Nis 23 2010

Avatar Yeni Eklemelerle Vizyona Girecek

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 02:09

Yönetmen James Cameron, 20th Century Fox’un Ağustos ayında Avatar ‘ı yeniden vizyona sokacağını, bu kez filme altı dakikalık özel-effekt sahnelerinin de ekleneceğini açıkladı.

Cameron, bir web sitesine yaptığı açıklamada, filmin ilk vizyon tarihinden sonra birkaç hafta daha yayında kalması gerektiğini fakat 3D gösteren salonların azlığından ve salonların Alis Harikalar Diyarında için tutulmuş olduğundan dolayı erken kaldırıldığını, bunun da filmin hasılatına etki ettiğini söyledi.

Tam tarih belli olmamakla birlikte, Ağustos’tan sonra uygun bir zamanı kolladıklarını ve 3D salonlarda filmin yeni sahnelerle birlikte yeniden izleyiciyle buluşacağını belirten Cameron, bu tarihe kadar, ülkemizde de satışı başlamış olan DVD ve BlueRay’ler ile filmi evde de izleyebileceğimizi söyledi. Fakat bu filmin izleyicisinin, filmi özellikle sinema salonunda izlemeyi tercih ettiğini, bunun bambaşka bir deneyim olduğunu düşündüklerini bildiğini söyledi.

Eklenen sahnelerin, Avatar’ın devamına bir davetiye niteliğinde olduğunu açıklayan Cameron, “Pandora‘daki okyanusa odaklanacağım bu kez, oldukça zengin, karmaşık, çılgın ve yaratıcı bir okyanus olacak ve sadece bir yağmur ormanından ibaret olmayacak gördükleriniz.. ” diye ekledi.

Etiketler: , , , , ,


Nis 19 2010

İstanbula Turist Akın Edicek

Category: Haberler,Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 00:16
Asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’un tarihi, turistik ve kültürel cazibesi, bu yıl 10 milyon turisti kente çekecek.
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, İstanbul için turizmde ilk hedeflerinin sayısal, ikinci hedeflerinin ise turist sayısının niteliğini arttırmak olduğunu söyledi.

”İstanbul’da 2010 yılında 10 milyon turist hedefliyoruz. İkinci hedefimiz ise daha fazla para harcayan turistin gelmesine yönelik çalışmalar” diyen Bilgili, bu hedeflerin yanında dünyanın yaşadığı ekonomik kriz ile bunun turizme yansımasının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin geçen yıl en büyük 10 turizm ülkesi arasında yer aldığını ve turist sayısı artan tek ülke olduğunu anlatan Bilgili, ”Bunu, bu yıl yaşayacağımız zorlukların bir müjdecisi olarak değerlendirmek lazım. Çünkü turist sayısı düşen ülkeler büyük bir hızla tedbirlerini alacaklardır tokat yedikleri için. Bizim, tokat yemediğimiz için bir rehavete kapılmamamız gerekir. Tedbirlerimizi aldık ama herkesin tedbir alması gerekir. Turizm böyle dinamik bir sektör. Bu rehavetin olumsuz sonuçlarını da görebiliriz, böyle bir ihtimal de var” dedi.

İSTANBUL’UN AVANTAJI

Bilgili, 2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti olmasının İstanbul’a olumlu bir yansıması olacağını düşündüklerini ifade ederek, ”Ancak henüz ilk 2 ayda bir düşme var. Bu da bir realite, bunun da çeşitli nedenleri var” diye konuştu.

Artış beklerken düşüşün yaşanmasının şaşırtıcı bir sonuç olduğunu, ancak bunun için bir faktör bulamadıklarını dile getiren Bilgili, şunları söyledi:

”Bu düşüşün bir nedeni olarak Avrupa’da uzun süren kışlar görülebilir. İstanbul’a en çok gelenler Almanlar. Bunların sayısında bir düşme var. Daha önce yaşanan domuz gribinin etkilerini yeni görebiliyor olabiliriz. Birçok faktör olabilir. Mart ayındaki rakamlarda hızlı bir geçişe geçeceğimize yönelik işaretler var. Bu durumu kurtaracağımızı ve hızlı bir yükselişe geçeceğimizi düşünüyoruz.”

