Nis 30 2010

Otobüste Seviştiler

Category: Dünya,Yaşamadmin @ 01:48

İsveç te meydana gelen bu ilginç olay 50 kişilik bir otobüste bir çiftin sex yaptığı ve bu yüzden haklarında dava açıldığı belirtildi.

Adı açıklanmayan müzisyen kadın ile emlakçı erkek, kendilerine hakim olamayıp onlarca yolcunun rahatsız bakışlarına rağmen sevişmeye başladı.

Otobüste bulunan bir kadın yolcu yanındaki genç kızının, çiftin otobüsü dolduran müstehcen seslerinin duymaması için ne yapacağını şaşırdığını söylerken, sonunda otobüs şoförü aracı bir karakola çekmek zorunda kaldı.Polise teslim edilen çift, seks yapmadıklarını sadece samimi olduklarını söyledi.Erkek, “Anlamıyorum. Biz seks yapmadık. Tişörtümün altından karnımı okşadı o kadar” diye savunma yaptı.Çift suçlu bulunmaları halinde kamuya açık alanda cinsel eylemde bulunmak suçundan para cezasına çarptırılacak.

Etiketler: , , , , , , , ,


Nis 20 2010

Sigara yasağında geri adım!

Category: Geneladmin @ 22:13

Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde, cezaevlerinde, gemi güvertelerinde ve otellerin belli odalarında, sigara içilebilecek.

Özellikle eğlence yeri sahipleri ile kıraathanelerin işlerinin düşmesine neden olan sigara yasağında, ilk yumuşama geldi. Çıkarılan bir yönetmelik ile, ”Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalarının yatarak tedavi gördüğü sağlık birimlerinde, cezaevlerinde, şehirlerarası veya uluslararası yolcu taşıyan deniz araçlarının güvertelerinde ve otellerin belli odalarında” sigara içilebilmesi için özel alanlar oluşturulacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik uyarınca, bu yerler ile açık havada yapılan spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin icra edildiği yerlerde tütün ürünleri tüketimi için alanlar oluşturulabilecek. Bu yerlere, ”Bu alan tütün ürünleri tüketimine ayrılmıştır. 18 yaşından küçükler giremez” yazılı levhalar da asılacak.

Tütün ürünleri tüketiminin yasaklandığı yerler ile sigara içilebilecek alanlara uyarıcı levha asmayanlara da bin lira para cezası verilecek. Yasal uyarı levhaları, turistik amaçlı tesisler, müzeler, havaalanları ile yabancıların yoğun olarak bulunduğu yerlerde, Türkçe’nin yanı sıra 6 ayrı dilde de asılacak.

Etiketler: , , , , , ,


Nis 16 2010

Küçük Kıza Akılalmaz İşkence

Category: Dünya,Haberleradmin @ 01:29

Bir baba evlatlık olarakta aldığı bir kıza bu işkenceyi nasıl yapar.

42 yaşındaki Laurie Davenport, 2008 yılında çocuklara eziyet suçlamasından iki ay hapis cezası almıştı.
Ancak aldığı hapis cezasu Davenport’u, 11 yaşındaki kızına işkence yapmaya devam etmesinden alıkoymadı.
Aralık ayında küçük kızın ortadan kaybolmasının ardından, polis uzun süren aramalardan sonra kızı bulduğunda, ortaya korkunç bir işkence gerçeği çıktı.
Küçük kız, Davenport’un kendisini kaynar suyla banyo yapmaya zorladığını, falakaya yatırdığını, dişlerini çektiğini hatta genital bölgesinde çeşitli yaralar açtığını anlattı.
Kızın ifadesi üzerine Davenport’u tutuklayan polis, kadının küçük kıza cinsel tacizde de bulunduğunu düşünüyor.
Aralık ayından beri küçük kızın üç kez doktora gittiği, ancak hiçbirinde anne Davenport’a yönelik bir araştırma yapılmadığı öğrenildi.

Etiketler: , , , , , ,


Nis 12 2010

Rekor Ceza!

Category: Genel,Haberleradmin @ 21:29

Mardin’in Mazıdağ İlçesi Bilge Köyü’nde 7′si çocuk 44 kişinin öldürüldüğü katliamla ilgili davanın Çorum Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 7′nci duruşmasında savcı mütealasını verdi. Savcı Hakan Ceran, 7 sanık hakkında 44′er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 7 sanık hakkında 240′ar yıl hapis, 4 sanık için de beraat istedi. Olayın kesin sebebinin tespit edilemediğini vurguladı. Duruşmaya katılan 8 sanık ile avukatları son savunmalarını yapmak üzere süre isteyince mahkeme heyeti duruşmayı 26 Nisan’a erteledi.

