Alınan bilgiye, Şanlıurfa’da bir süre önce evlenen 25 yaşındaki Z.A, doğuştan cinsel organı olmadığı için daha sonra boşanmak durumunda kaldı.
Ailesinin hastaneye götürdüğü Z.A. burada jinekolojik muayeneden geçirildi. Hastanede, Z.A’ya plastik cerrahi ve kadın doğum uzmanlarının katıldığı 3 saatlik bir operasyonla, vücudundan alınan dokularla, ”Yapay vajina” oluşturuldu.
Hastanenin jinekoloji uzmanı Op. Dr. Hüseyin Görmüş, konuyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, ”Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde hem Türkiye hem de dünyada nadir yapılan bir ameliyatı gerçekleştirdik. Burada ‘Vajinası’ olmayan, ”Uterus’u olmayan 25 yaşında daha önce evlenmiş ve boşanmış bir hastamıza, gerçekleştirdiğimiz ameliyatla kendi dokularını kullanarak, suni bir vajen oluşturduk” dedi.
Bir plastik cerrah, 2 kadın doğum uzmanı ile kendisinin de katıldığı ve 3 çeşit ameliyatın destekleyici operasyonlarının bir arada yapıldığını aktaran Görmüş, ”Bu ameliyat çok nadir yapılan bir ameliyat. Bu ameliyattaki komplikasyonlar, yapılan işler ve sonuçlarının ameliyat tekniğine göre yüz güldürücü olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
-”NORMAL BİR CİNSEL HAYATI OLACAK”
Hastanın durumunun iyi olduğunu ifade eden Op. Dr. Hüseyin Görmüş, şunları kaydetti:
”Bu ameliyatta kendi dokularını kullanarak vajen derinliğini ve normal olması gereken vajen mesafesini oluşturduk. Bundan sonraki hayatında çocuğu olmasa bile, rahatlıkla cinsel ilişkiye girebilecek ve diğer normal bayanlardan hiçbir farklılık olmayacak şekilde cinsel hayatı olacaktır. Bu da bizim ülkemizde çok nadir yapılan bir ameliyat olmasından dolayı Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi ekibi için büyük bir kıvanç olmuştur.”
Bir gazetecinin hastanın daha önceden, hastalığından haberinin olup olmadığı yönündeki sorusu üzerine Görmüş, hastanın daha önceden rahatsızlığını bildiğini fakat bilinçsiz davranarak evlendiğini ifade etti.
Ameliyatı yapan doktorlara teşekkür eden hastanenin Başhekimi Dr. Mehmet Demir ise gerçekleştirilen ameliyatın Şanlıurfa’da ilk olduğunu belirterek, böyle bir başarıdan memnuniyet duyduğunu belirtti.
]]>HAZIRLANIŞI
Fırını 150 dereceye ayarlayın. Tavada yağı kızdırın ve etleri içine atıp hafifçe kızartın. Sonra etleri düdüklü tencereye aktarın.
Soğanı, biberleri ve sarımsağı tavada birkaç dakika kavurun. üzerine un ve şeker serpin. Karıştırırken bir yandan da içine yavaş yavaş bira ve su ilave edin. Sonra kekik, sirke, hardal, karanfil, tuz ve karabiber serpin. Kaynama noktasına gelince, karışımı düdüklü tenceredeki etin üzerine dökün.
Tencerenin kapağını kapatın ve yemeği yaklaşık 1,5 saat ateşte tutun. Gerekirse yeniden su ve bira ilave edin.
Not: Yemeğinize havuç ve brokoli de ilave edebilirsiniz.
HAZIRLANIŞI
Bir tencerede yağı kızdırıp tavuk göğüslerini kızartın. Etler pişince bir kenara alın. Ayrı bir tavada yağı kızdırıp unu esmerleşene kadar kavurun. Kereviz, soğan ve maydanozu ilave edip 15 dakika daha kavurun. İçine domates, biber, domates sosu ve kızarmış olan tavuk etlerini ilave edip 5-10 dakika kadar daha kavurun. Sıcak pilav üzerinde servis yapın.
