŞ

Cinayet olayının bir gün öncesi olan 14 Şubat Sevgililer Günü’nde kız arkadaşı için oldukça yüklü para harcayan Ali U., 2008 yılında da 5 bin TL kredi kartı ile borçlanmış. Polis, Sevgililer Günü tezinden yola çıkarak DNA’sını vermemek için kayıplara karışan Ali U.’nun bulunması için çalışmalarını hızlandırdı. Şahsın evine giden polis, yatak odasında arama başlattı. Yapılan aramada kaçmadan bir gün önce içtiği sigaraların 6 adet izmaritinin DNA’sının alınması için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Sigara DNA’sının Ali U.’ya ait olduğu tespit edildi.

Şanlıurfa polisi, Ali U.’nun bulunması için sosyal paylaşım sitesinde izini takip etti. Ali U.’nun, yakın bir arkadaşına mesaj attığı görüldü. U.’nun bilgisayar IP’sinin İstanbul Aksaray’da olduğu belirlendi. Özel bir ekip uçakla İstanbul’a gitti. Aksaray’da 2 gün boyunca Ali U.’nun bulunması için polis beklemeye başladı. Ali U. daha sonra Aksaray’da gezerken polis tarafından kıskıvrak yakalandı.

“ZAMANINDA YAPTIĞIM BİR CAHİLLİKTİ”

Şanlıurfa polisi tarafından İstanbul Aksaray’da yakalanan zanlı Ali U., ilk ifadesinde, “Zamanında yaptığım bir cahillikti” dedi. Şanlıurfa’ya getirilerek sorguya alınan U., cinayet olayını büyük bir soğuk kanlılıkla anlattı. U., polisteki ifadesinde “Borçlarım vardı. Teyzem Yaziy T.’nin evine para istemek için Sevgililer Günü’nden bir gün sonra gittim. Para istedim vermeyince onu darp ederek yere yatırdım. Sonra evde bulunan bir bıçakla boğazını kestim. O sırada 6 yaşındaki Yusuf, odadan çıktı ve göz

göze geldi. Yusuf’un benim cinayeti işlediğimi ve beni ele vereceğini düşünerek onu da öldürdüm. Sonra teyzemin parmağında bulunan altın yüzükleri aldım. Yüzükleri bir kuyumcuda 40 TL’ye sattım. Yüzüklerin parasıyla borcumu ödedim bir kısmı ile de kendime yeni kıyafetler aldım. Aileden DNA istenince yakalanacağımı anladım ve İstanbul’a kaçtım. Teyzemi ve oğlunu öldürdüğüm için çok pişmanım” dedi.

1500 KİŞİNİN İFADESİ ALINDI, 200 KEZ EVE GİDİLDİ, 10 KEZ AİLEYLE GÖRÜŞÜLDÜ

Bu arada, olayın aydınlatılması için polis gece ve gündüz demeden 8 ay çalıştı. 8 ayda bin 500 kişinin ifadesi alındı. Olay yerine 200 kez gidildi. Aile ile 100 kez görüşüldüğü bildirildi.

İşlediği cinayetin aydınlatılmasından sonra Asayiş Şube Müdürlüğü’nde tutulan Ali U.’nun kendisine zarar vermemesi için 2 saatte bir 2 polis nöbet tuttu. Polisteki ifade alma işlemi tamamlanan U., Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde alınan sağlık raporunun ardından geniş güvenlik önlemi altında adliyeye sevk edildi. U.’nun Savcılıkta ifade verme işlemi devam ediyor.

Etiketler: , , , , , , ,


Nis 17 2010

Çorlu da Vahşet

Category: Haberler,Yaşamadmin @ 18:10

Çorlu da 2 günlük bir bebek boğularak öldürüldü ve sonra cesetinin üzerine beton dökülerek yok edilmeye çalışıldı ama polisten kaçamadılar.

Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde 25 yaşındaki İzzet Sapil’in askerdeki sevgilisi A.A.’dan olan ve ‘Aile meclisi’ kararı ile boğularak öldürüldükten sonra evin bahçesine gömülüp üstü beton ile kapatılan 2 günlük kız bebek cinayetiyle ilgili polis ekipleri amca Teruk Sapil’i gözaltına alındı. Kayıt dışı özel muayenehanede para karşılığında yapılan doğum ardından bebeğin çöp poşeti içinde eve götürüldüğü ortaya çıktı.