Etiketler: , , , , ,


Mar 16 2010

Hırvatistan’a Romanlara ayrımcılıktan ceza

Category: Dünyaadmin @ 18:29

Mahkeme, Hırvatistan’ın, “Roman öğrencileri ilkokullarda özel sınıflarda eğitim almaya zorlayarak, ayırımcılık suçu işlediğine” hükmetti.

Hırvatistan’da azınlık Romanların mağdur olduğu görüşüne varan AİHM, bu azınlığın korunması ve özellikle eğitim alanında diğer vatandaşlar gibi eşit haklara sahip olması gerektiği uyarısını yaptı.

Hırvatistan’daki Roman öğrencilerin yüzde 84′ünün zorunlu eğitimin ardından okulu bırakmasının düşündürücü olduğunu belirten mahkeme, yetkililere gerekli yasal önlemleri almaları çağrısı yaptı.

AİHM, Hırvatistan’ın, ortak başvuru yapan 15 Roman öğrenciye kişi başına 4 bin 500 avro tazminat ve 10 bin avro mahkeme masrafı ödemesini kararlaştırdı.

Etiketler: , , ,


Mar 13 2010

İstiklal Marşı’ndan ceza olur mu?

Category: Genel,Haberler,Kadınlaradmin @ 17:18

Geçtiğimiz sene Bodrum’da verdiği konserde pot kırıp seyirciye “Diyarbakır’dan mı geldiniz hepiniz? Dağdan mı? Moron moron bakıyorsunuz” diyen Demet Akalın, Diyarbakırlı vatandaşlardan, kasetçilerden tepki görmüş posterleri yırtılarak protesto edilmişti. Akalın’ın konuyla ilgili defalarca özür dilemesine karşılık, şarkıcı adına suç duyurusunda bulunulmuştu. İncelemeyi tamamlayan mahkeme geçtiğimiz hafta kararını verdi, Akalın’ın halkı aşağılama niyeti olmadığına hükmederek tedbir cezası kesti. Ceza olarak İstiklal Marşı’nın sözlerini el yazısıyla bir kağıda yazacak ve marş hakkında 5 sayfa yorum yapacak olan Akalın “Düşünce çok hoşuma gitti. İstiklal Marşı’nı okul yıllarımdan ezbere bilirim. Hemen yazmaya başladım. Yazarken çok keyif aldım. Yorum için ise uzun bir zaman ayırdım.” diye yorumladı yorumlamasına ama karar herkeste aynı sevinci yaratmadı. 12 Eylül zamanını hatırlatan çağ dışı bir uygulama mı, Avrupa standartlarına yakınlaştığımızın göstergesi ıslah edici bir ceza yöntemi mi? Ulusal marştan ceza olur mu?
İşte farklı görüşler…

Para cezasından çok daha etkili, çağdaş ve ıslah edici bir ceza yöntemi

Demokrat Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı Av. KADİR AKBAŞ:

Yeni ceza yasası bu konuda hâkime suçlunun kişiliğine uygun, farklı cezalar verebilme tercih etme yetkisi tanındı. Bu çağımızla bağdaşan bir uygulamadır. İstiklal Marşı bir anlamda Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü; millet olma bilincini ifade eden bir marş. Kişinin işlediği suç, söylemiş olduğu bu sözler, milletin birliğine, birlikte yaşama arzusuna, isteğine zarar verdiği için İstiklal Marşı’nı yorumlama cezası çok da anlamsız bir ceza değil. Demet Akalın’ın davasında da, işlendiği iddia edilen suçu, sonucu itibariyle bağdaştırılabilen çağdaş bir cezalandırma sistemidir. Kişiye söylediklerinin, yaptıklarının sonuçlarıyla ilgili daha sağlıklı düşünebilmenin ikazı oluyor bu ceza da. Bin TL ya da iki bin TL gibi bir para cezası Türk hazinesine çok fazla bir şey katmayacak. Bu cezayı İstiklal Marşı gibi, Türk milletinin birliğini ifade eden bir metnin suçlu bulunan kişi tarafından daha iyi anlaşılması için bir fırsat olarak görüyorum. İstiklal Marşı’nı yazma, yorumlama ya da bir kitap okumak, ki o belli bir konu üzerindeyse işlenen suçla da ilgili bir konudaysa, bir cezadan daha çok ıslah edici, o suçu işlerken yetersizlik söz konusuysa belki o eserin okunmasıyla bilgi eksikliğinin giderilmesi amaçlanabiliyor. Bu anlamda para ve hapis cezası dışında cezaların kullanılmasının çok çağdaş ve daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Hafif cezalarda size naif gelebilecek cezalandırmaların da düşünülmesi, uygulanması bence son derece olumlu bir uygulama. Demet Akalın da “Bu ceza hoşuma gitti” demiş sanırım, bu da tek başına suçlu bulunması, söylediklerinin ceza yasasında suç olarak tanımlanan bir eyleme uyduğunun anlaşılması bile bir sanatçı açısından başlı başına üzüntü kaynağı olmalı. Çünkü sanatçı toplumun birliğine ve bir arada yaşama isteğine katkıda bulunulması istenen kişidir. O kişinin de toplumun kesimleri arasında kin ve düşmanlığa yol açtığı görülünce mahkeme böyle bir karar veriyor. Hiçbir ceza verilmemiş olsa bile bir sanatçının böyle bir suçu işlediği mahkeme kararıyla tespit edilmesi de yeterince ağır bir cezadır.