Her servis 389 kalori, 32 gr. Protein, 11 gr. Yağ, 41 gr. Karbonhidrat, 4 gr. Lif, 73 miligram kolesterol ve 1039 miligram sodyum içerir.
]]>New York valisi Elliot Spitzer’le para karşılığında birlikte olduğu ortaya çıkan Ashley Dupre, hayatında önemli bir dönüm noktası yakaladı.
24 yaşındaki hayat kadını, ‘Playboy’ isimli dünyaca ünlü erkek dergisine kapak oldu.
Dupre ile cinsel ilişkiye girmesi ile adı skandala karışan vali, geçtiğimiz yıl görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.
]]>Miss Turkey 2010 Güzellik Yarışması, Cem Davran ve Burcu Esmersoy`un Sunduğu Yarışma da Bir Birinden Farklı 20 Güzel Birincilik İçin Yarıştı. Juri Üyeleri Hıncal Uluç, Müjde Ar ve Okan Bayülgen`in de Olduğu Yarışmada Mustafa Ceceli ve Bengü Sahne Aldı.
Miss Turkey 2010 Yarışmasın da Dereyece Giren İlk Üç İsim Şöyle;
Miss Turkey 2010 Birinci Güzeli: Gizem Memiş
Miss Turkey 2010 İkinci Güzeli: Serenay Sarıkaya
Miss Turkey 2010 Üçüncü Güzeli: Döndü Şahin
Davacı Kadın da Bunun Üzerine Süt İzninde Kendisinin Saat Seçme Hakkı Olduğunu İfade Ederek, Okul Yönetiminin İzin Vermemesi Nedeniyle Yaşadığı Mağduriyetinin Giderilmesi ve Söz Konusu İşlemin İptali İstemiyle Konya 2. İdare Mahkemesi`ne Dava Açtı.
Davayı Görüşen Yerel Mahkeme Kararında, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu`nda, “1 Yaşından Küçük Çocukları Olan Memurların Günde Toplam 1 Buçuk Saat Süt İzni Hakkı Olduğu, Verilen Süt İzninin Kullanımında da Annenin Seçim Hakkı Olduğunun Hükme Bağlandığı Anımsatıldı.
Ayrıca, İdarenin İzni Öğle Saatin de Kullanılması Yönündeki Görüşünün Davacıyı Mağdur Edeceği İfade Edilen Mahkeme Kararında, İdarenin Söz Konusu İşleminde Hukuka Uyarlılık Bulunmadığının da Altı çizildi.
Dava Konusu İşlemin Uygulanması Halinde Telafisi Güç Zararlar Doğurabileceğinin de Vurgulandığı Kararda, İşlemin Yürütülmesinin Durdurulmasına Karar Verdi.
]]>Konuştuğu konunun basit bir üçüncü dünya ülkesi meselesi olmadığını ve manevi çöküş yaşayan Batı medeniyetini yeniden inşa etmek istediğini belirten Ağca, bunu kendisinden başka hiç kimsenin yapamayacağını belirtti. Batı gazetecilerinin “Papa tutuklansın” manşetleri attığını belirten Ağca, eline aldığı incili göstererek, “Bu kitap geçersizdir. Tarihin müzesine atıyorum bu kitabı. Tanrının verdiği otoriteyle yapıyorum bunu. Yeni bir İncil yazıyorum, yeni bir Tevrat yazıyorum mükemmel Tevrat mükemmel, İncil. Batı medeniyetinin başka hiçbir çıkış yolu yok.” şeklinde konuştu.
Hıristiyanların Hazreti İsa’ya ‘tanrının oğlu’ demesini eleştiren Ağca, “Burada bir insanı tanrı olarak tanrının oğlu masallarıyla tanıtarak insanlığı aldatıyorlar. Bu kitap nedir İsa Mesih için en aşağılık hakaretler var. ‘Mesih İsa bir hiç’ diyor. Hani sizin tanrınız da tanrınızın oğluydu. ‘Veled-i zina’ diyor aşağılık insanlar. Hayır insan tanrı değil tanrının oğlu değil ama kutsal bir insan. Birilerinin haykırması lazım. Bu öyle basit sakin kelimelerle söylenecek bir şey değil.”