Aile meclisi kararı ile öldürülen 2 günlük bebek cinayetinde yeni gelişmeler ortaya çıktı. Doğumu gerçekleştiren Çorlu Devlet Hastanesi’nde görevli Kadın Doğum Uzmanı İpek Kadıoğlu’nun özel muayenehanesine 14 Nisan Çarşamba günü Sapil ailesinin olduğu gün muayeneye gelen hamile bir kadın, iddiaya göre doğum sırasında odadan gelen bebek sesini duydu. Bir süre sonra odada kendine gelen anne sekreterden çöp poşeti istedi. Bunun üzerine İzzet Sapil ile annesi Türkan Sapil ile yenge Birgül Sapil’in ellerindeki poşetle panik halinde dışarıya çıktı.

Muayenehanedeki işi biten hamile kadın evine gitti. Hamile kadın, muayenehaneden çıkan 3 kadının hareketlerinden şüphe duyunca 2 gün sonra ankesörlü bir telefondan polisi arayarak olay günü tanık olduğu olayı anlattıktan sonra telefonu kapattı. İhbarı değerlendiren polis ekipleri, Dr. Kadıoğlu’nun sekreteri Nermin Demirci’ye ulaştı. Sekreter bebeğin muayenehanede dünyaya geldiğini ve sonra ailenin bebeği götürdüğünü açıkladı. Bunun üzerine savcının talimatı ile eve giden polis ekipleri bebeği bulamayınca evdeki 55 yaşındaki Türkan Sapil ile çocukları, 25 yaşındaki İzzet Sapil, 18 yaşındaki Tayfur Sapil, 20 yaşındaki Faruk Sapil, 34 yaşındaki gelini Birgül Sapil ile Çorlu Devlet Hastanesi Kadın Doğum uzmanı eşi İpek Kadıoğlu ile özel muayenehanesinde çalışan sekreteri Neriman Demirci gözaltına alındı.

Kayıt dışı yapılması planlanan doğum için Kadın Doğum Uzmanı Dr. İpek Kadıoğlu’nun Omurtak Caddesi Fuat Peker apartmanında bulunan muayenehanesinde gelen İzzet Sapil, anne Türkan Sapil ve yenge Birgül Sapil iddiaya göre sekreter Nermin Demirci ile doğum pazarlığına başladı. Sekreter doğum için 1500 TL istedi. Aile 1200 TL’nin olduğunu söyledi. Daha sonra bu fiyata anlaşıldı ve doğum gerçekleşti. Doğumun ardından bebek bir çöp poşet içine konulduktan sonra ailenin yaşadığı Nusratiye Mahallesi Tuğlalı Çeşme Altı 3′üncü Sokak’taki evlerine götürüldü. Burada toplanan aile meclisi ile bebeğin ölümüne karar verdi ve boğularak öldürülen bebek daha sonra açılan çukura gömüldü ve üstü beton ile kapatıldı.

Soruşturmayı genişleten polis ekipleri, gözaltındaki şüphelilerin verdiği ifadeler doğrultusunda amca, 42 yaşındaki Teruk Sapil’i de gözaltına aldı. Şüpheliler olası linç girişimine karşı geniş güvenlik önlemleri altında sağlık kontorolü için Çorlu Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Dr. Kadıoğlu gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakırken, sekreteri Nermin Demirci, “Benim suçum yok” diye konuştu.

Anneanne Türkan Sapil ise gazetecilerin kendisini görüntülememesi için yüzünü tamamen başörtüsü ile kapatırken, soğukkanlı görünen anne İzzet Sapil, polis eşliğinde sağlık kontrolünden geçirildi ve ekip otomobiline götürüldü. Burada gazetecilerin “Pişman mısınız?” sorusunu yanıtsız bıraktı. Gözaltındaki 8 kişinin polisteki sorgusu sürüyor.

Etiketler: , , , , , ,


Mar 29 2010

Ağca Yine Sahnede

Category: Genel,Kadınlaradmin @ 19:25

Gazeteci Abdi İpekçi cinayeti ve Papa 2. Jean Paul’e yönelik suikast girişimi dolayısıyla yaklaşık 30 sene hapis yatan Mehmet Ali Ağca, Kartal H Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliyesinin ardından ilk kez kameraların karşısına geçti. Sürekli giydiği mavi kazağının yerine, lacivert takım elbise, mavi gömlek ve kravat giydiği görülen Ağca, yaklaşık 40 dakika boyunca basın açıklaması yaptı. Ağca, İngilizce başladığı konuşmasına basın mensuplarının, ‘Burada sadece bir yabancı ajans var ve o da Türkçe biliyor. Neden Türk medyası karşısında basın toplantısı düzenliyorsunuz ve İngilizce konuşuyorsunuz?” tepkisi üzerine açıklamalarına Türkçe devam ettirdi.