Bu tür cezalar gelişmiş ülkelerde uygulanır, standartlarımız yükseliyor

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. AHMET GÖKÇEN:

Bu tür cezalar hapis cezalarına seçenek olacak yaptırımlardır; mesela İstiklal Marşı yazma ya da kitap okuma gibi cezalar kısa süreli hapis cezaları için alternatif olarak veriliyor. Veya kişilere para cezası vermek yerine, düşük hapis cezası olan konularda, bu tür yöntemler kullanılıyor. Mahkeme Demet Akalın’ın davasında da böyle takdir etmiş. Bu ceza için de mahkeme takdir ettikten sonra diyecek bir şey yok. Ama bu ceza hapis cezasından daha ağır ve daha kötü bir ceza değildir. Bu tür cezalar gelişmiş ülkelerde uygulanan yöntemlerdendir. Artık bizde de uygulanmaya başladı. Demek ki Türkiye’nin de bu konuda standardı yükselmiş durumda. Bu da iyi bir gelişmedir. Eskiden de bizde buna benzer düzenlemeler vardı. Ama son dönemlere kadar kullanılmıyordu. Şimdi yeniden uygulanmaya başlandı. Bu tür cezaların faydası vardır elbette. Zaten cezanın amacı, suç işleyen kişiyi topluma yeniden kazandırmaktır. Bu cezaların amacı da hem toplumsal barışı sağlamada önemlidir cezalandırmak suretiyle hem de kişileri topluma kazandırmaktır. Hâkim o Demet Akalın’ın bu davranışının böyle bir cezai müeyyide ile düzeleceğini öngörmüştür ve o yüzden böyle bir yaptırım uygulamayı uygun görmüştür. Hâkimin bu kararını da saygıyla karşılamaktayım.

**

Demek ki İstiklal Marşı’nı okuyup söylerken hepimiz cezalandırılıyoruz

12 Eylül’ü çağrıştıran baştan aşağı öznel ve keyfi bir hüküm

Ataol BEHRAMOĞLU
Şair Yazar

Söz konusu cezada ilginç olan, yargıcın bu yetkiyi nereden aldığının belli olmayışıdır. Yargıçların yetki ve sorumluluklarının içerik ve sınırları bellidir. Herhangi bir yasada bir yargıcın İstiklâl Marşı ya da bir başka metnin yorumunu değerlendirme konusunda yetkili olduğuna ilişkin bir hüküm bulunabileceğini sanmıyorum. Yargıç verdiği cezanın doğru ve uygun biçimde yerine gelip gelmemiş olduğunu nasıl, hangi yetkiyle, nasıl bir uzmanlığa sahip olarak denetleyecek? Yorumlanması istenen metin İstiklâl Marşı değil de söz gelimi Görecelik Kuramı, ya da herhangi bir sıradan gazete haberi de olsa, durum değişmeyecekti. Cezalandırma olgusunda nesnellik vardır. Başka bir deyişle, keyfilik olamaz.
Bu hüküm ise baştan aşağı öznel ve keyfidir. Öte yandan, İstiklâl Marşını yazıp yorumlamayı ceza olarak görmek ayrıca yanlış ve ayıp. Demek ki bir ağızdan İstiklâl Marşı okunduğunda hem söyleyenler hem dinleyenler cezalandırılmış oluyor. Bu bana 12 Eylül hapishanelerinde emir komutayla, sopa tehdidiyle marş söylettirilmesini çağrıştırdı. Yani nereden bakılırsa bakılsın, son derece saçma, anlamsız, temelsiz, aynı ölçülerde de (yargıca her şeyi yapabilme hakkının kapılarını açmakla) son derece tehlikeli bir hüküm.