Batı medeniyeti gibi Doğu medeniyetinin de çöktüğünü savunan Ağca, Usame Bin Laden ve El Kaide’nin şu anda Doğu medeniyetini temsil ettiğini öne sürdü. Kendisinin hiçbir din adına konuşmadığını öne süren Ağca, “Ben Musa peygamberin, Mesih İsa’nın tanrısı adına konuşuyorum. Beni dünyaya sunan da Vatikandır. Hiçbir milleti devleti temsil etmiyorum. Kainatı yaratan yöneten tanrı adına konuşuyorum. Doğu ve batı medeniyeti yeni bir dünya düzeni için bir araya getirmeyi diyalogu devam ettirmeyi düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.
“İNSANLARIN BAKIŞLARINDAN RAHATSIZ OLUYORUM”
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Ağca, basın mensuplarının ‘Yılarca hapishanede bulundunuz. Adaptasyon sorunu çekiyor musunuz?” sorusu üzerine Ağca, “Tabi bir anda toplumu anlamak, hayata adapte olmak mümkün değil ama şunu söyleyebilirim. İngilizce sözlerimizde biraz hayretle karşılayabilirsiniz. Ben Harward Üniversitesi’nden Oxford profesörlere ders verebilirim. Onların eserlerini görüyorsunuz. Bunlar adam olsaydı toplumlarını bu iflasa sürüklemezlerdi. Bunun için ilahi hakikatten başka hiçbir çıkış yolu yok. Toplumun içine pek giremiyorum. Bakışlardan rahatsız oluyorum. Ama zamanla herhalde rahatlıkla normal hayatımı yaşayacağım. İstanbul’da yaşıyorum. Malatya’ya yakında gitmeyi planlıyorum.” diye konuştu.
Günlük hayatı hakkında da bilgi veren Ağca, zamanını incil ve tevrat yazarak, spor yaparak geçirdiğini ifade etti. Gazetecilerin ‘Televizyonlardan teklifler aldınız bunlarla ilgili ne söyleyeceksiniz?” sorusu Ağca’yı kızdırd. Ağca, “Bunlar ortaçağ zihniyeti ilkel zihniyetler. Herkesin bir rolü misyonu var. Yarışma programı diyorum bunlar çok aşağılık davranışlar. Bunu saygıyla karşılamak mümkün değil. Ben mesihim diyen birini buna davet etmek doğru değil. Ben mesihim ve tanrıyı temsil ediyorum. Ama öyle bir dans yarışması gibi aşağılık bir şeye kimse beni davet edemez.” şeklinde konuştu.
Film projesi ve teklifler üzerine Ağca, henüz bir karar verilmediği ancak yurt içinden ve dışından teklifler geldiğini belirtti. Türkiye’de Papa Suikasti konusunda pek çok kitap yapıldığını ve onlarca belgesel film hazırlandığını belirten Ağca, gerçeklerin kendi elinde oduğunu ve son sözü kendisinin söyleyeceğini aktardı.
İPEKÇİ CİNAYETİ SORUSUNA CEVABI “TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ VARDI”
Basın mensuplarının ” ‘İnsan öldürmeyle bir yere varılamaz’ diyorsunuz ama siz de insan öldürmekten hapis yattınız. Burada bir çelişki yok mu?” sorusu üzerine Ağca, Onun ayrı bir konu olduğunu ve o dönemde Türkiye’de iç savaş ortamı olduğunu öne sürdü. Şu anda Mesih olma görevinin kendisinde olduğunu ve buna göre davranmak zorunda olduğunu anlatan Ağaca, Hz. Musa’nın 10 Emir’de ‘öldürmeyeceksin’ demesine rağmen İncil’de katil olarak geçtiğini söyledi. Ağca, “Katille işgalciler ben her türlü terörizmi de cinayeti de suçu da kesinlikle lanetliyorum. Meşruiyet adamı olmak zorundayım. Tanının yeryüzündeki temsilci olarak. Bırakın eskiden var mı yok mu? Burada yepyeni bir Ağca var. Mesih Ağca var. Ben Mesih olduğumu 80 yılında birileri söyledi ama 83 yılında keşfettim. Ben ilahi adalet ve hakikatim Mesih olarak. Bu kesinlikle küfür değil. Bu hak dine mükemmel dine aykırı bir şey de değil. Aptallar cahiller Ağca kafir derler.”