Konuştuğu konunun basit bir üçüncü dünya ülkesi meselesi olmadığını ve manevi çöküş yaşayan Batı medeniyetini yeniden inşa etmek istediğini belirten Ağca, bunu kendisinden başka hiç kimsenin yapamayacağını belirtti. Batı gazetecilerinin “Papa tutuklansın” manşetleri attığını belirten Ağca, eline aldığı incili göstererek, “Bu kitap geçersizdir. Tarihin müzesine atıyorum bu kitabı. Tanrının verdiği otoriteyle yapıyorum bunu. Yeni bir İncil yazıyorum, yeni bir Tevrat yazıyorum mükemmel Tevrat mükemmel, İncil. Batı medeniyetinin başka hiçbir çıkış yolu yok.” şeklinde konuştu.

Hıristiyanların Hazreti İsa’ya ‘tanrının oğlu’ demesini eleştiren Ağca, “Burada bir insanı tanrı olarak tanrının oğlu masallarıyla tanıtarak insanlığı aldatıyorlar. Bu kitap nedir İsa Mesih için en aşağılık hakaretler var. ‘Mesih İsa bir hiç’ diyor. Hani sizin tanrınız da tanrınızın oğluydu. ‘Veled-i zina’ diyor aşağılık insanlar. Hayır insan tanrı değil tanrının oğlu değil ama kutsal bir insan. Birilerinin haykırması lazım. Bu öyle basit sakin kelimelerle söylenecek bir şey değil.”

Batı medeniyeti gibi Doğu medeniyetinin de çöktüğünü savunan Ağca, Usame Bin Laden ve El Kaide’nin şu anda Doğu medeniyetini temsil ettiğini öne sürdü. Kendisinin hiçbir din adına konuşmadığını öne süren Ağca, “Ben Musa peygamberin, Mesih İsa’nın tanrısı adına konuşuyorum. Beni dünyaya sunan da Vatikandır. Hiçbir milleti devleti temsil etmiyorum. Kainatı yaratan yöneten tanrı adına konuşuyorum. Doğu ve batı medeniyeti yeni bir dünya düzeni için bir araya getirmeyi diyalogu devam ettirmeyi düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.

“İNSANLARIN BAKIŞLARINDAN RAHATSIZ OLUYORUM”

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Ağca, basın mensuplarının ‘Yılarca hapishanede bulundunuz. Adaptasyon sorunu çekiyor musunuz?” sorusu üzerine Ağca, “Tabi bir anda toplumu anlamak, hayata adapte olmak mümkün değil ama şunu söyleyebilirim. İngilizce sözlerimizde biraz hayretle karşılayabilirsiniz. Ben Harward Üniversitesi’nden Oxford profesörlere ders verebilirim. Onların eserlerini görüyorsunuz. Bunlar adam olsaydı toplumlarını bu iflasa sürüklemezlerdi. Bunun için ilahi hakikatten başka hiçbir çıkış yolu yok. Toplumun içine pek giremiyorum. Bakışlardan rahatsız oluyorum. Ama zamanla herhalde rahatlıkla normal hayatımı yaşayacağım. İstanbul’da yaşıyorum. Malatya’ya yakında gitmeyi planlıyorum.” diye konuştu.

Günlük hayatı hakkında da bilgi veren Ağca, zamanını incil ve tevrat yazarak, spor yaparak geçirdiğini ifade etti. Gazetecilerin ‘Televizyonlardan teklifler aldınız bunlarla ilgili ne söyleyeceksiniz?” sorusu Ağca’yı kızdırd. Ağca, “Bunlar ortaçağ zihniyeti ilkel zihniyetler. Herkesin bir rolü misyonu var. Yarışma programı diyorum bunlar çok aşağılık davranışlar. Bunu saygıyla karşılamak mümkün değil. Ben mesihim diyen birini buna davet etmek doğru değil. Ben mesihim ve tanrıyı temsil ediyorum. Ama öyle bir dans yarışması gibi aşağılık bir şeye kimse beni davet edemez.” şeklinde konuştu.