Okumak bu ülkede cezadır

Ayşe KULİN
Yazar

Bir ülkede şiir okumayı, edebiyat okumayı, kompozisyon yazmayı ceza olarak veriyorlarsa okuma daima bu memleketin insanları için bir ceza olmaya devam edecektir.

Demet Akalın, Demet Akalın olalı böyle zulüm görmedi!

Ece TEMELKURAN
Gazete HABERTURK Yazarı

Bu ceza iki kere ironik: İlki, Diyarbakır’da yaşayan Kürt halkın bu suç duyurusunda bulunması ve bunun cezasının İstiklal Marşı’nın okunup yazılması olması enteresan tabii ki. Demet Akalın, Demet Akalın olalı böyle zulüm görmedi dedirtecek türden bir ceza olabilir.
İkincisi de, Demet Akalın vaktiyle bir laf etmiş, kardeşim İnan Temelkuran’a Altın Portakal kazandıran filminde epigraf olarak da kullanılmıştı: “Ah keşke beni dövseydi, akıllanır, bacağımı kırıp otururdum” diye sevgilisiyle ilgili bir sözdü. İnan da onu Kenan Evren’in “Gelecek nesilleri yabancı ideolojilerden korumak için her türlü tedbiri alacağız” sözüyle birlikte kullanmıştı. Demet Akalın o anlamda, “her türlü yabancı ideolojiden korunmuş temiz bir neslin” temsilcisi olarak enteresan bir figürdür. Ve şimdi onu akıllandırmak için 12 Eylül’ün cezaevlerinde uygulanan zorunlu istiklal Marşı okuma cezası enteresan ve tarihsel bir ironi olarak düşünülebilir.

“Ne şair ne de millet böyle bir cezayı hakediyor”

Yazar Pınar KÜR

Herhangi bir şiiri, kitabı, sanat eserini ‘ceza malzemesi’ olarak kullanmak bence yanlış ve esere saygısızlıktır. Vaktiyle, sıkı yönetim cezaevlerinde de İstiklal Marşının sopa yerine kullanıldığını duymuş ve çok üzülmüştük.
Bence ne şair ne de millet böyle bir cezayı hakediyor.

“Devletin kutsalı”ndan ceza olmaz

Ahmet TELLİ
Şair

Ben insanların kutsalları olamayacağını düşünüyorum, hiçbir şey kutsal değildir. O bakımdan kurumların, devletlerin kutsalları üzerinden insanların ceza görmesine, bu yöntemlerle ceza verilmesine son derece karşıyım.

Hangi devlet, ulusunu ulusal marşıyla cezalandırır?

Mehmet Akif’in şiirinden ceza verileceğine, evine sahip çıkılsaydı

Can DÜNDAR
Milliyet Gazetesi Yazarı

Özelde siz değerli hâkimler, genelde Türkiye’yi yönetenler, bu ülkenin milli marşını bir falaka sopası olarak kullanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz acaba? Hangi devlet, ulusunu ulusal marşıyla cezalandırır ki? Geçenlerde Yaşar Okuyan’ın 12 Eylül dönemi Mamak Cezaevi anılarını dinledim: “Bizi eksi 20 derecede dışarı çıkarıp 30 defa üst üste İstiklal Marşı söyleterek terbiye etmeye çalıştılar” diyordu. Marşın sözlerini baştan sona ezberlemeyenler öldüresiye dövülürmüş. Marşı sevenler bile nefret ederek tahliye olmuş. Hadi o, 30 yıl önceydi. Ya şimdi? Gerçekten son olmayı dileyerek kestiğiniz cezayı ve bahsettiğim anlayışı bir kez daha değerlendirmenizi rica ediyorum. Mehmet Akif, evinin duvarına yazdığı ve ‘Milletimin kalbine gömdüm’ dediği marşın işkencede, törende, konserde dayak niyetine kullanıldığını bilse acı çekmez miydi? ‘Suçlular’ı marşı yazdırma cezasıyla terbiye edeceğinize, marşın şairinin devletin elinde bakımsızlıktan yok olan evinin bakımıyla görevlendirmeniz daha faydalı olmaz mıydı? Marşımızla çatmayın bize kurban olayım!

Etiketler: , , , ,