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasının önemli bir turist akışı sağlayacağına inandıklarını ifade eden Bilgili, ”2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sağladığı maddi imkanlarla İstanbul için ilk defa Avrupa’da bağımsız bir tanıtım kampanyası yürütülüyor. Avrupa’nın tüm şehirlerine gittiğinizde İstanbul görsellerini görmeniz mümkün. Bakanlık bunu yapamamıştı, çünkü bakanlık Türkiye’nin tanıtımını yapıyor. 2010′un sağladığı imkanlarla küresel kanallarda, CNN’de, BBC’de İstanbul reklamları çıkıyor. Bunların da bir geri dönüşümü olacağına inanıyoruz.”

UCUZ ÜLKE İMAJI

Bilgili, Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizin turizm sektörü açısından Türkiye’yi etkilemeyeceğini düşündüğünü belirterek, şunları kaydetti:

”Çünkü Yunanistan ile biz komşuyuz. Yunanistan’ı tercih eden turistlerin bir kısmı Türkiye’ye kayabilir. Çünkü Yunanistan’da ne varsa bizde daha güzeli var. Tatil turizmi arayanlar için Türkiye bir tatil cenneti, tarih ve kongre turizmi için bulunmaz bir ülke, kültür turizmi için bulunmaz bir imkan. Dolayısıyla artı olarak yansıyacağını düşünüyoruz.”

Krizle rekabet edebilmek için kalitenin düşmemesi, ancak fiyatların rekabet edebilir ortama çekilmesi gerektiğini vurgulayan Bilgili, ”Bizim, ucuz ülke imajını süratle silmemiz gerekiyor. Türkiye’nin önüne koyduğumuz turizm vizyonlarından birisi de bu. Rekabet etmek ayrı şey, ucuz ülke imajına sahip olmak ayrı bir şey. Rekabet etmek için fiyatınızı düşürebilirsiniz ama rekabet etmek için fiyatınızı olağanüstü düşürürseniz ucuz ülke olmuş oluyorsunuz. O yanlış bir strateji” diye konuştu.

OTEL YATIRIMLARI

Bilgili, istikrarlı bir artış olduğu takdirde turizm tesisi açısından İstanbul’un bir sıkıntısının olmadığını belirtti.

Özellikle Anadolu yakasında büyük bir turizm yatırımı atağının olduğuna değinen Bilgili, şunları kaydetti:

”Anadolu yakası ile Avrupa yakası, 5 yıldızlı otel yatırımı açısından eşitlenmiş durumda. Tabii ki İstanbul’da kendini farklı şekilde konumlandıran tesisler, restoranlar, oteller var. Tarihi yarımada da butik otelciliği teşvik ediyoruz. Tarihi yarımadada devasa yapılar yapma şansınız yok. Çünkü buna ne tarihi yarımadanın konumu müsaittir, ne de biz böyle bir şey öneriyoruz ama tarihi yarımadada küçük butik otel tarzındaki yapıları özendiriyoruz. Çünkü onlarla bir aile ortamı yaratabiliyorsunuz. İnsanlar o otele gittiklerinde kendilerini yabancı görmüyor. Bazıları da bunu seviyor. Tarihi yarımada daha çok küçük, kendine sıcak bir ortam yaratabilen otellere uygun. İstanbul’a gelen bir misafir ne istiyorsa onu bulma şansı var. En üst seviyede hizmet istiyorsa ya da büyük otel istiyorsa onu da bulma şansı var.”

Bilgili, turistlerin, İstanbul’u tarih, alışveriş, yeme-içme kültürü, konaklama tesisleri ve eğlence dolayısıyla tercih ettiklerini anlattı.

YOLCU GEMİLERİ
Ahmet Emre Bilgili, İstanbul’un yolcu gemileri için liman sıkıntısının olduğunu, yolcu gemisiyle kente gelen turistlerin trafik nedeniyle tarihi yarımadayı gezmekte zorlandıklarını belirtti.

Liman sıkıntısını gidermeye yönelik çalışmaların olduğunu ifade eden Bilgili, ”Gemiyle gelen yolcular tramvay yolunu kullanarak özel bir hatla tarihi yarımadaya gelecek ve aynı şekilde geri dönecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konu üzerinde çalışıyor” dedi.      Yazının devamı “İstanbula Turist Akın Edicek”

Etiketler: , , ,


Nis 17 2010

Hande Yener Geliyor

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 13:50

Sekizinci albümüyle müzik listelerine hızlı bir giriş yapan Hande Yener, merak edilen soruları yanıtladı.

Son albümünüzün adı “Hande’ye Neler Oluyor”. Gerçekten de Hande’ye neler oluyor?