Film projesi ve teklifler üzerine Ağca, henüz bir karar verilmediği ancak yurt içinden ve dışından teklifler geldiğini belirtti. Türkiye’de Papa Suikasti konusunda pek çok kitap yapıldığını ve onlarca belgesel film hazırlandığını belirten Ağca, gerçeklerin kendi elinde oduğunu ve son sözü kendisinin söyleyeceğini aktardı.

İPEKÇİ CİNAYETİ SORUSUNA CEVABI “TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ VARDI”

Basın mensuplarının ” ‘İnsan öldürmeyle bir yere varılamaz’ diyorsunuz ama siz de insan öldürmekten hapis yattınız. Burada bir çelişki yok mu?” sorusu üzerine Ağca, Onun ayrı bir konu olduğunu ve o dönemde Türkiye’de iç savaş ortamı olduğunu öne sürdü. Şu anda Mesih olma görevinin kendisinde olduğunu ve buna göre davranmak zorunda olduğunu anlatan Ağaca, Hz. Musa’nın 10 Emir’de ‘öldürmeyeceksin’ demesine rağmen İncil’de katil olarak geçtiğini söyledi. Ağca, “Katille işgalciler ben her türlü terörizmi de cinayeti de suçu da kesinlikle lanetliyorum. Meşruiyet adamı olmak zorundayım. Tanının yeryüzündeki temsilci olarak. Bırakın eskiden var mı yok mu? Burada yepyeni bir Ağca var. Mesih Ağca var. Ben Mesih olduğumu 80 yılında birileri söyledi ama 83 yılında keşfettim. Ben ilahi adalet ve hakikatim Mesih olarak. Bu kesinlikle küfür değil. Bu hak dine mükemmel dine aykırı bir şey de değil. Aptallar cahiller Ağca kafir derler.”

Kendisinin insanlığın son umudu olduğunu öne süren Ağca, yazdığını söylediği Tevrat ve İncil’i bir iki ay içinde tamamlayacağını belirtti.

Etiketler: , , , , ,


Mar 24 2010

Okul önünde gaspa 2 tutuklama

Category: Haberleradmin @ 19:00
Anıl ERTAN/TİRE (İzmir), (DHA) 24 Mart 2010
 

İZMİR’in Tire İlçesi’nde, okul önlerinde öğrencilerin para ve değerli eşyalarını gasp ettikleri iddiasıyla gözaltına alanına 3 kişiden 2′si tutuklandı.

Tire İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, gelen şikayetleri dikkate alarak lise ve üniversite öğrencilerinin para, cep telefonu, altın künye gibi değerli eşyalarını gasp edip, dövdükleri ileri sürülen S.C. (16), A.A. (19) ile H.Ö.’yü (20) bir ay süreyle takibe aldı. Takibin ardından harekete geçen polis, dün Dört Eylül Mahallesi’ndeki bir lisenin önünde üç şüpheliyi bir öğrencinin parasını gasp etmek isterken suçüstü yakaladı. Gözaltına alınan 3 şüpheli işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden A.A. ve H.Ö. tutuklandı. S.C., ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Adliye önünde toplanan şüphelilerin yakınları, tutuklamaya tepki gösterdi.

Etiketler: , , , ,


Mar 24 2010

Kadıköy’de işadamına silahlı saldırı

Category: Yaşamadmin @ 18:58
Cengiz ÇOBAN / Mithat HERMŞERİ İSTANBUL-DHA 24 Mart 2010
 
 

İstanbul Kadıköy’de silahlı 3 kişi, bastıkları şirket merkezinde işadamı Tuncay Yanık’ı dövdükten sonra bacağından vurdu.

Kadıköy Sahrayı Cedit Mahallesi’ndeki ‘Birleşim Demir Çelik İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ merkezine ciple gelen 3 kişi, henüz belirlenemeyen bir nedenle şirket sahibi Tuncay Yanık’a saldırıda bulundu. Başına ve yüzüne aldığı darbelerle yaralanan ve yere yığılan Yanık’ın bacağına bir el ateş eden kimliği belirsiz 3 kişi, geldikleri ciple olay yerinden kaçtı. Kaçan zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldı.

 

Yaralanan Tuncay Yanık, olay yerinde yapılan ilk müdahaleden sonra ambulansla Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yanık’ın hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

Etiketler: , , , ,