Başbakan Erdoğan partisinin il başkanları toplantısında Almanya başbakanı Merkel’e sert sözlerle seslendi ve ‘özür dile’ çağrısı yaptı. Erdoğan satır aralarında AB’ye mesaj vermeyi de ihmal etmedi. Başbakan, son günlerdeki alkol, heykel, yargı ve RTÜK tartışmalarına da değindi. 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Diye soran Erdoğan’a göre, bu konular Seçim öncesi AK Parti‘yi yıpratma kampanyasının birer ürünü…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen genişletilmiş il başkanları toplantısında gündemin öne çıkan birçok başlığına değindi.
Başbakan’ın öncelikli mesajı, Kıbrıs konusundaki açıklamalarını hatırlattığı Almanya Başbakanı Merkel’eydi.
Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel‘in Güney Kıbrıs Rum kesiminde Türk tarafını suçlayan açıklamalarından dolayı özür dilemesini beklediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Merkel’in Kıbrıs meselesine ‘Fransız’ olduğunu söyledi. Erdoğan, Merkel’den tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Türk tarafından özür dilemesini istedi. Erdoğan, şunları söyledi:
“Almanya Başbakanı Sayın Merkel, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni ziyareti esnasında bazı açıklamalarda bulundu. Sayın Merkel’in açıklamaları Türk tarafını rencide ettiği kadar tarih bilgisinden yoksun ve bizzat Sayın Merkel’in önceki ifadeleri ile aleni şekilde çelişen açıklamalardır. Almanya Başbakanı Kıbrıs meselesine ne kadar Fransız kaldığını bu son açıklamalarla göstermiştir. Almanya Başbakanı’nın Almanya içinde Türkler üzerinden yürüttüğü popülist siyaseti şimdi Kıbrıs’a taşıması özellikle Türkler aleyhine açıklamalarla Rum Kesimi’ne şirin görüşme çabaları son derece manidardır.
Bu tavır ve açıklamalar uzak görüşlü, vizyon sahibi bir lider görüntüsü vermemektedir. Sayın Merkel’in tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Ada’da uzlaşma için her türlü fedakarlığı gösteren Türk tarafından özür dilediğimizi beklediğimizi de burada ifade etmek istiyorum.
Birilerinin çıkıp Sayın Merkel’in ‘Türkiye Başbakanı’nın sözleri ile tarihi bilgisini test etmeye ihtiyacı yoktur’ gibi yaklaşımları hiçbir şey ifade etmez. Söylenen ortadadır, yapılanlar ortadır. Çünkü bu süreci takip eden lider Merkel değildir. Bu sürecin içinde yaşamış bir lider olarak ben kendilerine bir şey söyledim. Eğer halef-selef olduğu Sayın Schröder’e veya onun yazdığı eserini bir okuma zahmetinde bulunursa burada Türklere karşı ne denli ahlaksızca davrandığını o süreci yaşayan lider olarak Schröder ifade ediyor.
Verilen sözlerin nasıl yerine getirilmediğini Sayın Schröder çok açık net ifade ediyor. Ben Katar‘da da söyledim. Eğer Sayın Schröder’i şöyle bir kahve içmeye davet ederse süreci kendilerinden çok daha açık ve net öğrenmiş olurlar. Çünkü süreci biz yaşadık Sayın Merkel, sen yaşamadın.”
Kıbrıs meselesinde bir sonraki mesajın muhatabı ise Avrupa Birliği’ydi. AB’ye mesajı da netti Erdoğan’ın.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB’nin fasılların açılıp açılmaması noktasında ortaya koyduğu tavırla sözünde durmadığını söyledi. Erdoğan, “AB müktesebatı içinde olmayan şeylerle bizi test etmeye çalışıyorlar, bizi siyasi olarak köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Yanlış oynuyorsunuz, yanlış aktörlerle farklı muhatabı test etmeye çalışıyorsunuz. Türkiye bu teste gelmez.” dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti İl Başkanları toplantısında, Kıbrıs meselesinde AB’nin tavırlarına yönelik eleştirisini sürdürdü.
Başbakan Erdoğan, “O süreçte Davos‘ta Kofi Annan‘a ‘gel süreci başlatalım, Türkler olarak biz her zaman Rumların bir adım önünde olacağız’ diyen biziz ve ‘kazan kazan esasına göre süreci başlatalım’ dedik. O zamanlar ‘vin vin’ esası literatüre girdi. ‘Bu esasa göre bunu yapalım’ dedik. Ne oldu? Referandum; karar Burgen Sitong’dan çıkıyor. Bu karar çıkarken Rum tarafı Karamanlis ve Papadopulos ‘erteleyelim bunu’ dediler. Sayın Annan bana döndü, ‘Ne dersin’ dedi. Ben ‘Davos‘ta verdiğim sözün arkasındayım. Biz her zaman bir adım önde olacağız. Bunu geciktirmekten yana değiliz. Buradan bu kararı çıkartalım’ dedik. ve Sayın Annan, o zaman ‘burada anlaşmayı imzalayacağız’ dediler. İmzaladık.
ve çok daha enteresan bir şey var. Askerlerin çekilmesi vs hepsi o planda vardır. Türk ve Yunan askeri sayı itibariyle nereye kadar çekilecek, hepsi o anlaşmada var. Ne oldu? Onlar geri adım attılar, Sayın Annan dedi ki ‘Bugün bunu burada bitireceğiz’. ve imzalar atıldı. Referanduma gidildi. Türk tarafı yüzde 65 ‘evet’ dedi; Rum tarafı yüzde 75 ‘hayır’ dedi.”