- Hande anlayana da, anlamayana da hep aynı aslında. Hep inancının peşinden koşuyor. Değişmeyen tek huyum bu. ınandıklarımı yaptığım için mutlu bir insanım. Başkalarını mutlu etmek için yaşamıyorum.

Hep inandıklarınızı yapıyorsunuz. Peki insan kendini zaman zaman beyazların içindeki tek siyah gibi hissetmez mi?

- Bazen öyle oluyor. Ama cesaretim, özgüvenim ve inancım var. Denemeyi seviyorum. Sürekli gelişim ve değişim içindeyim. O değişim zamanla olacağına ben daha en baştan kabul ediyorum. Sürekli kendimi “Artık biraz daha büyü, biraz daha cesur ol” diye motive ediyorum. Yüzlerce “Kırmızı” yapıp para kazanmak kolay mesela, ama benim niyetim insanları heyecanlandırmak.

Sekizinci albümünüzü çıkardınız. ılk albümden bu yana nasıl yol aldı Hande Yener?

- “Secret” kitabını doğduğumdan beri uyguladığımı görüyorum. Albümüm çıkmadan önce kendi kendime “Çok farklı bir müzik yapacağım, enerjim çok dikkat çekecek” diyordum, bunu başardım. Ama hiçbir zaman Hande Yener markasıyla ilgilenmedim. 10 yıl olmuş müzikte, ama ben dönüp arkama yeni bakıyorum daha… Ve “Doğru yapmışım” diyorum. Çünkü hep kalbimin sesini dinledim. Bundan sonrası için de hiçbir korkum yok. Stratejik olmayı ve reklam kokan hareketleri sevmiyorum.

Bu albümle pop müziğe dönüş yapmadığınızı, amacınızın pop müziğe yenilik getirmek olduğunu söylemişsiniz. Yine de pop müziğe dönüş sayılmaz mı bu?

- Ben yarın rock albümü de yapabilirim ama… Evet, bir dönem poptan zevk almadım ve elektronik müzik yaptım. Çünkü üreten kişiler de mükemmel şarkılar yapmıyordu. “Kırmızı”dan sonra gelen şarkılar yavandı. Üç tane elektronik müzik albümü yaptım. Müzikte o kadar yenilik olurken ben “Sana kırmızı çok yakışıyor” demeye devam edemezdim. Bir de ben hiçbir zaman şan şöhret için şarkıcı olmadım. Onlar benim için teferruat. O zaman canım elektronik yapmak istedi, sonra popu özledim. Yarın belki elektrorock, belki akustik albüm yaparım, belli mi olur. Biz her şeyi yapabilmeliyiz, buna izin vermeli insanlar.

NAİF BİRİ DEĞİLİM BANA SERTLİK YAKIŞIR

Sizin ve Ajda Pekkan’ın şarkılarının güçlü kadın şarkıları olduğunu düşünüyorum. Hata yapan sevgilisine “Arkanı dön ve çık” ya da “Dönme sakın geri, çok gülerim” diyebilen iki kadın.

- Çok haklısın. Bu tarz sözler bana çok uyuyor, çünkü ben öyle bir kadınım. Bana sertlik yakışıyor, naif biri değilim çünkü. Duygusalım ama keskinim de. Bir şeylerin bitme zamanı gelmişse, acı çekmeyi göze alırım. Acıdan korkmuyorum.

Oğlunuz kaç yaşında oldu bu arada?

- 20 yaşına girdi. O beni çok destekliyor. Bu albüm için “Hiçbir albümünde bu kadar taciz edilmemiştim. Arkadaşlarım devamlı seninle ilgili sorular soruyor, çok beğeniyorlar” diyor. O yaşın dikkatini çektiğim için çok mutluyum.

Elektronik müziğe geçtiğinizde insanlar sizi çok eleştirdi. Kötü hissettiniz mi kendinizi, yoksa “Yapmak istedim yaptım” mı dediniz?

- “Romeo” o kadar iyi giderken neyi eleştirdiklerini anlayamadım. Meyve veren ağacı taşlarlar durumunu yaşadım. Başta takmadım, sonra kırıldım. “Niye üzerime oynuyorlar acaba” dedim. Bu yüzden o dönem agresifleştim. Hırsımdan ağladığım günler oldu. Sonra bir gün anladım ki yeni bir elektronik albüm yapmaya enerjim yok. Sıkıldım. Pop bir şey yapasım vardı. Daraldığım bir günde karar verdim buna. Bu sefer “Kiminle yapacağım” sorunu çıktı. Birçok pop müzik bestecisiyle görüştüm. Gelen şarkılardan en çok “Sopa” beni etkiledi. Sinan bana özel haute couture bir albüm yaptı.