Kendisinin insanlığın son umudu olduğunu öne süren Ağca, yazdığını söylediği Tevrat ve İncil’i bir iki ay içinde tamamlayacağını belirtti.
]]>
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.”
Ak Parti‘nin değişiklik teklifinde, bu fıkraya bir cümle eklenmesi öneriliyor;
“Bu maklatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz…”
İşte tüm tartışmayı çıkaran da bu ek cümlecik.
CHP‘Lİ VEKİL: BU MADDE ÜNİVERSİTEDE TÜRBANI SERBEST BIRAKIR
Tartışmayı alevlendiren CHP Konya Milletvekili Atila Kart. Aynı zamanda TBMM Anayasa Komisyonu üyesi de olan Kart, 10. maddede yapılan bu eklemeyle iktidar partisinin türban düzenlemesine Anayasal dayanak oluşturmayı amaçladığını söyledi.
Kart, Hürriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “türbana serbestlik düzenlemesine Anayasal dayanak oluşturmayı amaçlıyorlar. Bundan sonra da yasal ya da idari yöntemlerle, yönetmelik gibi, kamusal alanda türban yasağını aşmayı planlıyorlar” diye konuştu.
Ak Parti‘nin daha önce de Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde benzer bir düzenleme yapmaya çalıştığını, ancak bunun Anayasa Mahkemesi‘nden döndüğünü hatırlatan Kart, “Aynı amaca yönelik yeni bir yöntemdir bu yaptıkları. Bu eki yaparak, Anayasa’nın ilk üç maddesini ve konu ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının sonuçlarını etkisiz kılmayı amaçlıyorlar” dedi.
Kart, Ak Parti‘nin böyle bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesi‘nden döneceğini bildiğini de belirterek, “ama seçimler yaklaşıyor. Şimdi bu madde dönünce, ‘biz çabaladık ama bu oligarşik bürokrasi, bu yargı, bu CHP yok mu? Yine bizi engellediler’ demeyi amaçlıyorlar” dedi.
Ak Parti‘Lİ KUZU: ŞÜPHECİLİKLERİ ARTIK HASTALIK HALİNE GELMİŞ
Ancak Atila Kart’ın bu sözlerine itiraz, Ak Parti‘li Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’dan geldi.
“Şüphecilik bir başladı mı, hastalık haline gelir. Bunların şüpheciliği hastalık olmuş” diyen Kuzu, aynı cümleyi 2004 yılında ilgili maddede yapılacak değişiklik Anayasa Komisyonu’nda tartışılırken, CHP‘nin aynı cümleyi önerdiğini söyledi. Kuzu, “Bu cümlenin aynısı, 2004′te Anayasa Komisyonu’nda CHP‘nin önergesinin aynısıdır. O zaman sormazlar mı? CHP, başörtüsüne serbestlik için mi önermiş bu cümleyi? O zaman başörtüsünü amaçlamıyordu da, şimdi mi amaçlıyor?” diye konuştu.
işadamı Hayim Sadioğlu ile evli olan Özberk bebeğinin adını ‘Leo’ koyduklarını söyledi. Özberk, “Benim burcum aslan, eşim Hayim’in burcu da aslan. O da ismiyle aslan olsun istedik” dedi. Ünlü oyuncu çocuğuyla ilgilenebilmek için oyunculuğa bir yıl süreyle ara verdiğini belirtti.
]]>