DEMEK LADY GAGA DA GÖNÜL YAZAR TAKLİDİ

Size “Çakma Madonna” denilmesine bozuluyor musunuz?

- Yooo! Zaten ülkede iki tarz var; o iki tarzın çakması herkes. Ben Madonna’nın müziğini mi kopyalıyorum, onun tarzını mı kopyalıyorum? Keşke onun müziğinin sound’unu yakalayabilsem! Ben Madonna’yı seviyorum. Onun enerjisini örnek alıyorum. Bir, iki kere de mayo giydim. Vizyonu bu kadar olanlar da bana böyle bir yakıştırma yaptı.

Cengiz Semercioğlu köşesinde “Hande’nin fotoğrafları Lady Gaga’nın çakması” dedi. Öyle mi gerçekten?

- Kadın sahnedeyken çömelmiş, fotoğrafını çekmişler. Ben fotoğraf çekiminde çömelmişim. Çömelemeyecek miyim yani! Dergiler de, gazeteler de yurtdışındakileri taklit ediyor. Köşe yazarları da, diziler de, sit.com’lar da taklit. Ülkemizdeki her şey taklit… Dünyada hiçbir şey, hiçkimseye ait değil. Saçlarım kaküllü Lady Gaga diyorlar, o zaman Lady Gaga’da Gönül Yazar’ı taklit ediyor! Bu çok saçma. Herkes önce aynada kendisine bakacak.

Mayo deyince sormadan edemeyeceğim; bu vücudun sırrı nedir?

- 7 yıldır öyle bir spor yaptım ki… Bana soruyorlardı “Olimpiyatlara mı hazırlanıyorsun” diye. Yerlerde süründüm. Belli bölgelere öyle yağlar oturmuştu ki zamanında. Vücut hatlarımda problem vardı. Popomu, bacağımı beğenmiyordum. Çok ciddi hocalarla çalıştım. 7 yıl günde 2 saate varan çalışma yaptım. şimdi günde 20 dakikayla koruma yapıyorum.

BEN HİÇBİR ZAMAN KAFA KOPARICILARDAN OLMADIM

Ünlü kadınların çoğu “Ancak kendi seviyemde bir erkekle birlikte olurum” diyor, daha çok işadamlarıyla aşk yaşıyorlar. Ama sizin aşk konusunda mevki takıntınız yok gördüğümüz kadarıyla. Nedir sizin farkınız?

- Hiçbir zaman kafa koparıcılardan olmadım! Ben kendi paramı kazanıp, kendi paramı harcamayı çok severim. Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. Hayatımıza soktuğumuz insanların da garantisi yok. Bunlara bel bağlayarak yaşamak çok kötü. Maddiyat uğruna birinin tutsağı olmanın, yarı açık cezaevinde yaşamaktan farkı yok bence. şekilci değilim. Ben ilk çıktığım zamanlarda “ızmirli bir işadamıyla birlikte” diye haberimi yaptılar. Hemen aradım. “Yalan haber bile yapacak olsanız ‘ızmirli bir çocuk’ deyin” diye tepki gösterdim. Beni olmadığım bir şekilde yansıtamaz kimse! Ben tezgahtarlıktan geldim. ıstesem o adamlara ulaşırım, o adamlarla olurum. 20 yaşında öyle biriyle evlenir, albümümü de ona yaptırırdım. Bu kadar çileler çekip, 28 yaşında albüm çıkarmazdım.

Ziynet Sali “Sopa şarkısını ilk ben okudum” dedi, bir de Sinan Akçıl’la sizin ilişkiniz olabileceğini söyledi. Doğru mu?

- Doğru, ben “Sopa”yı ilk Ziynet’in sesinden dinledim. Sinan bana dinletmeden önce demo’yu ona okutmuş. “Hande gibi okusana” demiş. Ziynet de benim havamda okumuş. Ama diğer konuyla ilgili herkes her konuda yorum yapmaya bayılıyor. Bizler sadece şarkılara yorum yapalım.

Gerçekten Sinan Akçıl’la bir ilişkiniz olsa bunu söyler misiniz?

- Böyle bir şey yok ama olsa söylenirdi. Bunun bu kadar skandal haline getirilip konuşulması beni rahatsız ediyor. Albümüm yeni çıktığında da Can Tanrıyar’la birlikte diye haber yaptılar. Benim bir sürü ünlü arkadaşım var. Onlarla dışarı çıkamayacak mıyım?

Kadir Doğulu’yla yeniden bir araya gelme şansınız olabilir mi?

- Cevabını bir tek Tanrı bilir. “Hayır” desem de, “Evet” desem de yalan olur.

Bütün kapılar kapandı mı?

- E kapandı tabii. Çünkü iyi olmadı arkadan çıkan yazılar ve hareketler. Güzel hatıraları suya gömdü. Ama insanız hepimiz. O yüzden ne olacağı belli olmaz. Fakat benim böyle bir niyetim yok. Bunu biliyorum.

EVLİ İNSANLAR, BEKARLAR KADAR İYİ MÜZİK YAPAMAZ

Özel hayatımda sadece ve sadece müzik var. “Kariyer de yaparım, aşk da” diyorlar ya. Yok öyle bir şey. Ben inanmıyorum. Sadece müzikle evli olursan, müzik sana o kadar karşılık veriyor. Müziği evlilikle yürüteceğine inanan, bence iyi müzik yapamaz. Evliyken yaptığınız müzikle, bekarken yaptığınız müzik arasında enerji farkı var. Evli kafasında daha sakin ve durağan müzik yapıyorsunuz. ıçinizde fırtınalar kopması için evli olmayacaksınız. Eş tercihimi müzikten yana kullandım.

DEMET ARTIK BENİM KIZ KARDEŞİM

Tanıdığınız tek Demet, Demet Şener’di. Peki Demet Akalın’la nasıl tanıştınız?

- Medya sağ olsun! Aslında biz yıllar önceden tanışıyoruz Demet’le. İlk albümünden sonra ara vermişti. Ben ona hep “Albüm yap” diyordum. Sonra bir şekilde gıcık olduk, birbirimize salladık durduk. O süre içinde karşı karşıya da gelmedik hiç. Sonra bir gün gazetede Demet’in resmini gördüm. Artık antipati duymadığımı fark ettim ona. Bir radyo programında sordular “Söz yazıyorsunuz. Demet Akalın’a da yazar mısınız” diye. “Tabii canım ona karşı negatifliğim geçti” dedim. O da duymuş, çok hoşuna gitmiş. Bir televizyon programını aradı. Telefonda konuştuk, gülüştük. “Haydi buluşalım” dedik. O gece buluştuk. Döktük eteğimizdeki bütün taşları. “Çocukluk yaptık” dedik. Sarıldık, öpüştük. Ertesi gün beni aradı, “Önder bana evlenme teklif etti” diye. Böyle bir anda kız muhabbetine dönüştü iş. şimdi artık kız kardeşim o benim. Kavgalarımız ne kadar gerçekse, barışmamız da o kadar gerçek.

Etiketler: , , , , ,


Nis 07 2010

Yakında Sinemalarda Aptallık Çağı

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 16:27

Tür : Belgesel
Yönetmen : Franny Armstrong
Yapım : 2009, İngiltere , 89 dk.

Oyuncular

Jamila and Adnan Bayyoud , Alvin DuVernay , Piers Guy , Layefa Malini , Fernand Pareau , Pete Postlethwaite , Jeh Wadia

Aptallık Çağında, gelecek nesillerin bu çağı nasıl adlandıracağı sorgulanıyor: 21 yüzyıl tarihe, bütün bilimsel veriler ve çözümlerin ortada olmasına rağmen bu felakete izin veren insanların yaşadığı Aptallık Çağı olarak mı geçecek?

Film, 6 bağımsız hikayede anlatılan, tüketim, savaş, iklim değişikliği, petrol ve alternatifleri gibi temalardan oluşuyor. Drama, animasyon ve belgesel karışımı yapım, insanoğlunun aptallığıyla kaybedilen bir dünyaya eleştirel bir gözle bakıyor ve bizi çözüm üretmek için harekete geçmeye çağırıyor.

Filmin amacı bilinçlendirmeye yönelik büyük değişimin bir parçası olmak, hükümetleri dünyadaki sıcaklık oranını iki derece düşürerek sabitlemeleri ve gezegenimizi insanlar ve diğer canlılar için yaşanabilir hale getirmeleri için global emisyon düzeylerini azaltacak uluslararası bağlayıcı anlaşmalar yapmaya teşvik etmek.

Filmde, Aralık ayında Kophenag’ta düzenlenecek BM İklim Zirvesi öncesinde acil önlem alınmazsa iklim değişikliğinin yaratabileceği felaketlere dikkat çekiliyor.

BKM ve Dell Türkiye’nin katkılarıyla 9 Ekim Cuma günü BKM’de vizyona giriyor.

Etiketler: , , ,


Nis 07 2010

Dr. Parnassus Vizyondaki En Yeni Filmler

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 16:24

Tür : Macera / Fantastik / Gizem
Gösterim Tarihi : 2 Nisan 2010
Yönetmen : Terry Gilliam
Senaryo : Terry Gilliam , Charles McKeown
Yapım : 2010, Kanada / İngiltere / Fransa

Oyuncular

Johnny Depp (Tony1) , Jude Law (Tony2) , Heath Ledger (Tony) , Colin Farrell (Tony3) , Christopher Plummer (Doktor Parnassus) , Lily Cole (Valentine)

The Imaginarium of Doctor Parnassus günümüzde geçen bir fantastik ahlak hikayesidir. İzleyicilere, ışık ile eğlence ya da karanlık ve kasvet arasında seçim yapma konusunda karşı koyulmaz bir fırsat sunan gezgin bir gösteri olan olağanüstü ‘Imaginarium’un ve Dr Parnassus’un hikayesini anlatmaktadır.

İnsanların düş gücünü etkileme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip olan Doktor Parnassus karanlık bir sır ile lanetlenmiştir. Müzmin bir kumarbaz olan Parnassus şeytan Bay Nick ile binlerce yıl önce bir iddiaya girer ve ölümsüzlüğü kazanır. Yüzyıllar sonra, tek gerçek aşkıyla karşılaşınca Dr. Parnassus şeytanla bir başka anlaşma yapar, kızının 16 yaşına ulaştığı gün Bay Nick’in mülkiyetine geçmesi şartıyla, ölümsüzlük karşılığında gençliğe ulaşır.

Etiketler: , , ,


Nis 07 2010

Min Dit – Vizyondaki Yeni fimler

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 16:23

Gösterim Tarihi : 2 Nisan 2010
Yönetmen : Miraz Bezar
Senaryo : Miraz Bezar
Görüntü Yönetmeni : Isabelle Casez
Yapım : 2010, , 102 dk.

Oyuncular

Şenay Orak (Gulîstan) , Muhammed Ali (Fırat) , Hakan Karsak (Nuri Kaya) , Suzan İlir (Dîlan / Dîlara ) , Fahriye Çelik (Anne) , Alişan Önlü (Baba)

Diyarbakır Batman yolunda, karanlık bir Mayıs gecesinde, on yaşındaki Gülistan’ın ve kardeşi Fırat’ın hayatı acı bir şekilde değişir. Gazeteci olarak çalışan babaları ve anneleri çocukların gözleri önünde öldürülürler. Geriye sadece Gülistan, Fırat ve annelerinin kollarında ağlayan altı aylık kız kardeşleri Dilovan kalır.

Çocukların tek akrabaları teyzeleri olan Yekbun’dur. Ama kısa bir süre sonra teyzeleri de kaybolunca, Gülistan ve Fırat, tamamen kendi başlarına kalırlar.

Etiketler: , , ,


Nis 07 2010

Herkesmi Aldatir-Vizyondakiler

Category: Kültür & Sanat & Sinemaadmin @ 16:21

Tür : Komedi
Gösterim Tarihi : 2 Nisan 2010
Yönetmen : Kamil Aydın
Senaryo : Tahir Alper Çağlayan , Metin Zakoğlu (Kitap)
Yapım : 2010, Türkiye , 98 dk.

Oyuncular

Ragıp Savaş , Mine Tugay , Metin Zakoğlu , Fatma Toptaş , Asuman Dabak

Kamil Aydın’ın yönettiği ve Ragıp Savaş, Mine Tugay, Metin Zakoğlu ile Fatma Toptaş’ın oynadığı Herkes mi Aldatır?, 02 Nisan 2010’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Havva Ünal Production – Mars Entertainment Group tarafından vizyona çıkarılıyor.

Etiketler: , , ,


« Önceki SayfaSonraki Sayfa »